Ernail Koç
Kıymetli arkadaşım Dr. Zülfikar Özkan ise,
“ÖNEMLİ OLANI GÖREBİLİYOR MUYUZ?”
başlıklı yazısının bir bölümünde şöyle diyor;
“Bir şeyin fazla olması her zaman başka bir şeyin eksik olduğu anlamına gelir.” diyor Christophe Andre “Meditasyon” adlı kitabında.
Yiyeceklerin fazlası obez yapıyor, fazla mal sahibi olmak kişiyi kendinden uzaklaştırıyor ve sevdikleriyle yeteri kadar ilgilenmesinin önünde engel oluyor. Matematiğe aşırı yoğunlaşan, sanat faaliyetlerine zaman ayıramıyor. Her türlü aşırılık zorunlu olarak başka alanlarda yetersizliğe sebep oluyor.
Kimyasal atıklar, besinleri, havayı, suları; ruhsal atıklar, zihnimizi kirletir. Sloganlar, reklamlar ve diğer ticari yönlendirmeler dikkat hırsızlarıdır. Bu dikkat hırsızlıkları sebebiyle zihnimiz ele geçiriliyor, parçalanıyor ve bölünüyor. Sonunda zihnimiz gürültülü olanın, yanıp sönenin kolay olanın “tiryakisi” haline geliyor. Zihnimiz gereksiz düşüncelerle dolup taşıyor.
Bugün fazlasıyla gereksiz şeyler tarafından uyarıldığımız için zihnimiz bir türlü huzur bulamıyor. Televizyonun gürültüsü, arabadaki radyonun sesi, çalan telefonlar vs. yüzünden uzun süreli düşüncelere sahip olamıyoruz. Düşüncelerimiz kısalıyor çünkü çok sık bölünüyoruz.
Günümüz toplumlarının hareketsizliği nasıl bedenlerimizde spor ihtiyacı doğuruyorsa, aşırı uyarılma da zihinlerimizde meditasyon ihtiyacı uyandırıyor. Artık biraz sakinliğe, yavaşlığa, sürekliliğe ihtiyacımız var. Tam farkındalık çalışmaları ile zihnimizin içinde gizlenmiş olan atıkların farkına vararak onları temizlememiz gerekiyor.
***
Nazan Bekiroğlu ise bir eserinde şöyle diyor;
“Küçülsem. Tek noktada toplansam. Yaşam büyük, âmenna.. Ama ben biraz azalsam. Sadeleşsem. Durulsam, arınsam.”
***
İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyulur.
Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılarlar. Sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturur ve beklemeye başlarlar.
Tabii Avrupalı arkeologlar da otururlar ama buna bir anlam veremezler.
Bir süre sonra tekrar yola koyulurlar ve tapınaklara ulaşırlar.
Arkeologlardan biri, ihtiyar rehbere sorar,
- “Hiç anlayamadım, niye yolun ortasında oturup saatlerce yok yere bekledik?
İhtiyar rehberin cevabı şöyle olur;
“Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik...”
Yaşamdan keyif almak istiyorsanız, hayatı ıskalamayın, yavaş yavaş sindire sindire, etrafı seyrede seyrede yaşamaya çalışın.
(Alıntı)
***
Gerçekten şu dünyanın haralasında gürolasında insanın geriye çekilip kendini sorgulaması gerekiyor;
ne yapıyorum?
neredeyim?
nereye gidiyorum?