GÜMÜŞHANE’Yİ SEVMEK TÜRKİYE’DE DEĞİL DÜNYADA BİR AYRICALIKTIR. Çünkü 29 plakanın Türkiye'de, dünyada geçiş üstünlüğü vardır. Neden? Doğruluğundan dürüstlüğünden adaletli oluşundan hoşgörülü oluşundan Türkislam faziletini yaşadığından bu söylediklerimde çok önemli hassas.

Bugün Gümüşhane'yi yöneten sivil toplum teşkilatları tüm belediye başkanları valisi ve kaymakamları niçin sessiz kalıyorlar. Esen rüzgardan mı korkuyorlar? Bu ana kadar Gümüşhane'de ben rüzgarın, fırtınanın adam öldürdüğünü görmedim.

Gümüşhane vilayetine haber verilmeden tek taraflı olarak Trabzon Şalpazarı tarafından 60-70 kilometre Gümüşhane il sınırlarına giriliyor, toprakları gasp ediliyor. Hiç birisinin sesi çıkmıyor! Hepsine sesleniyorum:

Başınızı Kuşakkaya'nın altına mı koydunuz?

Kulağınıza pamuk mu tıkadınız? 

Hiçbir şeyi duymak görmek mi istemiyorsunuz?

Bu adaletsizliğe dur demek istemiyor musunuz?

Kafalarınızı Kuşakkaya'nın altından çıkarın. Kulaklarınızı, gözlerinizi açın. Kürtün kazasının feryadını görün, duyun, anlayın. Gelecekte doğacak başında tüy bitmemiş nesillerin haklarını rantçı, haksız adaletsiz kumpasçılara, sahte kararname ile bir gecede Kürtün'ün Kırgeriş, Bağlama, Damlı köylerinin topraklarının Şalpazarı Gökçeköy’e bağış yapılmasına, hibe edilmesine göz yummayın.

Gelecekte doğacak sonuçlardan sizler çok büyük sorumlusunuz. Adalet karşısında da ilahi adalet karşısında da sorumlusunuz, sorgulanırsınız. Kendinize gelin. Size topyekün sesleniyorum!

Bu sahte kararnameye, adaletsizliğe, gaspa çığlığa, dur diyelim.

Gümüşhane'yi sevmek mertliğin dergahından su içmek demektir.

Gümüşhaneli iyiyim demek ben Türkistan Birliği'nin neferiyim demektir.

Gümüşhaneli iyiyim demek kardeş ben mert'im eğilmem eğilsem de bel vermem can verir sır vermem demektir.

İşte Gümüşhane'deki kayaları gördün mü? Bu kayaları yaratan tanrının yarattığı tarih belli değil ancak yaradan mevlam bilir.

İşte Gümüşhane'nin insanları bu taşlar gibidir. Dik durur eğilmez, bel vermez. Karakış bile ondan bir parça koparamaz. Karı, donu zaten hiç tanımaz.

İşte düşmanın karşısında da Gümüşhaneliler böyledir. Her zaman dik durur dik durur.

O kara taşı gibi eğilmez. O kara taş şu an görünüyor. Sır vermez ser vermez kuşakkaya dünyaya baş eğmeyendir.

İşte her Gümüşhaneli bu kuşakkaya gibidir. Hele bu yazıyı yazan Kürtünlü çepni genci ise… Bak nedir Osmanlı'nın uç beyi olan dedelerimiz görevli olarak gelirler Kürtün'de ki 2000-2500 hane olan Rum bölgesini basarlar, savaşırlar fethedip rumların elinden alıp Kürtün Çepni vilayetini kurarlar ve ondan sonra da Osmanlı'ya başkaldıran, teslim olmayan hep gelen Osmanlı askerlerini şehit eden Osmanlı'ya öşür vermeyen, 2000 hane kavraz Ermeni köyü teslim alan Çepni Türkleri, başta yönetici Yakupoğulları olmak üzere o bölgede derebeyliğini ilan eder ve Karadeniz’i Anadolu'ya bağlayan II Çanakkale boğazı olan Harşit boğazını ele geçirir, kontrolleri sağlar, köprülerin yolların bakımını yapar, İpek Yolu'nu da sahile bağlar.

Aynı zamanda da Kürtün'de kale koruma silahları yapılır. Osmanlı ordusuna şu anda da araştırmak isterseniz kalıplar halen daha durmaktadır. Kürtün’deki silahçılık kökeni de Osmanlı dedelerimizin zamanından gelir. Tüm Karadeniz'de silah yapımı Kürtün’den yayılmıştır. Bu da böyle biline.

Çan, kelek, zil, bıçak, kantar, balta, krabi, saban demiri orak nal, mıh, tuzak, semer hayvanlara urgan, yük çeken hayvanlara da şerit bu ihtiyaçların giderilmesi için de çok kendir ekilir ve kendirden o zamanlar çok da gömlek yapılır.

Hayvanların yünlerinden, kıllarından keçe yapılır. Osmanlı'nın ihtiyaçları giderilir. 

İşte bizi iyi tanıyın bizler Orta Asya'da büyük Türkmenistan imparatorluğu yıkıldığı zaman büyük göçler adıyla Anadolu topraklarına gelen Türkmenlerin Oğuz boyundanız.

Oğuz boyunun da Çepni kuluyuz. Arvasiler de bizim soyumuzdandır. Türkmenler'de dini olarak Sünniler ve Bektaşiler diye ikiye ayrılır. Her ikisi de İslam'ın 5 şartına göre hareket eder. Rehberleri Kur'an'dır. Her ikisinin de soyağacı aynıdır. Tarihte bu bölgeye ilk gelip derebeyliği Kur'an Yakupoğullarıdır.

Bir de üçüncü oğulları vardır. Bunlarda Torul bölgesinde manastırda beylik kurmuşlardır. Bu topraklara yalnız bizden çok daha sonra gelmişlerdir. İşte bizler bu bölgeyi tarihte ilk yerleşim alanına açan Güvenç Abdal'ın torunlarıyız. Türbesi de güvende yaylası'ndadır güvende pazarı da adını Güvenç Abdal dedemizden almıştır. Güvenç Abdal Çepni soyunun bir kısmı da Şiran da bulunmaktadır.

Çepni kelimesinin anlamı tek başına savaşçı demektir. Bugünkü Türkçe ile Öztürkmenceside yavu gördümü savaşır. Anlamı düşman gördü mü savaşır. İşte bizler çepnisiyle, Karakoyunlusuyla, Kırgızıyla, Komanıyla birçok daha sayamadığım boylarımız ve soylarımızla birlikte hepimiz Gümüşhane sevdalısıyız.

Benim deyişimle de Gümüşhane'nin öz sevdalısıyız. Can can can Gümüşhanem.

Bu yazım tüm Gümüşhane sevenlerine hediyem ve hatıram, armağanım olsun. Gümüşhane'ye selam olsun.

Bozkurt olsam da Kuşakkaya'da yuvam inim olsa yavrularım olsa hep Gümüşhane'yi seyretsem, aşkım yine bitmez, sevgim yine bitmez.

Özümsün, sözümsün, kimliğimsin Gümüşhanem.

KADİR BAYRAK YAKUPOĞLU / 5.02.2022