Zihin eğitimi ile düşünüş biçimimizi değiştirdiğimizde, problemleriniz "teknisyenlik" düzeyindeki bilgi ve pratik uygulamalarla halledilir.
Türkiye'de yaşadığımız kriz ise; ekonomik, siyasal ya da kurumsal krizden çok daha derin bir krizdir:
ZİHİNSEL MİMARİ KRİZİ...
Bu krizin özü; insan zihninin bütüncül yapısının çözümlenmesiyle ancak anlaşılabilir.
Esas itibariyle insanı çözümleyebilmek için beynimizin RASYONEL/AKLÎ bölüm ve sisteminin BİLİM, VERİ, ELEŞTİREL DÜŞÜNME ve ANALİZ üretecek şekilde eğitilmesi, DUYGU/ANLAM üretme bölüm ve sisteminin ise EMPATİ, AHLAK, BAĞ KURMA özelliklerine göre eğitilmesi gerekmektedir.
Gerçeklerle yüzleşmek için Kurumsal eğitime dair verilere baktığımızda; gerçekten siz de ağlamak isteyeceksiniz.
İlk ve orta öğretimde 18 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmen rakamıyla karşılaşıyoruz. Yaklaşık %90'ına denk gelen devlet okulları için bütçeden %83 maaş ve SGK giderlerine ayrılan 2,9 trilyon TL para harcıyoruz. MEB "Abide" adlı programının ölçümlerine göre 8 ve 9. sınıfa gelmiş öğrencilerin %59,8'i "Modern Dünyada Yaşamını Sürdürecek Kadar Türkçe Bilmiyor".
Aynı şekilde öğrencilerin %66,1'i de "Olaylar Arasında Neden Sonuç İlişkisi Kuramıyor"muş.
Görüldüğü üzere Türkiye'nin çıkışı yeni bir insan modeli yetiştirmekten geçiyor. Yanlış anlaşılmasın sakın; otoriter modernleşme örneklerinde olduğu gibi "doktriner eğitim tezgahı" önermeyeceğim. Bütünüyle bilimsel verilerle "insanı" özne kabul ederek, demokratik, çoğulcu, sosyolojik gerçekliğe uygun zihin eğitimi temelli bilimsel yöntemlerden bahsedeceğim.
Zihin kodları bilimsel verilerle inşa edilmiş bir toplum olmadan ne demokrasi işler, ne ekonomi sürdürülebilir olur, ne de toplumsal güven oluşturabiliriz.
Yeni Türkiye Aydınlanması veya Rönesansı için diğer alanlarda da planlandığı gibi eğitim sisteminin yeniden ve kökten yapılandırılması gerekmektedir.
Özü itibariyle BİLGİ YÜKÜ DEĞİL, ZİHİN EĞİTİMİ;
* Nasıl düşüneceğini öğretmek,
* Nasıl hissedeceğini, anlamlandırmayı öğretmek...
Bu eğitim için zorunlu MÜFREDATIN;
* Analitik düşünme (bilim, felsefe, matematik)
* Duygusal zekâ (birey ve toplumla empati, iletişim kurma ve duygu eğitimi) ana bölümlerini ihtiva etmesi gerekir.
Bu kapsamda EZBERE DAYALI SİSTEM DERHAL TASFİYE EDİLMELİDİR.
* Ezber düşük güvenli birey ve toplum üretir.
* Empati, anlama yüksek güvenli birey ve toplum üretir.
Kök sebepler kapsamında olmak üzere; Türkiye'nin kalkınma sorunun temeli ekonomik değil, zihinsel mimari sorunudur.
Türkiye'nin geleceği eğer retorik yapmıyorsak, ne daha fazla okul yapmakta, ne daha fazla üniversite açmakta, ne de üçüncü dünya kategorisinde kalarak çok çalışmak veya üretmekte değil, GERÇEK SIÇRAMA, AYDINLANMA, RÖNESANS; insanımızın nasıl düşündüğünü, nasıl hissettiğini ve nasıl karar verdiğini yeniden inşa etmekten geçer.
Bu inşa için; insan zihnini üçlü bir bütün olarak ele almak zorunluluğu vardır:
* Analitik akıl, duygusal zekâ ve bedensel regülasyon becerisi.
Türkiye sürdürülebilir kalkınma, demokratik/hukuki kurumsallaşma ve toplumsal refah hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli olan ZİHİNSEL KAPASİTE DÖNÜŞÜMÜNÜ sağlamak üzere, asgari 20 yıl uygulanacak ulusal düzeyde politikalar, kurumlar ve uygulama çerçeve programını belirlemek zorundadır.
BU POLİTİKALAR KAPSAMINDA;
* Eğitim sistemi,
* Kamu yönetimi,
* Medya ve toplumsal iletişim,
* Özel sektör insan kaynağı alanları bulunmalıdır.
ÖZET VE SON SÖZ; Ayrıntıları 3-5-10-15 ve 20 yıllık ölçülebilir periyodik aşamalarda ele alınacak bir programla, Türkiye eşsiz kaynak ve avantajlarıyla kendi aydınlanmasını üreteceği gibi, bölgesinde mutlu insanların yaşadığı lider ülke, dünya da ise ilk 8-10 büyük ekonomi arasına girmiş güçlü bir devlet ve müreffeh bir toplum olacaktır.(*)
(*) Hatırlatmak zorundayım ki, bu satırların yazarı "ıslah ve iflah olmaz bir iyimser"dir.
Rubil GÖKDEMİR Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü