Memleketim Gümüşhane deyip veya Gümüşhane’de bir partinin yöneticisi yetkilisiysen şehrin 500 hektar, 5 milyon metrekare toprağı başka bir İle veriliyorsa söyleyecek bir çift sözün yok mudur?

Lütfen o parti sıfatını bırak Gümüşhaneliyim deme güzel kardeşim!

Bunları ifade edenler olarak biz ne bir partiye ne ittifaka ne STK’ya ne de başka bir İle karşıyız.

Sahi nerede milletvekillerimiz, eski vekillerimiz, belediye başkanları, eski belediye başkanı, parti başkanları?!

Dünün ve günün siyaset yapanları veya medyası!

Hemşehrisi, etkili ve yetkili bürokratı, akademisyeni, şairi, yazarı, çizeri ve tüm hemşehrilerimiz hiç kimsenin söyleyecek sözü yok mu?

Bugün konuşmayıp hangi gün konuşacağız? Özet olarak biz yapılan haksızlık, adaletsizlik, hukuksuzluk ve siyasi nüfuz kullanmaya karşıyız. Acı ama bu dönemde o makamlarda ya da görevdekileri kundaktaki bebekler hatta Kırgerişli 1 ve 1,5 yaşında yatağında donarak ölen yavruların ruhu, ihmali olanı çanak tutanı, dut yemiş bülbül gibi susanı, tarih ve gelecek kuşaklar hesaba çeker.

İşgal yıllarında bile o köyleri Ruslar sahiplerinden alamadı. Oralarda herkesin köy sınırı kadimden bu güne bellidir. O köylüler yaşadıkları yerlerde “memleketime gider hayvancılık yaparım” fikri adeta herkesin ihtiyatı güvencesi son umududur. Bunun sonucu oralarda Bağlama, Kırgeriş ve Damlı köylüleri kooperatif kurup hayvancılık yapmaya hazırlanıyor. İnsanın köyü, merası, dağı ve taşını köyünü sınırını nasıl elinden alıp başka bir köye ilçeye, İle verilir?

Bu en temel insan hakkı ve Türk milleti için ise vatan namustur kutsaldır. Bu vatan aşkı buralarda doruklaşmış karşılıksız sevdada Kemal’e ermiştir. İşte bu asil duygu dün buralardan tarihin akışını değiştiren ülke kaderine yön veren çok bilinmeyen kahramanlık destanına dönüşmüştür. Bu kutsallık önce insanın ata, dede yurdundan başlar. Zira bu köylerin yiğitleri işgal yıllarında Rusları önce köylerinden sonra komşu köy ve ilçelerden kovarak tarihi Harşit savunmasını yapan isimsiz kahramanların ata yurtlarıdır.

Bu hafıza ile çileli bir ömür süren Hayri Düzgün amca yanında yatağında soğuktan donarak ölen o iki yavrusunu büyütüp vatana asker olsun, şehit, gazi adayı olmasını istiyordu. Ellerine kına yakarak askere gitsin vatanı ülkeyi korusunlar diye büyütmek isterken fakirlik çaresizlik imkansızlık onları elinden aldı. Onların şehit askerden ne farkı var?

Annesinin eteğini ve şeker torbasını çaresizlikten kefen yapan iki yavrunun kanlı şehit elbisesini kefen yapan şehitlerimizden ne farkı var?

O yavruların Eren Bülbül’den ne farkı var? Onlar da yaşasa birer Eren Bülbül adayı askere gitmeye kısmet olsaydı işte şehit ve gazi olarak ölümlerine sebep olan kırık dökük çatısı akan çamur sıvası dökülmüş kulübe şehit olmaları halinde şeref ve onurla Ay yıldızlı bayrağın asıldığı onur sarayları olacaktı.

Zira o dağlarda hayat çok zordur, çocukların askerliği erken başlar çile ızdırap meşakkat hayatın parçasıdır. Onların fedakarlığını, vefasını ciddiye almayan her türlü irade onların ruhunu incitir sarsar. O insanlar çok gururlu asil Türk milletinin model insanlarıdır. Ve oralarda kardeşlik komşuluk köy, ilçe, il sınırlarını aşan töre, milli hafıza ve inançlarla beslenen etten kemikten öte bir ruh birliğidir.

Böyle insanların ihtilafına sebebiyet vermek devlet eliyle nifak anlamına gelebilecek davranışlar asla kabul edilemez. İşte onların köyüne hakkına hukukuna dokunmak vicdanları köz gibi yaktı kor gibi alevlendirdi.

Milletin devletinin makamları adalet için vardır. O emanet makamlar kimseye kalmaz. O makam ve görevlerden kimler geldi kimler geçti? Kulağın üstüne yatarak öyle susarak sağır, kör, dilsiz taklidi yaprak üç beş gönül hicranını o garip mazlum ve çaresizlerin feryat dili olma gayreti içinde olan bize atarak alttan alta vurarak hiçbir yere varamazsınız.

Bunları şehrin hafızasına, tarihe not düşmek için hiçbir karşılık beklemeden benzer sıkıntıları Gümüşhane’nin başka bir dağında, taşında yaşayan bir ülke sevdalısı olarak yazıyoruz.

Bizim kimseye ne bir kin ne bir garezimiz olur. Haddimizi biliriz ama gönüllerde kopan fırtına adresi bulur. Bulmazsa ahiret var. Şehrin havası sert yiğidi mert. Rus işgalinde namusu kirletilmesin diye bedenlerini Harşit’in bulanık sularına atan namus, iffet abidesi ölümsüz genç kızların, gelinlerin ruhlarına selam olsun.

Her değer onların korunması gereken emanetidir. Evini, ailesini, mahalle, köy, il, ilçe ve ülkesini savunamayan hakkını, hukukunu koruma kararlılığını gösteremeyenlerin vatan sevgisi eksik, noksan veya yetersizdir.

Selam olsun bu duygular içinde olan herkese!

 

Sabri ŞENEL / 5.10.2022 Ümraniye-İstanbul