Lozan Antlaşması engin tarih bilgisi olan şahsiyetlerin ele alacağı bir konudur. Fesli Kadir gibi İngiliz bozuntuları sahte tarihçilerin yazdıklarına inananlar.

Temmuz 2023'de TÜİK açıkladı; 15 yaş üstü nüfusumuzun yüzde 69’u bir yıl içinde hiç kitap okumamış…

Netice ortada.

Bizler ise tarihçilerin yazdıkları konun aklımızda kalanları haddimizi aşarak gruptaki arkadaşlara bildiklerimizi aktarmak.

"Lozan'da onursuz bir barış imzaladık. Bu, İngiltere'nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu, en kötüsüdür.” (İngiliz Sir Andrew Ryan)

Lozan Antlaşması, "Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusudur." 

Bu tapuyu yırtmak isteyenler, çokça "Lozan yalanı" üretip genç beyinleri bu yalanlarla zehirliyor.

Bugün, 24 Temmuz 2023 Lozan'ın 100.Yıldönümü… 

*   *   *

Lozan: Sevr hainliğini tarihe gömen antlaşma! 10 Ağustos 1920’de, Osmanlı Devleti’ni utanç dolu bir yok oluşa, Türk milletini ise köle bir topluluk haline sürükleyen, Anadolu’yu dilimler halinde bölen antlaşma, Paris’in Sevr banliyösündeki bir seramik fabrikasında galip devletlerle, Padişah Vahdettin’in gönderdiği heyet arasında imzalandı!..

Aslında, çoğu kimsenin bilmediği bir ayrıntı vardır; bu tarihten tam 3 ay önce, 10 Mayıs 1920’de yine aynı yerde İtilaf Devletleri ile barış görüşmeleri yapılmıştı!.. 

O görüşmeleri yapan heyette eski sadrazamlardan Tevfik Paşa başkanlığında Dahiliye Nazırı Reşit Bey, Maarif Nazırı Fahrettin Bey ve Nafia Nazırı Cemil Paşa bulunuyordu…

Galip devletler; O denli rezil, o denli aşağılayıcı, o denli yok edici bir antlaşma öneriyorlardı ki, Osmanlı heyeti bu antlaşma tasarısını reddetti!

Hali hazırda Anadolu’nun birçok yerini, İzmir dahil işgal etmiş olan İtilaf Devletleri bu ret kararı üzerine hazırladıkları ortak açıklamada, Osmanlı Devleti’ni yerin dibine batırarak "Savaşın çıkmasında büyük sorumluluğu bulunduğunu, kendisine dostluğunu kanıtlamış devletlere büyük hainlik yaptığını, Ermeni ve Rumlar'a görülmemiş bir zulüm uyguladığını ve Türklerin çoğunlukta olmadığı toprakların, Türk boyunduruğundan kurtarılacağını" ilan etti!..

Yunan kuvvetleri ise yıldırım hızıyla harekete geçerek Balıkesir, Bursa, Uşak’ı işgal etti!

Bu durum Padişah Vahdettin ve kuyrukçusu Damat Ferit ile İngilizler'e tapınan Hürriyet İtilafçıları hem kızdırdı hem korkuttu; Ya şimdi payitaht (İstanbul) tamamen ellerinden çıkarsa ne yaparlardı?

– Memleketin geri kalanı umurlarında bile değildi!

Bir memleket nasıl satılır?

Ültimatom niteliğindeki galip devletler açıklamasından sonra Vahdettin, bütün devlet ileri gelenlerini 22 Temmuz 1920’de düzenlediği ‘Saltanat Konseyi’nde topladı. 

Toplantıdan barış antlaşmasının ivedilikle imzalanması kararı çıktı!.. Resmi bildiride bakın ne deniliyordu:

– Osmanlı Saltanat Hükümeti bugün iki ihtimal karşısında bulunuyor: 

Ya antlaşmayı içerdiği ağır ve korkunç koşullar ile kabul etmek ya da reddetmek. 

Kabul edilirse İstanbul başkent kalmak üzere bilinen sınırlar içinde küçük bir devlet varlığını koruyabilecektir… 

Reddedilirse... Osmanlı saltanatına ve Osmanlı Hükümeti’ne son verilecektir…

İşte bu kadar! 

Padişah ve çevresindeki uşaklar, kendi makamlarını ve payitahtı korumak için Anadolu’nun işgalini kabulleniyordu!.. 

Damat Ferit Paşa soysuzunun yönetim ve gözetiminde yeni bir heyet acilen Sevr’e gönderildi. 

Çok önceden hazırlanmış antlaşma, Osmanlı heyetinin önüne kondu ve imzalandı. 

Burada yalnızca birkaç maddeyi anımsatayım:

– Rumeli’de İstanbul dışında kalan yerler Yunanistan’a veriliyordu…

– Doğu’da bir Ermenistan Devleti kurulacak, bunun sınırlarını ABD Başkanı Wilson saptayacaktı…

– Anadolu, bölgeler halinde İngiltere, Fransa ve İtalya arasında paylaşılıyordu…

– İstanbul, Osmanlı başkenti olarak kalacak ancak Sevr hükümlerine aykırı en ufak bir hareket halinde Türklerin elinden alınacaktı…

– Sevr Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden 1 yıl sonra Kürtler isterlerse ayrı bir devlet kurabilecekti…

– İzmir ve civarı resmi olarak Osmanlı egemenliğinde kalacak, ancak yürürlüğe konulması ve uygulanması Yunanistan’a bırakılacaktı... Ayrıca 5 yıl sonra mahalli parlamento bu bölgenin Yunanistan’a katılmasını isteyebilecekti…

–Türkler'e ana bölge olarak İç Anadolu olmak üzere, Karadeniz’e ufak bir çıkışı bulunan yaklaşık 200 bin kilometrekarelik bir toprak bırakılıyordu…

Bu son maddede aslında tam bir palavraydı; dört bir yanı düşman unsurlarla çevrilmiş, ordusu lağvedilmiş bir devletin yaşama imkanı neredeyse sıfırdı! 

Sevr’in nihai hedefi eşeğin bile anlayabileceği bir sona işaret ediyordu:

– Anadolu’daki Türk varlığına son vermek!

Türkler'in ateşle imtihanı!..

Bu antlaşma, Meclis fethedildiği için Osmanlı Ayanı’nda görüşüldü ve Damat Ferit ile Vahdettin’in ayak oyunları sayesinde kabul edildi!..

Kurtuluş Savaşı’nı sürdüren Ankara Hükümeti, bu şeref yoksunu antlaşmayı reddetti, imzalayan ve kabul edenleri vatan haini olarak ilan etti.

Yobaz, dinci takımının, Türkiye’yi hiçbir zaman benimsememiş, batı kuyrukçusu liberal artıkların, döneklerin hep söyledikleri bir şarkı var biliyorsunuz:

– Türkiye Lozan’da büyük toprak kaybetti!..

Bugün 18 adamız yunanlılar tarafından işgal edildi.

Göç İdaresi'ne göre 17 milyon mülteci ve kaçak göçmenler tarafından sessiz sedasız işgal ediliyor.

Sevr Antlaşması’nda bize uygun görülen topraklar yalnızca 200 bin kilometrekare civarındaydı ve orada bir devletin yaşaması adeta bir mucizeydi!..

Beka Doktrinine inanıyorsanız! Beka Doktrinine inanıyorsanız!

– Osmanlı, daha 1916’da İngiltere ile Fransa arasındaki gizli Sykes-Picot Antlaşması ile paylaşılmıştı bile! Sevr işin yalnızca resmi kısmıydı!..

Lozan, bu büyük kaybedişin azamisinin geri alındığı, Anadolu’nun yeniden Türk yurdu yapıldığı, Türkler'e onurunu iade eden bir antlaşmaydı! Misak-ı Milli sınırları yaklaşık 800 bin kilometre kare idi... II. Abdülhamit’in kaybettiği topraklar ise bunun neredeyse iki misliydi 1,5 milyon kilometreye ulaşıyordu!

Hatay, zaten ilerleyen yıllarda Büyük Devrimci’nin dehası sayesinde Türk topraklarına katıldı.

ADALAR - MUSUL…

Lozan’ın gizli maddeleri, Lozan’ın 2023’de sona ereceği, Lozan’da yasaklanmış yeraltı zenginliklerimiz, Lozan’da kaybettiğimiz bilmem kaç milyon metrekare topraklar!..

Bunlar, Lozan’a giderken Suriye, Irak, Filistin, Ürdün, hatta Süveyş kanalı bizdeydi sanıyorlar!

"Adaları verdik" diyenler de var!

Halbuki 12 Adaları 1911’de, Ege Adalarını 1912 Balkan harbinde kaybetmiştik. Afyon’dan yürüyüp gelen kahraman ordu, İzmir limanında bekleyen İngiliz ve Fransız donanmalarını nasıl geçip adalara gidecekti?!.

Ya Musul? Başvekil Rauf Bey’in dediği gibi İngilizler'in Musul’daki savaş uçaklarına karşı bizim elimizde, karadan gitmek için benzin bile yoktu… 

Kazım Karabekir’in dediği gibi biz Orduyu Musul’a gönderseydik, Yunanistan’ın Edirne dahil Trakya’yı işgal etmesini önleyemezdik…

Musul ve Kerkük ise Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle hep “içinde bir sızı” olarak kaldı!. 

Eğer bugün “Türk vatan'ın”da  büyük millet olarak yaşıyorsak, 

Bugün devleti yönetenlerin "iki ayyaş" dedikleri.

Para için kum tanesini yabancıya satmadan; O kahramanlar GAZİ MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK) ve İsmet İNÖNÜ'NÜN ateşin küllerinde yoktan var ettiği Lozan Antlaşması sayesindedir…

Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşıyoruz.

24 Temmuz 1923, Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya sahnesinde yer aldığı gün olarak tarihe kazınmıştır!

– Hiçbir ihanet, hiçbir yalan bu gerçeğin üzerini örtmeye yetmez, yetmeyecektir!

Lozan Antlaşması’nın 100. yılında; O büyük ölümsüz kahramanlar Gazi Mustafa Kemal (ATATÜRK) İsmet ve silah arkadaşları önünde, sevgi, özlem ve minnetle eğiliyorum…

Hepsine selam olsun.

Kabirleri nurla dolsun mekanları cennet olsun.

İki cihan güneşi Hz Peygambere komşu olsunlar...

Hüseyin ÇAKIR

Editör: Kerim Öztürk