Saçları erken döküldüğü için “Kel Ali” adıyla anılırdı. 15 Mayıs 1919’da Ayvalık'ta 172. Alay Komutanı oldu. Ama ortada ne alay binası vardı, ne de bir tek asker… İttihatçı subayların kurduğu “Teşkilatı Mahsusa”nın çekirdek kadrosunda önemli bir subaydı. Daha önce Balkan Savaşlarında isyancı çetelere karşı Makedonya, Bulgaristan Dağlarında gerilla savaşına girmişti. Sonra Enver Bey ve Mustafa Kemal ile Trablus’a gitmiş, yerli halkı örgütleyerek İtalyanlara karşı savaşmıştı. Ardından Irak Cephesi’nde İngilizlere karşı silah kuşandı. 1. Dünya Savaşı’nda Bitlis’in Rus işgalinden temizlenme başarısını gösterdi.
Mustafa Kemal Paşa Bandırma gemisi ile Samsun’a doğru 16 Mayıs’ta yola çıktı. Kel Ali görev emrini alıp 12 Mayıs’ta Ayvalık için yola çıktı. Yanında Edirneli Üsteğmen Fahri vardı. Yolda Üsteğmen “Başaracak mıyız Yarbayım?” sorusunu sorduğunda Kel Ali gururla gülümsedi:
“Trablus’ta İtalyanları, Irak’ta İngilizleri, Bitlis’te Rusları tepeledim Üsteğmenim. Ama bu defa kahpe içimizde, o yüzden kapımızın kilit tutması daha zor olacak”.
Kel Ali Ayvalık’a geldiğinde kendisini Balıkesir Kolordusundan gelen 22 İttihatçı Subay karşıladı. Üsteğmen Fahri ve kendisi ile beraber 172. Alay sadece 24 kişi olmuştu. İttihatçıların aylar öncesinden Ayvalık’a depoladığı silah ve mermileri daha güvenli görülen yelere taşıdılar. Kaymakam Osman Nuri Bey Damat Ferit hükümetinden gelen telgraflara uyarak Yunan direnişine karşı çıkıyordu. Yöre imamları da “Yunan Ordusu halifemizin askerleridir” görüşünü camilerde halka yayıyorlardı. Bu yüzden Kel Ali halktan direniş için 80-90 kişi ancak toplayabilmişti. Bergama ve Ayvalık’taki Rum aileler de Yunan birliklerine “Bizi de işgal edin” diye çağrı yapıyordu. Balıkesir’deki Kolordu ise Damat Ferit Paşa’nın “Yunan Ordusu’na kurşun atmayın” emrine uyuyor, Kel Ali’ye silah ve mermi vermiyordu.
28 Mayıs’ta 2 İngiliz gemisi ufukta göründü, yaklaştılar ama limana yanaşmadılar. Olanları Ayvalık’ın doğusundaki tepelerden izleyen Kel Ali, Üsteğmen Fahriye döndü:
“Bu olanlar çok iyi Üsteğmen” dedi.
“Nasıl iyi?.. Orasını anlayamadım komutanım?
“Baksana halk dağlara doğru kaçıyor, Ayvalık boşalıyor. Boşalması bizim işimize yarayacak. Bu gece liman çevresindeki evlere yerleşeceğiz. Yunan askeri sabah erken saatlerde Ayvalık’a ayak basacak. Onlar gemilerden iner inmez basacağız kurşunu, basacağız kurşunu… Yarın sabah deniz akan kanlardan kıpkırmızı olacak!.. Şimdi sen bizimle beraber savaşacak olan sivilleri Ayvalık’a gönder. Yarın sabah büyük çatışma olacağını halka söylesinler, Ayvalık tümden boşalsın.”
İttihatçı subayların güçlükle topladığı milisler Ayvalık’a indiler. Sadece bir saat kalıp “Yarın sabah Ayvalık sokakları kan gölüne dönecek” diyeceklerdi. Öyle dediler ama 90 kişiden sadece 16’sı geriye dönmüştü. Diğerleri aileleri ile birlikte olup dağlara doğru kaçmıştı.
Bu bilgiyi aldıktan sonra Yarbay Kel Ali elini şakağına götürüp bir süre düşündü ve sonra:
“Demek 40 kişi kaldık şimdi?.. 40 Türkler için uğurlu bir sayıdır Üsteğmenim…”
O gece mermi sandıkları limana yakın evlere taşıdı. 40 kişi ikişerli olarak 20 eve yerleşti. Sabah şafağı balkıdığında bir çıkarma gemisi ve bir savaş gemisi ufuktan göründü. Çıkarma gemisindeki askerler karaya ayak basıp kalabalıklaştığında 40 mavzer onlara nişan aldı ve mermi yağdırmaya başladılar. Yunan askerleri geriye dönüp gemiye doğru kaçarken ister istemez yakınlaşıyor ve mavzerlere toplu hedef oluyorlardı. Yarbay Kel Ali ve aslanları Türk vatanını, Türk namusunu çiğnemeye gelenlere acı bir ders vermişti. Kel Ali Trablus’ta İtalyan gemilerinin topçu ateşinin deneyimine sahipti. Sekiz, on dakika sonra geri çekilme emrini verdi. Hemen atlarına atlayıp dağlara doğru topukladılar.
Dörtnala koşan 40 atın ikisinin eyerleri binicisizdi. Belli ki iki şehit vermişlerdi.
Yarbay Kel Ali öfke acı karışımı bir sesle gürledi:
“Bu atların binicileri kimdi?”
Yüzbaşı Selim yanıtladı bu soruyu:
“Üsteğmen Fahri ve Burhaniyeli Recep”
Ayvalık’tan uzaklaşıp bir tepenin başına çıktıklarında Yarbay Kel Ali el salladı:
“Kanınız yerde kalmadı Üsteğmen Fahri ve Recep yiğidim!.. Sizleri şehit verdik ama iki yüze yakın düşmanın kanıyla denizi kırmızıya boyadık!.. Bu daha başlangıç!.. Türkün vatan toprağını çiğnemenin bedelini ödeteceğiz onlara."
Damat Ferit kaymakamlara çektiği telgraflarda "Yunan askerine direniş göstermeyin" derken Savaş Bakanı Şakir Paşa çektiği telgrafla Kel Ali'yi kutluyordu.
Yarbay Kel Ali’nin Ayvalık direnişi düzenli askeri birlik tarafından yapılan “İlk Kurşun Savaşı” olduğu Atatürk’ün Nutuk’unda yer almıştır.
Bu direniş ruhu dalga dalga önce Ege’ye sonra bütün Anadolu’ya yayıldı.
Direniş meşalesini yakan Yarbay Kel Ali, Cumhuriyet’ten sonra aldığı soyadı ie Ali Çetinkaya olarak ünlendi. Ulaştırma bakanı olarak vatanı demiryolu ağıyla sardı.
Afyonlu yiğidim, ruhun şad olsun!..
Alper AKSOY




