GÜNCEL

Gümüşhane'de Neler Oluyor?

İsmail Sagir'inkaleminden Gümüşhane’de yayılan kültürel manipülasyon videoları, Pontus iddiaları ve misyonerlik faaliyetlerine dair endişelerin dile getirildiği; şehrin tarihî kimliğine ve Türk-İslâm kültürüne yönelik algı operasyonlarının ele alındığı kapsamlı bir değerlendirme

Çocukluğum, kütüğüne kayıtlı olduğum bu güzel şehirde geçti. Millî ve manevî değerlerin doruk noktada yaşandığı ilimizde suç oranı neredeyse sıfırdı.

Giriş böyle olunca sanmayın ki dün kadına uygulanan şiddetten ya da üniversitedeki rehine olayından söz edeceğim. Neyse ki bu iki hadise cinayet ile neticelenmemiş! Ancak Gümüşhane adeta kültürel bir cinayete kurban ediliyor.

Geçenlerde önüme bir video düştü. Bu videonun görselleri son derece profesyonelce (sinsice) hazırlanmış ama metni daha da vahimdi; zehirli metni adeta bir misyoner hazırlamış! Yer: Gümüşhane Krom Vadisi. Verilen mesaj: “Burası bir Rum (Yunan) şehri.” Hâliyle, “Bunu kim finanse ediyor?” dedim.

İlgili gazetenin editörüne ulaştım. O an Sayın Valiyi bekliyorlarmış; kısa bir görüşme oldu. “Finans ve içerik kimden?” soruma demez mi ki, “Münferiden ben hazırladım!” Doğrusu editörün beyanını hakikat olarak görmedim ama eğer öyle ise durum daha da vahim. Bu saf Müslüman Türk adeta düşmana gönüllü asker olmuş. Garibim, Yunan’ın Gümüşhane üzerindeki Pontus hayalinden bihaber! Haberci ama hiçbir şeyden haberi yok! “Peki nereden icap etti de münferiden bu girdaplı yola çıktın?” dedim. “Uygun bir vakitte konuyu detaylandırayım,” dedim; o da “Tamam” dedi, kapattık.

Bu arada o videonun altına yorum yazmıştım. Çok geçmeden, yorumumdan rahatsız olan adı garip bir meczup bana cevap yazmış. Meczup diyorum ama muhtemelen misyoner olan, adı George Konstantin olan bu şahıs, biz Türklere “barbar”, bana da “gerici” diyor. Ve şöyle devam ediyor: “Bu şehir bütün kaynaklarıyla bizimdi, biz imar ettik; siz gelip bu toprakları işgal ettiniz ve yağmaladınız.”

Dikkat edilirse hem Ermeniler hem de Yunan, “soykırım” propagandası yaparlar. Zira eğer bu tanıtımı yeterince yapıp tanınırlarsa ardından tazminat ve toprak talebinde bulunacaklar. Türkler inancı ve kültürü gereği olarak katliam yapamazlar ve tarihte hiçbir zaman katliam da yapmadılar. Soykırımı fiilî olarak Rumlar ve Ermeniler yaptılar. Biz o katliamları dedelerimizden ve ninelerimizden dinleyerek büyüdük.

Bu arada ilimiz kütüğüne kayıtlı kıymetli Bahtiyar Aydın Hocanın “Sakalar ve İskitler” kitabına bakarsanız bu toprakların binlerce yıldır Türk yurdu olduğunu görürsünüz. Biz buraya sanıldığı gibi 1071’de gelmedik. Burası zaten Türk yurdu idi. Lütfen her Gümüşhaneli o kitabı temin edip başucu kitabı yapsın.

Peki, hâl böyle iken bunların bize isnat ettikleri “soykırım” ne demek oluyor? Yaptıkları propaganda şu: Diyorlar ki, “Senin aslın Rumdu; Türkler gelip seni asimile ettiler. Senin inancın ve kültürün değişti; şimdi kendini Türk sanıyorsun.” Eh, ne yapalım! Diyorlar ki, “Gel önce dinini değiştir, aslına dön, Ortodoks ol.” Eh, sonra? “İşte kalıntılar. Burası kilisesiyle, harabeleriyle bir Rum şehri. Kısacası burası Pontus!”

Bizi içeriden kuşatıyorlar. Kaleyi içeriden çökertiyorlar. Meseleyi sanki bir “inanç turizmi” gibi gören gönüllü askerler de konuya balıklama dalıyor. Adeta fare misali kurulan tuzağı görmeden yeme koşan kurban!

Bugün bir video daha düştü karşıma: Santa Harabeleri. Köylerin ismi Rumca zikrediliyor. Zaten bir Sümela Manastırı olgusu var. Rumlar, ayin yaptıkları toprakları yurt sayarlar. Bilin bunu! Uyumayın!

Bu iki video üst üste gelince bana da sormak düştü: Gümüşhane’de neler oluyor? Bu büyük bir tehdit ve korkunç bir tehlikedir. Masum halk konudan bihaber olabilir ama gerek siyasi partileri gerekse sivil toplum kuruluşlarını derhâl aktif göreve davet ediyorum. Bir Gümüşhaneli olarak ben bu misyonerliği kabul etmiyorum ve reddediyorum.

#Gümüşhane, Müslüman Türk’ün kadim şehridir.

İsmail Sagir