"Avrupa'da bilim yapılmazken, İslam Dünyasında bilim yapılmasına rağmen, ne oldu da Avrupa, 14.asırdan itibaren Rönesansla birlikte ilerlemeyi başardığı halde, İslam Dünyası ilerleyemedi hattâ geri kaldı ?

Buna iki neden zikretmek mümkündür.

1. SKOLASTİKLİK
 Müslümanların bilim yapamamalarının birinci önemli nedeni skolastikliktir.
Skolastiklik; mevcut eski bilgileri öğrenmek, ezberlemek, onları yeni nesile okutarak öğretmektir. Müesses bilgilerin dışına çıkamamaktır.
Aynı bilgi malzemesini asırlarca okutmaları nedeniyle akılları donuklaştı ve kısır döngüye girdiler.

2. AKLIN ÇAPINI GENİŞLETMEK
   (FELSEFE)

Mevcudun ilerisinde bilgi üretebilmek, mevcut aklın çapını genişletmekle mümkündür.
Müslümanlar, mevcut aklın çapını genişletememişler, hattâ asırlar önceki insan aklının çapını kendilerinkinden üstün görmüşlerdir.
Neticede, o eski aklın içinde kaybolmuşlardır.

MEVCUT AKLIN ÇAPI NASIL GELİŞİR ?

Mevcut bilgi ve fikirleri, sorgulama ve eleştirme metotlarıyla düşünme egzersizi olan sistemli FELSEFE YAPARAK, aklı donukluktan kurtarıp, akışkan ve seyyal hâle getirmekle mümkündür.

FELSEFE; Tanrı ve onun söyledikleri dâhil, her bilgiyi ve fikri sorgulamayı gerektirir.

Düşünmenin ve sorgulamanın bazı alanlarla sınırlanması, yani sınırlı akıl, felsefe yapılmasını ve dolayısıyla, mevcut zihni ve aklı geliştirmeyi önlemektedir.

Müslümanlar, Tanrıya endeksli düşünmeyi aşamadıklarından,  Allah'ın varlığını ispat etmek için bilim yapmışlardır.
Müslümanlar, kendilerini değil, hep Tanrı'yı işlemeye çalışmışlardır.

Bu nedenle;  bilimsel araştırmalardan teori, hipotez, kuram ve yasa gibi sonuçlar türetememiş; yeni bilimsel sistem ve metot üretememiştirler.

Müslümanlar sorgulamacı değil, savunmacı idiler.
Müslümanlarda, sorgulamaya hiçbir alanda müsaade edilmemiştir.

İşte, AKLI GELİŞTİRMEDEKİ şartı; Allah'ı inkâra götüreceği ihtimalini ve bunun sonucu hem kâfir olmak, hem de kâfir ilân edilmek korkusunu içeriyordu.

Bu nedenle Müslümanlar, sorgulayıcı felsefe yapamadılar.
Dinsel düşünüşün tipik örneği olarak, tümdengelim metoduyla, mevcut hazır bilgileri, kendi dini peşin hükümler ve sonculları ispat etmeye yarayacak şekilde kullanmışlardır.

Müslümanlar 9.asırda; Farâbî ile yakaladıkları teologluğu sürdürüp, teolog-filozof çatallaşmasına, sonra da salt filozofluğa geçemedikleri için, neticede,  düşünüşte dogmatikliğe doğru geriye giderek düşünmeyi tümden bıraktılar.

Ayrıca ve en önemlisi de,  felsefesiz bilim üretilemeyeceğini bilemediler.

Çağımızı üreten Avrupa ortaçağ filozoflarının yaptıkları gibi; dinin, devletin ve din adamlarının otoritesini, uygulanmakta olan dinsel adı verilen ekonomik, siyasal ve sosyal sistemleri eleştirip, daha iyisinin nasıllığı konusunda fikir ileri süremediler...

Bilâkis, mevcut statükoyu sürekli meşrulaştırdılar..."

Prof. Dr. Niyazi KAHVECİ
"ÇAĞIMIZ VE TÜRKİYE"