Süleymaniye’de PKK’nın sözde silah bırakma tiyatrosunun fotoğraf görüntüleri yayınlandı.
Silah bırakan 15 erkek ve 15 kadın toplam 30 teröristin hiç birisinin yüzünde pişmanlık yoktu.
*
Bu görüntüler bana Habur’da yaşanan rezaletin görüntülerini hatırlattı.
Yaşananlar trübünlere oynamaktan başka bir şey değildir.
Bunlar silah bırakıp teslim olmadılar.
Silahlarıyla birlikte YPG’ye katılıyorlar.
Sadece göstermelik olarak 30 kişi silah bıraktı/yaktı.
ABD ve İsrail parmağı olmadan bunların yaşanması mümkün olabilir mi?
*
Altını önemle çizmek isterim ki;
Pkk silah bırakmaz, bırakamaz.
Çünkü PKK kendi başına bir örgüt, bir irade değildir.
PKK silah felan bırakmıyor.
Sadece isim değiştiriyor.
YPG‘ye bir kısmı katılmıştı.Şimdi de silahları bıraktı gözükerek geri kalanlar katılacaktır.
*
PKK Batı’nın terörist listelerinde yer almaktaydı.
PKK’nın örgütsel yapısının feshedilmesiyle PKK adı taşımayan ama kendisi PKK olan KCK’ya bağlı tüm terör örgütlerine meşruiyet kazandırmış olunmaktadır.
Çünkü dünyanın bir çok ülkesi tarafından terörist kabul edilen PKK’nın kendisini feshetmesiyle KCK’nın diğer kolları AB ve ABD nezdinde artık meşru birer yapılanmadan ibaret olacaktır.
*
PKK kendi iradesiyle hareket edemez.
Onu kullanan ABD +İsrail +İngiltere ve AB ne derse ancak onu yapar.
Çünkü tasması bunların ellerindedir.
PKK’yı yaratanlar BOP’ni gerçekleştirmek isteyenler değil mi?
İçimizde BOP Eş başkanı olduklarını söyleyenlerin de olduğunu unutmamak lazım.
“Vaadedilmiş Topraklar” sahip olma adına yürütülen“Büyük Ortadoğu Projesi” maalesef tıkır tıkır işlemektedir.
*
Efendim PKK’lı binlerce terörist silah bırakıp topluma karışacakmış.
Hakikaten bu mümkün olabilir mi sizce?
Biz aynı filmi Habur rezaletinde de izlememiştik.
*
Akp’li Mehmet Metiner şöyle demişti;
“Dağdan gelenleri bağrımıza basacağız kardeşim.
Düz ovada siyaset yapmalarının önündeki bütün engelleri kaldıracağız.”
*
Bu kişiye göre “Silahları bıraktılar.” diye cezaevlerindeki ve dağdaki
teröristleri affedip bağrımıza basacakmışız.
Vay be.
PKK’nın siyasi uzantıları bunu isteyebilir.
Bir de bunu evlerine ateş düşmüş olanlara sorunuz.
Bakalım ne diyecekler?
*
Evet gidişat öyle ki;
Siyasal islamcılar ve milliyetçi geçinen belli
bir kesim teröristleri bağırlarına basacaklar ve şehitlerimizin kemiklerini sızlatacaklar.
Babasının yüzünü görmeyen çocukları, çocuğunun yüzünü göremeyen gözlerini ve diğer uzuvlarını kaybetmiş gazilerimizi, şehit eşlerini, şehit ana ve babalarını kahırlarından öldürecekler.
Yıllarca o bölgede terörle mücadele etmiş onca gaziye , Mehmete, polise, korucuya bakalım ne diyecekler?
*
Askerler barışı siyasilerden daha fazla ister.
Ancak bu yaşananlar barış felan değildir.
Silah bırakma görünümü altında YPG’yi meşrulaştırmadır.
*
Biraz geçmişe gidip hatırlayalım;
ABD YPG için ne demişti;
“Bunlar ABD’nin bölgedeki kara güçleridir.”
ABD, PKK/YPG terör örgütüne 2015 yılı itibarıyla Irak’ta ve özellikle Suriye’de “IŞİD’le mücadele” adı altında her türlü yardımı yapmış bomba, patlayıcı, tabanca, tüfek, roket, muharebe araçları, ilaç, gıda, maaş
vb. akla ne gelirse vermiştir.
Hem de 40 binden fazla TIR dolusu.
Hala da Amerika ve İsrail tarafından silahlandırılmaları devam etmektedir.
YPG‘li teröristler Suriye’de askerlerimize pusular kurup saldırılar yaptığında YPG’ye operasyon yapan SİHA’mız da ABD uçakları tarafından düşürmüştü.
Evet bunları inşallah unutmamışınızdır.
*
İktidarın da desteğiyle Suriye’deki Esad rejimi devrilerek Suriye’nin İsrail’e hediye edildiğini de unutmayalım.
O zamanları yandaş medya “Suriye’yi fethettik.” naraları atmıştı öyle değil mi?
Suriye’yi fetheden bir tek güç vardır.O da İsrail’dir.
Şimdi hemen sınırımızda israil/ABD’nin YPG olarak büyük bir kara gücü vardır artık.
Artık İsrail ile komşuyuz.
“Türk kimliğinin erezyona maruz bırakılmış” Türkiye için bu durum büyük bir tehdittir.
*
Bölgemizde ABD ve İsrail çıkarlarıyla Türkiye’nin çıkarları örtüşmemektedir.
ABD, Türkiye’nin dostu da değildir,
müttefiki de değildir.
Tarih boyunca hep düşmanlık yapmıştır ve de yapmaktadır.
ABD PKK/YPG ‘ye şimdi diyor;
“Suriye Demokratik Güçleri.”
Güya Teröristlere “Demokratik” diyerek teröristleri şirin göstermeye çalışıyor.
*
PKK terör örgütünün 12 Mayıs 2025 tarihindeki “PKK’nın örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması” kararlarının alındığını belirtiği bildiriyi hepinizin bir daha okumasını öneririm.
Metin İngilizceydi.
Görünen o ki metin, CIA tarafından her şey düşünülerek hazırlanmıştır.
*
Sözüm ona “Fesih Bildirisi”, tuzaklarla ve ihanetlerle doludur.
Fesih Bildirisine göre Türkiye’nin “Ulus devlet”, “Üniter devlet ” ve “Laik devlet“ yapısı değiştirilmeliymiş.
Bu coğrafyada, “Ulus”, “Üniter” ve “Laik devlet” yapısıyla oynarsanız devlet diye bir şey kalmaz efendim.
*
PKK, KCK’nın sevk ve idâresi altındadır.
PKK, “Fesholdum” diyor.
Ama KCK’nın yönetimi altındaki
PYD/YPG(Suriye kolu),
PJAK(İran kolu),
PÇDK(Irak kolu)gibi yapılar yerinde duruyor. Hepsi dağıtılmadan terör sorunu asla bitmez.
*
Fesih Bildirisi’nde Terörist başının Suriye’deki PKK/YPG/SDG’ ye silah bırakma çağrısı neden yoktu?
İran’daki PJAK’a silah bırakma çağrısı neden yoktu?
YPG ve PEJAK da İmralı’ya bağlı değil mi?
Neden bunlar da silah bırakmıyor?
Neden silah bırakma sadece Kürdistan Topuluklar Birliği (KCK )’nin çatısı altındaki terör örgütlerinden Türkiye kolu olan PKK ile sınırlı tutulmuştur?
Bu sorular cevap beklemektedir.
*
DEM’li Pervin Buldan şöyle demişti;
“Suriye’de Kürtlerin elde ettiği statü Türkiye’de de olacaktır.
Kürtler statüsünü elde etti artık.
Kandil’deki dostlarımız, arkadaşlarımız, kardeşlerimiz, yoldaşlarımız Türkiye’ye gelmelidir.
Türkiye’de siyaset yapmalıdır.”
*
PKK bildirisinden sonra PYD ve PEJAK’ın yaptıkları açıklamalara da bir bakalım;
“Öcalan’ın çağrısı bizi bağlamaz, kimse bize silah bıraktıramaz.
Terörsüz Türkiye kavramını kesinlikle reddetiyoruz.”
*
1999 yılından beri PKK’nın liderliğini ve PKK’nın askeri kolu HPG’nin ana karargah komutanlığını yapan Murat Karayılan’ın ise silah bırakma bildirisi sonrası ifadeleri ise şu şekilde idi;
“Türkiye demokratikleşme adımlarını atmazsa büyük zarar görecektir.
Yapılan çağrının başarısı Türkiye’nin atacağı adımlara bağlıdır.
Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün, özgür çalışma koşullarının sağlanması gerekir.
TBMM’nin komisyon kurup anayasa ve yasalardaki bazı yasaları değiştirmesi gerekiyor.
Ancak Önder Apo için, Kürtler için yasalar değişirse, özgür çalışma koşulları sağlanırsa,
İmralı sistemi tasfiye edilirse o zaman bu çağrının gerekleri yerine gelir.”
Evet, aklı selim değerlendirmeler yapabilmek adına yukarıdaki açıklamaları hatırlatmakta yarar gördüm.
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecinin başında süreci yönetenler topluma
“pazarlık yapılmadığını” söylenmişti öyle değil mi?
Peki, “Yukarıdaki açıklamalardaki beklentiler o zaman neyin nesidir?”
diye adama sormazlar mı?
*
Akp’li Mehmet Metiner’in şu ifadesini de hatırlatmak isterim;
”Anayasa vesayetin son kalesidir.
Bunu da paramparça edeceğiz.“
Efendim Metiner’in yukarıdaki ifadelerle ne demek istendiğine bakılırsa ve ayrıca yukarıdaki cevap bekleyen sorulara cevap bulunursa “sözde silah bırakma”nın gidişatı daha iyi anlaşılacaktır.
Özetle, bizler sadece silah bırakmaya odaklanırsak yanılırız.
Resme bütün olarak bakılmalıdır.
Yazımda şimdiye kadar bütün ifade ettiklerim de dahil hepsi bir bütün olarak değerlendirilirse amaçlananın ne olduğu ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.
*
Ne kadar üzücü ki Türkiye’yi bölseler “Vardır bir bildikleri.” diyecek bir kitle var içimizde. Lanet olsun hepsine.
Evet toplum bölünmüştür.
“Lozan’dan yana olup vatana sahip çıkanlar.
Sevr’den yana olup ülkeyi bölmeye çalışanlar.”
*
Şu husus unutulmamalıdır;
Yılanlar sadece kabuk değiştirirler.
Bir sonraki hedefte Türkiye ve İran vardır.
Yugoslavya, Irak ve Suriye örneği ortadayken bunu anlamamak için hain yada ahmak olmak lazımdır.
*
SONUÇ;
Silah bırakma adı altında Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG koruma altına alınmıştır.
TSK’nın o bölgeye operasyon yapması engellemek istenmiştir.
*
Kim silahların bırakılmasını, terörün bitmesini istemez ki?
Elbette hepimiz isteriz.
Ancak ortada BOP gibi Türkiye’yi de bölmeyi amaçlayan emperyalist devletlerin bir projesi olduğu müddetçe terör örgütünün silah bırakma tiyatrosuna asla güvenilmemelidir.
*
Terör örgütü, Kandil’i çoktan boşaltmıştır.
Binlerce terörist ABD’nin SDG dediği Suriye PKK’sına katıldı bile.
*
Bunların barış dediği, şehitlerimizin kanı elinde duran terörist başı da dâhil cezaevlerindeki teröristlerin serbest bırakılmasıdır.
Bunların barış dediği, teröristlerin TBMM’ne girmesidir.
Bunların barış dediği, Suriye’deki YPG/PKK terör ordusunun Türkiye tarafından tanınmasıdır.
Bunların barış dediği, Türkiye’nin “üniter devlet” yapısının yok edilmesi ve Türkiye’nin bölünmesidir.
Peki o zaman sormazlar mı;
“Biz şimdiye kadar neden binlerce mehmetimizi, polisimizi, vatandaşımızı toprağa verdik ki?”
Bu vatan için çok büyük faturalar ödendiğini kimse bize unutturamaz.
*
Bir çok yorumda da olduğu gibi
iktidarın, iktidarını ilelebet devam ettirme adına attığı “Terörsüz Türkiye” olarak ifade edilen bu adımdaki silah bırakma/yakma olayı TOPLUMUN GÖZÜNÜ ASLA KÖR ETMEMELİDİR.
45 yıllık terör örgütünün bir günde taleplerinden vaz geçtiğine inanmak akıllara ziyan bir durumdur.
Kapalı kapılar arkasında neler konuşuldu, neler istendi ve neler verildi?
Türk milletine;
“Bir şey verilmeyecek.Sadece silah bırakılacak.” denmişti.
Efendim, şimdi artık verme dönemi başlıyor.
Nelerin verileceğini de milletçe göreceğiz.
*
Evet, Serv’de bir barış anlaşmasıydı.
Ama TÜRK MİLLETİNİN ölüm fermanıydı.Bunu asla unutmayalım.
*
Bugün ikbal, makam, rütbe uğruna susanları, korkanları, sinenleri, terör örgütü ağızıyla konuşup onların istekleri doğrultusunda hareket edenleri, karanlık senaryoya figüran olanları tarih hem yazacak hem de affetmeyecektir .
*
Norveç’te “Atatürk gibi düşün.” diye bir deyim vardır.
Şimdi gözlerinizi kapatınız ve hayal ediniz;
“PKK bildirisinde bahsedilenlere GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK muhatap olsaydı ATATÜRK’ün cevabı ve hareket tarzı nasıl olurdu?”
*
Alıştıra alıştıra bugünlere gelindi.
Ahlaksız, Atatürk ve Türk düşmanı bir medya grubunun şuursuz bir kitle yarattığını üzülerek görüyoruz.
Oyun çok büyüktür.
Eskiden;
“TANRI TÜRK’Ü KORUSUN.” denirdi.
Bugün ben buna şu ifadeyi de ekliyorum;
“GEÇ OLMADAN TANRI TÜRK’Ü UYANDIRSIN.”
Tarih:11 Temmuz 2025./ Ömer ERBIYIK