Dağlardan ovalardan çölden denizden geçtik

Eller yol beğenmezken en sarp yolları seçtik

Alkıştan hoşgörüden madalyadan vazgeçtik

Bari kefen yapınız öldüğümüz toprağı

(Mehmet Gül)

*

Fransız olmak Türk olmak... Fransız olmak Türk olmak...

Rahmetli Mehmet Gül'ün Milliyetçi Hareket'te ayrı yeri vardır. 12 Eylül öncesi, çatışmalı yıllarda İstanbul Ülkü Ocakları başkanıydı. (Daha öncesi Diyarbakır Eğitim Enstitüsü'nde okurken Diyarbakır Ülkü Ocakları kurucuları arasında yer almıştı. Sonra İ.Ü. Hukuk Fakültesi'ne geldi.) MHP İstanbul İl Başkanı oldu, sonra milletvekili seçildi.

Bu şiirini bir arada olduğumuz sırada mı yazdı, yoksa, yazdığı şiiri bana mı okudu aklımda değil. Bir yazıyı ararken gözüme ilişti. Bir küçük kâğıda not etmişim. (Bir şiir, bir hikâye yazdığında önce bana okurdu. Hikâye yazdığı bilinmez. Şiir kitabı var.)

Rahmetli, Milliyetçi Hareket'in nasıl fedakârlıklara katlandığını anlatıyor. Hakikaten serden geçilmiş, yokluk içinde, açlık içinde mücadele verilmiştir.

14 Mayıs 2023 cumhurbaşkanı ve milletvekili seçiminde, Reisleri öne çıktı diye çığlık atan "Siyasî İslâmcılar", bir tarafta da -genel manada söylüyorum- "Milliyetçi Hareket"in olduğunu hesaba katacaklar mı?

Recep Tayyip Erdoğan'ın da partisinin içinde, "Milliyetçi Hareket" damarının olmadığını söyleyebilir miyiz? ("Ak Kurtlar" adlandırması boşuna değil. Fedakârlık gösteren onlar. Lâzım olur, diye yanda tutulurlar, asıl gözetilenler, biliyorsunuz; kasıtlı gruplar, malı götürenler!)

R. T. Erdoğan'ı destekleyen şeyhler/şıhlar/şefler yönetimindeki tarikatları/cemaatleri, "siyasî İslâmcılar"ı "kasıtlı gruplar" olarak adlandırıyorum. ("Kasıtlı gruplar" maksatlarının da ötesinde hedefi için partileri kullanan, bugün bununla, yarın şununla olan "emir kulu" gruplar.)

Kasıtlı gruplara bulaşmamış, saf Anadolu insanı özünde milliyetçidir; kimseye kulluk etmez.

R. T. Erdoğan'ın, çok tartışılan, her fırsatta yüzüne vurulan "Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız." sözünün geçtiği konuşmasını, 19 Mayıs 2023 günü çıkan seri yazımızın ilkinde verdim.

Milliyetçilik bu sıralar izafî kullanılıyor diyebiliriz. Diğer tarafta Türkiye'yi parçalamak isteyen PKK ve siyasî uzantısı varken, bu uzantılara uzak duran ve ses yükselten daha çok dikkat çekiyor ve kimi kesimleri kendilerine yakınlaştırıyor. Seçim neticesi de bunu gösteriyor.

*

Seçim bittikten sonra yine "Türk"ün sorgulanmayacağını garanti edebilir miyiz?

15 Şubat 2013'te çıkan "Türk'ü sorgulamak" başlıklı yazımdan şu bölümü bir okusunlar,"Türk"e kalıcı dönüş için yol arasınlar:

"Şimdiki 'Türk' düşmanlığını, en azından 'Türk'e kayıtsızlığı, bir başka yönüyle, 'İslâm' ile 'Türk'ü yan yana getirmeyi ve 'getirememe'yi tarihte aramak gerekir. ('Getirememe'; 'İslâmcı' geçinenlerin kafalarının geri tarafında yatan şuur -veya şuursuzluk!- engelidir; şeytanın içlerine soktuğu 'günaha girersiniz!' iğvâsının, bir türlü Türk'ü 'kabuller' içine alamamasıdır!)

Kaşgarlı Mahmud'un Divanu Lügati't-Türk'ün (DLT) ön sözünü okudunuz mu? Bu eser kime takdim edilmiştir? Halife Ebu'l-Kasım Abdullah'a... O Halife kim? Alparslan'ın damadı... Ön sözde ne yazıyor? 'Türk'e Hz. Peygamber'in övgüsü... Hadis uydurma dahi olsa, 'Türk'ü idrâkin ne mertebede olduğunu gösterir. Gelin de bunu bizdeki 'beyinsizler'e (A'râf, 155) anlatın; şeytanın vesvesesinden kurtarın! Çok güç! Ama yılmayacağız; anlatacağız, anlatacağız, anlatacağız... Elbet bir gün 'şeytan'ı içlerinden çıkaracağız!

DLT'nin ön sözünden iki cümle alacağım. Ne diyor mübarek Kaşgarlı'Allah'ın devlet güneşini Türk burçlarında doğurduğunu, bütün feleklerin onların toprakları üzerinde dönmekte olduğunu gördüm.'

Hz. Peygamber'in '... Türk dilini öğreniniz' buyurduğunu naklettikten sonra: 'Bu hadis doğruysa... Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse o zaman akla göre gereklidir' diyerek ön sözünü bitiriyor!

Sen Kaşgarlı'nın, onun takdim ettiği DLT'yi alıp baş ucuna koyan Halife'nin Müslümanlığından şüphe edebilir misin!"

*

Abdullah Öcalan'ın milliyetçilik tartışmasındaki yerinden, yazılı savunmasındaki Türk-Kürt iç içeliğinden yarın bahsedeceğim.

Arslan Tekin - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk