EĞİTİM

Ezbere / Tekrara Dayanan Eğitim

Yıllardan beri genel kabulmüş gibi herkesin ezberleyerek yozlaştırıldığı bir kavram var: Ezbere eğitim. İlk etapta kulağa hoş gelen bu kavram, eğitim camiamızda, seminerlerde ve basın-yayın organlarında uzun zamandan beridir koro halinde “Ezberci eğitim öğrenciyi geri bırakıyor, bu yöntem eğitime büyük zarar veriyor. Ezberci eğitim sıkıcıdır, bundan vazgeçin, ezberci eğitime karşıyız.” diye tutturulmuş gidiyor.

Yıllardan beri genel kabulmüş gibi herkesin ezberleyerek yozlaştırıldığı bir kavram var: Ezbere eğitim. İlk etapta kulağa hoş gelen bu kavram, eğitim camiamızda, seminerlerde ve basın-yayın organlarında uzun zamandan beridir koro halinde “Ezberci eğitim öğrenciyi geri bırakıyor, bu yöntem eğitime büyük zarar veriyor. Ezberci eğitim sıkıcıdır, bundan vazgeçin, ezberci eğitime karşıyız.” diye tutturulmuş gidiyor.

Acaba gerçekten “ezberleme” ideal eğitimin önündeki engellerden biri mi? Ezber yöntemi eskiden de problem olarak görülüyor muydu? İftihar ettiğimiz büyüklerimiz de bu yönteme karşı mıydı? Doğunun veya Batının büyük zekâları, medeniyetimizin temelini atan, harcını koyan devasa şahsiyetler hangi yöntemle başarılı oldu? Günümüz dünyasında eğitim nasıl yapılıyor?

Öğrenmenin temelinde tekrar yapmanın yattığını söylemek mümkündür. Ne kadar güçlü bir hafızaya sahip olunsa da tekrarlamak öğrenmede anahtar kavramdır. Ezber “eğitimin temelidir.” Lakin ezberde kalmayıp akıl yürütme eğilimine geçmek lazım. Hafızası daha güçlü olan genç insanlar bile kısa sürede öğrendiklerini tekrar yapmadıkları için kalıcı hale getirememektedir. Öğrendiğini düşündüğü bilgileri çok geçmeden unutmaktadır.

Toplumlarda akıl yürütebilen insan sayısı az olduğundan ezberden vazgeçmek toplumu ve insanları cahilleştirir. Eğitimde her bilgi ezberletilmez, ancak ezberin şart olduğu yerlerde bu yöntemin kullanılması gerekir.  Ezberci eğitimi öteleyerek ya da hor görerek birçok insanın toplumun ve kendisinin faydasına olabilecek ezberlerden uzaklaştırılmasına da yol açılabiliyor.

Ezberlemek ne demek? 

“Farsçadan dilimize geçen ezber etmek kavramı ‘göğüs üzerine almak, sinede saklamak, kalbe almak’ anlamlarına gelmektedir. Ezberlemenin Arapçadaki ifadesi hıfzetmektir. Hıfzetmek tabirinin anlamı ise ‘korumak, muhafaza etmek, saklamaktır. Bu kavramın İngilizcesi ise “learn by heart”, yani ‘kalp ile öğrenmek, kalp yoluyla elde etmek’ biçimindedir. Türkçemizin konuşulduğu farklı bölgelerde ise ezberleme kavramının ‘yâda almak, yâdında tutmak’ şeklinde dillendirildiğini, yâd kelimesinin de gönül ve kalp ile yakın temasının olduğunu da biliyoruz.   

Bize kalırsa bu mesele, eğitim metotlarının uygulama sahalarına dair bir zihin karışıklığına işaret ediyor. Ezber yönteminin uygulanacağı yerler var, uygulanmayacağı yerler var. Yani ezber edilecek şeyin evvelemirde içimize sinmesi şart. Bir başka ifadeyle kalpte muhafaza etmeye değmeyecek şeyleri ezberlemenin faydası yoktur. Kalbin mutmain olduğu ve hafızanın hazmettiği her ezber, şahsiyet binamızı oluşturan bir tuğladır.” (1)

Hangi bilim dalını ele alırsak alalım temel kavramları ve temel formülleri ezberlenerek işe başlanılır. Ezberlenen formüllerin nedensellik bağı zihinde çözülür ve anlamlı hale gelir. Bu kavramlar ve formüller üzerinden artık yeni problemlerin çözümüne seri bir şekilde intibak sağlanabilir. Zihinde çerçeve bilgi hazır bulunursa her yeni durum hakkında bunun üzerinden çıkarım yapma imkânı verilmiş, zihin işlevsel hale gelmiş olur. Nitekim ilkokuldan itibaren matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi en temel alanların formüleri ve çalışma prensipleri basit haliyle verilir. Şayet en temel formüller, en temel kavramlar ezberi istenmeyen ilan edilirse yeni durumlarla karşılaşan zihinler şaşırmakta, seneler içerisinde öğrendiği varsayılan konular karşısında bir yabancı gibi kalabilmektedir.

Bir bilgisayar mühendisinden uzmanı olduğu yazılım dilinin bütün inceliklerini öncelikle tanıması sonra aşina olup ezberlemesi beklenir. Tıp fakültesine başlayan bir öğrenci zorunlu olarak insan anatomisinin bütün parçalarının Latince isimlerini ezberleyerek işe başlamak zorundadır. Sosyal bilimlere geldiğimizde iş daha da fazla ezberi gerektirmektedir. 

Ezber eğitim zararlı mı?

Toplumun önüne geçen insanların konuşma yapabilmesi için ezberinde birkaç kıssadan hisse, güzel söz, birkaç fıkra olmalı, şiirler ezberlemesi yerine geldiği zaman manzarayı koyması çok önemlidir. Münevver insan birkaç türkü bilmeli ezberlemeli, şiir yazabilmek için bol bol şiir okumalı, şiir ezberlemeli ki şiir konusunda bir melekiyet kazansın. Ezber metoduyla hazmedilmiş bilginin pratiğe dökülmesi ile en güzel sonuçların alınacağına şahit oluyoruz. Onun için çocuklarımızı ezber eğitim diyerek ezberden tamamen uzak tutmak, ezber eğitimi tamamen tu kaka etmek yerine pedagojik olarak uygulanması gereken yerlerde yapılmasına yardımcı olmalı, hatta teşvik etmeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın hitabet açısından başarısını biliyoruz. Ancak hitabetini destekleyen en önemli unsurun ezberinde bulunan şiirler olduğu da hepimizin malumudur.

Birikim anlamındaki tecrübe ile denemekten gelen deneyim çok farklı şeyler. Nice badirelerden geçmiş ustaların birikim ve deneyimlerinden yararlanmak, Tecrübeli insanları dinlemek, onlara çıraklık etmek elbette çok önemlidir. Bize çok şey katar, ama asıl olan bizzat denemektir.

Alanında başarılı olan teknik elemanlar ve teknik öğretmenler bir işi devamlı yaptıkları ve nasıl yapacaklarını çok iyi ezberledikleri için o işle ilgili uzman olmuşlardır. Mesela meslek lisesinde bir motoru yüzlerce defa söküp takan bir insan veya bir beyaz eşyanın hangi parçası sökülürse arkasında ne var? Bir arabanın motorunun kaportasının, diferansiyelinin, vites kutusunun, şanzımanının devamlı sökülüp yapılması ile bir anlamda ezber yaparak ünsiyet ve beceri kazanarak yaptığı işte usta olmaktadır. Aldığı yığınla teorik eğitim olmasına rağmen bir pilota ehliyet kazandıran şey, aylarca devam eden uçuş denemelerindeki uygulama yeterliliğidir. Uçma pratiği yoksa yığınla okuduğu kitapların, teorik hesaplama bilgisinin bir kıymeti olmayacaktır.

Güzel sanatlar dairesine giren sahne sanatlarında, sinema ve tiyatroda ezber metodu olmazsa olmazdır. Hafıza ve şuur bilimi olan Tarih, hayatın estetiği olan edebiyat, ritmi olan müzik, toplumun nabzını tutan sosyoloji ve psikoloji gibi disiplinler sadece teorik bilimler midir? Eşyanın mahiyetini keşfetmeye odaklı felsefe, yaşamın her anına temas eden ilahiyat ilimleri…Bu ilim dallarının her biri bizatihi hayatın içende olduğundan hepsinde hele dil öğrenme faaliyetlerinde ezberin gerekliliği herkesin malumudur.

Mesela, ezber eğitim olması hafızlık olur mu? Hafızlık yaparken beyin gelişiyor ve daha da açılıyor. Hafızların genelde toplumdaki en zeki insanlardan olduğu kabul edilir. Çünkü 600 sayfayı hafızaya almak için, belirli bir zekâya, gayrete, tekrara ve devamlı ezbere ihtiyaç vardır.

Şimdi bunları ezberci eğitim diye kenara mı koyacağız. Meselenin özüne dair bazı şeyleri doğru kavrarsak ezber eğitiminin hakkını vereceğimize inanıyorum. Bizim karşı durmamız gereken ezber değil, ilgi ve merak uyandırmadan sınav için eğitim yapmak, yani öğrenme  olmadan bilgi yüklemektir. Böyle bir süreç, iştah oluşturmadan yemek yedirmeye benzemektedir. O bilgi beyne mal olmadığından çabucak beyinden silinmektedir. Beynin ön belleğinde kalmaktadır, kalıcı hafızaya mal olmamaktadır. Sonucunda çocukta merak ve öğrenme duygusu sönmektedir.

Ezberlemek aslında bir eğitim metodu ve eğitimin bir parçasıdır, birçok eğitimin temelini de ezber oluşturuyor. Onun için bize öğretilen, ezberleri bozarak eğitimde birçok faydası bulunan ezberleme tekniğini yeniden keşfetmeliyiz. Çünkü ezber metodu hafızayı bir tür cilalama, onun içinde biriken bilgi yığınlarının üzerini temizleme ve belirli bir düzende tasnif etme aracıdır.

Sonuç itibariyle kötü olan şey ezberlemek değil; kendini tekrar etmek, yani ezbercilik girdabına düşmektir. Her mecrada olduğu gibi eğitim denilince de her zaman Batı eğitim sistemlerini örnek göstermekten vazgeçip ezber konusundaki bu algımızı sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum. 

12 Eylül 2023

Mustafa ALTINSOY