Muhacirlik, ensarlık, misafirlik, ülkemizdeki sığınmacı denilen kişiler hakkında miyadını doldurdu artık...

Artık bu işlerin, sevap, günah ve Müslümanlıkla bir alakası kalmadı. Devletin bekası söz konusu hale geldi.

Son zamanlarda basında çıkan haberlere göre güneydeki bazı il ve ilçelerimiz Arap ırkçılarının Türkiye aleyhine örgütlenmeleri saklanmaya çalışırsa da artık bilinmektedir.

KÖKÜ TARİHE DAYANAN 515'LER HAŞİMİ ARAP IRKÇI ÇETE YAPILANMASI

Bilindiği üzere 515 Haşimi Arap Irkçılğı çetesi, Haşimilerin Osmanlı Devletine karşı ayaklanmalarını sembolize eden bir örgüttür..

İngilizlerin desteğiyle Türk karşıtı ve ırkçı bir yapılanma olarak ortaya çıkan 515 Haşimiler ayaklanmasını temsil eden bu örgütün devamı niteliğinde bir kısım sığınmacıların dağdan gelerek, bağdakileri kovmak amaçlı, bir araya gelerek teşkilatlandıklarını da duymaya başlamaktayız...

Anlaşılan, ekmek elden, su gölden ve rahatlıkları bir yerlerine batan ve bu tür kirli işerin içinde bulunan geri zekalı diyebileceğimiz susamışların, Türk'ün sabrını zorlayarak tokat yemedikleri anlaşılıyor!..

Devletimizin ve milletimizin bekası için gelen sığınmacıların tümü hukuki ve ahlaki yollarla geldikleri ülkelere derhal geri gönderilmelidirler...

Esat, zaten Birleşmiş Milletler gözetiminde birkaç defa af ilan etti. Sığınmacıları almayan Esat değil. Onları göndermeyen Türk hükümetleridir...

Son zamanlarda siyasal bir yapılanma içerisine girerek, yoğunlukta olan Suriyelilerin, Türk halkına karşı, sindirme ve baskı politikaları ile Türk vatanında,Türkleri ezmek ve başka yerlere sürmek hareketleri içerisinde oldukları Türk kamuoyundan gizlemeye çalışılmaktadır...

Demografik yapımız zaten bozuldu. Daha, önceki zamanlarda Göç İdaresi Başkanlığının yapmak zorunda kaldığı açıklamalara göre bir çok İlçe, mahalle ve şehirlerimizde sığınmacı nüfusu yerel nüfusun %20' sini aştığı belirtilmiştir...

Milli bütünlüğümüz ve bekamız bakımından tehlike çanları çoktan çalmaya başladı...

Araplar tarihten bu yana ırkçı bir millet olma özelliğine sahiptir..

Diğer Müslümanlar ve Türkler her zaman mevalidir onlara göre.

Malesef Araplar evrensel ve tüm insanlığa gelmiş yüce İslam'ı bile milliyetçileştirmişlerdir...

Allah'ın kitabını ve son dinini, Arap dini haline dönüştürmüşlerdir.

Milletimiz de uzun yıllardan beridir cahil bırakıldığından Arap kültürünü ve Arap yazısını kutsamıştır.

Arabın gayri ahlakını, örfünü, yaşama biçimini, yeme içme kültürünü bile din zannetmiştir...

Allah’ın dininden uzaklaşma ve Arap ırkçılığı İslam'dan hemen 70 sene sonra Emevilerle başlamıştır bu olay...

Ergen bile olmamış, yaşı küçük kız çocuklarının, uzak akrabalar bile değil, yakın akrabalar arasında alınması, satılması, köle ve seks ticareti gibi cariyelik kurumu sıradanlaşmıştır.

İnsan onur ve ahlakına ters düşen kirli ve sapık ilişkilerinden oluşan Arap kültürünün buna benzer uzantıları bir din zannedildiği zamanlar olmuştur.

Bu kültür erozyonu içinde yalpalayan, samimi ve asil Türk milleti ise İslam Dini, zannetmiştir bunları...

Tarihteki selefici kılıklı ulema denilen soytaarıların, Türk milletini aldatmaktan birinci derecede rolleri ve ihanetleri olmuştur...

Türk milleti kendi soylu ve manevi köklerinden uzaklaştırılması bilinçlice yapılmıştır.

Şimdi bunları neden yazıyoruz?.

Türklük ve millet duygusunu öne alan kuruluş felsefesiyle vücut bulan Türk devletinde, halâ bu zamana kadar değişmeyen, değiştirilemeyen ve devşirilmeyen Türklerin de aptal ve saf zannedilmesidir...

İçimize sokulan 13 milyondan fazla sığınmacıların kültürlerini benimseterek kalan milli unsurları da etkisiz hale getirmek yakın vade de olmasa da gelecek vadeli kozmopolit bir toplum düşüncesi hedef alınmaktadır...

Fakat, oyunun farkına varılmıştır ve bozulacaktır bu oyun...

Bizi yönetenler artık bilerek diyorum, Türk'ün tapulu malına gecekondu yaptırdılar.

Senaryo, oyun, proje büyük!..

Hedef Türksüz Türkiye projesidir. Türkler, Türk vatanında azınlığa düşürülmelidir!..

Taa, fetöden ve BOP den önce yeşil kuşak Projesinin devamıdır bu proje....

60'lardan itibaren Siyasal İslamcılar özel olarak hazırlanmıştır...

12 eylülden sonra zirve yaptı düğmeye basıldı.

Ülkenin, eğitimli, donanımlı, milliyetçi, yurtsever gençleri birbirlerine kırdırıldı.

12 Eylül öncesi ve sonrası burnu kanayan ,tutuklanan tek bir siyasal islamcı var mı?

Yok... Göremezsiniz.

Bazılarının içerde 4 ay misafir edilmesi milletin gözünü boyamaya yönelikti..

2000'den sonraki gelenler yani siyasal islamcılar bu iş için biçilmiş kaftan olarak yetiştirildiler.

Mal bulmuş mağrip gibi oynanan oyunun ortaklığı hemen kabul edildi...

31 Mart 2024 seçimlerini nasıl okumalıyız? 31 Mart 2024 seçimlerini nasıl okumalıyız?

Siyasal İslamcıların, milli değerler ve milli sınırlarla her zaman sorunları oldu. Onların masa başında edebiyat yapmaları hep cahil kitleleri aldatmaya yönelik oldu.

Türk damgalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti onların kendi milliyetçiliklerine ters düştü.

Biz kimsenin soyuyla ,meşrebiyle, mezhebiyle , inancıyla uğraşmayız ama, Türklükle sorunu olanlara da bırakın uğraşınlar diyerek görmemezlikten gelemeyiz ve tepkisiz kalamayız.

Onlara sorarsan hepsi Allah dostu Müslüman sen, ben Türk milliyetçileri ırkçıyız!...

Hadi bee, gidin işinize toplumun geç de olsa gözleri açılmaya başladı...

Bir çoğunun Lozan'a verdikleri tepkinin yüzde birini Sevr'e vermemeleri de uyuyayan kitleyi uyandırmaya başladı.

Neden içlerinden çokları Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi olan Lozan'a karşıdırlar?

Çünkü, siyasal İslamcıların büyük kısmı etnik özürlüdürler.

Türk'üm diyene kasten ırkçılık damgasını vurarak, şuur altındaki etnik kökenden gelen ırkçılıklarını gizlemek ve tatmin etmek için, Türkün var olan tüm değerlerine saldırırlar...

Bu gidişe dur demek için,Türk milletinin Türklük şuuruna sahip Türkler ve Türkçüler tarafından idare edilmesi şart.

Atatürk’ten sonra bu devlet, Türklük şuuruna sahip Türkler tarafından yönetilmedi.

Meselenin bütün kökü burada.

Bize ırkçı diyen kendini bilmezlere tek cevabımız;

"...Hadi oradan git işine, bana iki nesil öncesi şecerini sorgulatma..."

Bizler ,kabileciliği ,ırkçılıği, kavmiyetçiliği bilen kişileriz...

Kur"an ve İslam dışı telkinler ve aldatmacalar ağa takılmayan Türk milliyetçilerine işlemez artık.

Bir söz var:

"Ağa takılan balık olta istemez..."

Türklük mücadelesini veren Türk milliyetçilerinin bundaki sonra ki amaçları şu olmalıdır:

Milletimizin büyük çoğunluğu oltalara ve ağlara takılmıştır.

Araştırmayan, okumayan, yargılamayan, duyduklarına inanan, hamasetten oluşan, yalan, iftira, karalama politikalarını din ve dindarlık zanneden bu asil milletin evlatlarını uyarmak ve tehlikeyi haberdar etmek olmalıdır... 29.07.2023

Av. Faruk Ülker - Amasya, Gümüşhacıköy/ Gümüş.

Editör: Kerim Öztürk