Bir toplumun geleceğini yalnızca hukuku, ekonomisi veya siyaseti belirlemez.
İnsanların nasıl düşündüğü de belirler.
Çünkü hukuk, siyaset ve demokrasi; en sonunda o toplumu oluşturan insanların verdikleri hükümlerin toplamından ibarettir.
Muhakeme ahlâkı, düşüncenin vicdanıdır.
Aşağıdaki ilkeler, herkesin aynı fikirde olmasını değil; farklı fikirlerde olsak bile aynı entelektüel dürüstlüğü paylaşabilmemizi amaçlamaktadır.
1. Hakikati Kimliğimin Önüne Koyarım.
Bir düşüncenin doğru veya yanlış olduğuna, onu söyleyen kişiye bakarak değil; bilimsel verilere, maddi olgulara ve delillerine bakarak karar vermeye çalışırım. Kimlikler, hakikatin yerine geçemez.
2. Kanaatimi Delille Beslerim.
Kanaat sahibi olmak haktır; fakat kanaati delilden bağımsız hâle getirmek muhakemenin zayıflamasıdır. İnançlarımı ve kanaatlerimi yeni bilgiler ışığında gözden geçirmeyi bir erdem sayarım.
3. Yanılıyor Olabileceğimi Unutmam.
Hiç kimse yanılmaz değildir. Kendi zihnimin de hata yapabileceğini kabul etmek, zayıflık değil olgunluktur. Yanlışımı düzeltmeyi itibar kaybı olarak değil, zihinsel gelişim kabul ederim.
4. Hüküm Vermeden Önce Anlamaya Çalışırım.
Bir cümleyi bağlamından koparmam. Bir videoyu tamamını görmeden yargılamam. Bir haberi tek kaynaktan öğrenmekle yetinmem. Anlamak, muhakeme etmenin ön şartıdır.
5. Karşı Görüşü En Güçlü Hâliyle Değerlendiririm.
Kimsenin görüşünü karikatürleştirmem. Karşı tarafın en zayıf değil, en güçlü argümanıyla yüzleşmeye çalışırım. Çünkü hakikat, kolay ve ucuz hedefleri vurmakla bulunmaz.
6. Tepkimi Değil Muhakememi Yönetirim.
Öfke, korku, coşku ve aidiyet duygusu muhakememi etkileyebilir. İlk tepkimin değil, ikinci düşüncemin peşinden gitmeye gayret ederim. Çünkü düşünmek, reflekslerimizi terbiye etmek demektir.
7. Bilgiyi Paylaşmadan Önce Sorumluluğunu Üstlenirim.
Bir bilgiyi paylaşmanın da ahlâkî bir yükümlülük olduğunu bilirim. Doğruluğundan emin olmadığım iddiaları yaymanın, gerçeğe zarar verebileceğini unutmam.
8. Kendi Mahallemi de Aynı Ölçüyle Değerlendiririm.
Adalet, yalnızca karşı tarafa uygulanınca adalet değildir. Benim için doğru olan ilke, benim tarafım söz konusu olduğunda da geçerli olmalıdır. Çifte standart, muhakemenin en sinsi ve sessiz düşmanıdır.
9. Fikir Ayrılığını Düşmanlık Sebebi Saymam.
Bir insanla aynı kanaatte olmamak, onun kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Medeniyet, farklılıkları yok ederek değil; onlarla birlikte zenginleşerek yaşayabilmeyi öğrenerek güçlenir.
10. Hakikati Bir Varış Noktası Değil, Sürekli Bir Arayış Kabul Ederim.
Muhakeme ahlâkı, mutlak kesinlik iddiası değil; sürekli öğrenme iradesidir. Bugün bildiklerimin yarın yeni bilgilerle değişebileceğini kabul eder, hakikate giden yolun merak, tevazu ve dürüstlükten geçtiğine inanırım.
Lütfen deneyelim, inanın ki kendimizi daha iyi hissedeceğiz...
SON SÖZ:
Muhakeme ahlâkı, yalnızca doğru düşünme tekniği değildir.
İnsanın kendi zihnine karşı dürüst olma cesaretidir.
Çünkü adaletin ilk mahkemesi vicdandır.
Vicdanın ilk hâkimi ise muhakemedir.
Toplumlar ancak düşüncelerini ahlâkla buluşturduklarında kutuplaşmanın gürültüsünü aşabilir, ortak aklın sesini duyabilirler.
İyi bir toplum, yalnızca iyi insanların değil; iyi muhakeme eden insanların omuzlarında yükselir.
Bu yüzden yeni yüzyılın en büyük medeniyet görevi şudur:
Muhakemeyi bilgiyle, bilgiyi vicdanla, vicdanı da hakikat arayışıyla buluşturmak.
Çünkü iyi insan olmadan önce iyi düşünen insan olmak gerekir.
Zira kötü muhakeme; iyi niyetli, çok zeki insanları bile yanlış sonuçlara sürükleyebilir; sağlam muhakeme ise farklılıklarımızı çatışmanın değil, birlikte hakikati aramanın imkânına dönüştürebilir.
Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü


