Atatürk binlerce yıllık Türk devlet ve millet geleneklerinin, evrensel insani birikimin özü ve özetidir. Katıldığı tüm savaşlar, verdiği tüm mücadeleler; savaş sanatını en iyi bilen Türk aklının güncellenmesi, ete kemiğe ve ruha bürünmesi, doğuştan gelen ruh ve beden kabiliyetlerinin eğitimle, akılla, tarih bilinciyle, bilimle takviye edilmesiyle zaferin sırrına ermiş eşsiz bir liderdir.

O, Osmanlı subayı olmasının yanında kendi kişisel gelişimini çok okuyarak, pratik deha zekasının hakkını vererek Türk tarihi ve insanlık tarihinde hem milli hem evrensel anlamda tarihe kendini altın harflerle yazdırmış, bugün hala kendini tanıyanları hayran bırakan bir şahsiyettir. İnsanlık ve Türk milleti ona çok şey borçludur; sömürge altında yaşayan o günkü mazlum milletlere umut, rol model olmuş milli ve evrensel yüz akımızdır. Antiemperyalizmin ölümsüz temsilcisi, sömürüye karşıtlığın bayraktarı, sancaktarı, ilham kaynağıdır. O, insan sevgisiyle dolu, insanı seven ama kendi milletini daha çok seven, binlerce yıllık insanlık tarihinde ender rastlanan bir kişiliktir.

Bugün dünyada üzerinde bu kadar itibar suikastı yapılan, dirisine ölüsüne iftira kampanyaları düzenlenen başka lider yoktur. O halde niçin hedeftir? Bu soru doğru cevaplandırılmadan onu tam anlamıyla tanıyamayız. Onu övenlerin de, alçakça sövenlerin de, iftira ve itibar infazı yapanların da onu gerçek anlamda tanımadıkları bir hakikattir.

Bir cihan imparatorluğuna çökmek, mirasını paylaşmak isteyenler; 1683 Viyana bozgunu ile başlayan mağlubiyetler serisini yaşatanları Sakarya’da durduran ve yeni zaferler iklimine makas değiştiren, Batı karşısında uğradığımız aşağılık kompleksini yenen ve Padişahın "kulum" dediği bir millete egemenlik hakkını veren, Türkün kaderini değiştiren, tarihin akışına yön veren, sömürge hesaplarını bozan Türkün altın kalpli evladıdır.

Aydınlar Ocakları 54. Şurası Sonuç Bildirisi Açıklandı
Aydınlar Ocakları 54. Şurası Sonuç Bildirisi Açıklandı
İçeriği Görüntüle

O gün ya ABD mandası ya İngiliz'in himayesine sığınıp tahtını tacını korumak isteyenlere karşı Türkün bağımsızlığının, özgürlüğünün sembol ve simge ismidir. Ülkenin umutlarının bittiği, sömürgeci Fransız, İngiliz, ABD dayatmalarına karşı o, tek başına öncülük ettiği yakın arkadaşları ve Türk milletinin kahraman evlatları, şehit ve gazilerle Türk ve insanlık tarihinin huzuruna çıkmış, imkansız olanı başarmış; yaşadığı sürece kurduğu kurumlar, attığı adımlarla her alanı zaferle taçlandırmıştır. Şüpheli ölümüyle Türk milleti ve insanlık çok şey kaybettiğini anlamıştır.

Objektif tarihçiler ve insanlık onun eserini, mücadelesini bayraklaştırmış; rol model olmuş, dünyanın her tarafında sömürgeciliğe karşı ilham, ışık ve emsal olmuştur. Dünyada milli devletler ve milletler dönemi başlamıştır. Bugün onun Cumhuriyet değerleri ve milli devlet modeli, ABD başta emperyalistlerin tasfiye hedefidir. Türkiye'ye sokma akıl veren emperyalist ABD ve işbirlikçileri, açıkça milli devleti tasfiye telkininde bulunabilmektedirler. İşte Türkiye bu kader kavşağında ya onun ilkeleri ve kuruluş değerlerini güncelleyerek yeni bir Türk rönesansını başlatacak ya da etnik, mezhepçi, dinci ambalajlı bölücülüğe teslim olarak emperyalizme kul köle olacaktır.

O, temel kuralı koydu: "Egemenlik Milletindir!" Ya millet ortak irade ve aklını kullanacak ya da sinip silinip kaderine razı olarak karanlığa gömülecektir. Etrafımızda tavsiye ve telkin modeli; Irak'ı, Suriye'yi, Libya'yi, Yemen'i ve Filistin’i etnik mezhep cehennemine çevirenler, İran sonrası farklı, sinsi, alçak bir hesapla Türkiye'yi parçalamanın hesapları ile geldiler. İşte burada paradigma değişikliği değil, kuruluş paradigmalarına sahip çıkarak Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’ü milli direnç kaynağı yapmalıyız; aksi, karanlık bir macera ve sonu pişmanlıktır.

Onun kurduğu sistemde koltuk, şöhret, makam sahibi olanları Cumhuriyet olmasa kim tanırdı? İşte ona vefa göstermesi gerekenlerin vefasızlığı, bindikleri dalı kesmektir; yarın pişman olmaya da vakit kalmaz. Orta Doğu'da, Afrika, Güney Amerika, Avrupa vb. hatta Çin’de bile örnektir, modeldir. İşte bu modele sahip çıkmak, baş tacı etmek hem Türk milleti hem de insanlık için kurak toprağın suya hasreti gibi ihtiyaçtır. Muhtaç olduğumuz kudret işte o modelde, milli hafızada kayıtlıdır. Milli hafızasını kaybedenler, başka milletlerin kulu kölesi, kuklası ve sömürgesi olurlar.

Türk milleti tarihi gerçeklerle yüzleşmek ve uğradığı zilleti ve kuşatmayı atlatmak, tarihi yolculuğuna kazasız belasız devam etmek zorundadır. Durumu Türk milletinin engin feraset ve basiretine, ortak aklına, gerçek milli iradesine havale ediyor, milletimize güveniyoruz.

Atatürk'ün Nutuk'ta orijinal yazısı ile ifade edilen 7000 yıllık Türk yurdu; Sultan Alparslan'ın 1071 Malazgirt zaferi ile tekrar fethettiği, Emir Timur’un İzmir’i, Fatih’in İstanbul'u fethettiği, Yunan Venizelos'un torunu Sofoklis’in “Kalk Osman, milletini kurtar” diye kabrini tekmelediği Osman Gazi'nin kabrine saygısızlığın intikamını alan Atatürk; Cumhuriyete kadar Konstantinopolis olan İstanbul başta, ülkenin beş yıla yaklaşan işgalini bitiren, Sevr'i, Mondros'u tarihin çöp sepetine atan, binlerce yıllık Turan yurtlarını ebedi yurt yapan tarihin ve Allah’ın Türk milletine lütfettiği eşsiz Türk ulusu,

İşte 19 Mayıs 1919 ve eşsiz efsane lider Atatürk'tür. O ölümsüz ruhu kıyamete kadar Türk milletine ve insanlığa ışık ve ilham kaynağı olacak; fikirleri, getirdiği binlerce yıllık Türk töresinin devlet millet gelenekleri varlık ve beka şartımız olmaya devam edecektir.

Sabri Şenel - 19.05.2026