Yerel yönetimler seçim çalışmaları tam gaz devam ederken, belediye başkanı seçilebilmek için yapılan büyük harcamalar, özellikle kazanabilecek başkan adayları için sponsor olanları dikkatle gözleyin. Başkan adayı için yapılan harcamaların karşılığı "rant" olarak, "kat" olarak kendilerine dönecektir. Siyasetin finansmanı şeffaf olmadığı için kimin kime ne kadar destekte bulunduğu da bilinmiyor. Özellikle seçim yarışının iddialı olduğu bazı illerde, apartmanların, işyerlerinin duvarlarına başkan adayının tanıtım afişlerinin asılmasının bedeli haftalık 400 bin lirayı aşıyor. Parası olan astırabiliyor.

Siyasetin finansmanının şeffaf olmadığından, kimin kime ne kadar maddi destekte bulunduğu da bilinmiyor. Bilinen, bu desteklerin karşılıksız yapılmadığıdır. Bakıyorsunuz bir başkan adayı milyonlarca lira harcama yapıyor. Zaman zaman Sayıştay tarafından belediyeler denetlendiğinde önemli yolsuzluklar ortaya çıkarılıyor. Çıkarılıyor da ne oluyor? Bugün yolumuz Sayıştay'a düştü.

GÖSTERMELİK HALE GETİRİLDİ

AKP iktidarının ilk yıllarında, kamu idarelerinin denetim organları ya tamamen kaldırıldı ya da göstermelik hale getirildi. Bunlar arasında cumhuriyet tarihimizin en köklü denetim kuruluşları olan Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanlığı Kurulu da yer aldı. Kamu yönetimindeki bu örgün, denetim kurumlarının kapatılması veya işlevsizleştirilmesi sürecinde

Sayıştay Başkanlığı konusunda benzer yönde adım atılamadı. Anayasal bir kurum olmasının yanında TBMM adına denetim yapan kuruluş olması da bunda etkili oldu.

Diğer denetim kurumları yürütme adına denetim yaptığından ve genelde yasa ile kurulduğundan lağvedilmeleri de kolay olmuştu. Oysa Sayıştay, demokrasimiz adına diğer ülkelerde olduğu gibi vazgeçilmez konumda. Bunun farkında olan iktidar Sayıştay'a dokunmamış ancak Sayıştay Kanunu'nu sil baştan yenileyerek "Düzenlilik Denetimi" adı altında yeni bir raporlama görevi vermiş. Ancak Sayıştay'ın, Anayasa'dan gelen ve yolsuzluklarla mücadeledeki işlevi olan "Hesap yargılama görevi” ise işlevsizleştirildi.

DENETİM BOŞLUĞU

Sayıştay'da bu denetim boşluğunun sonucunda, ekonomik dengeler giderek bozulmaya başlayınca uygulamaya konulan "Ekonomi paketleri" ve "Ekonomi modelleri" ile durum idare edilmeye çalışıldı. Başarılı olunamadığı fark edilince, yurt dışından getirilerek görevlendirilen uzmanlar ile sorunların çözüleceği konusunda kamuoyuna umut verildi.

Alınan bu kararlar krizle mücadelede ilk adım olarak olumlu karşılandı. Etkin mücadele için en azından merkezi yönetim tarafından da yargının bağımsızlığı, demokratik hakların kullanılması, insan haklarının teminat altına alınması, yolsuzlukların engellenmesi ve denetim hizmetleri ile ilgili reform niteliğinde bir takım düzenlemelerin yapılması gerekiyordu.

Görüldüğü kadarıyla merkezi yönetim tarafından bizzat yapılması gereken söz konusu düzenlemeler henüz gündeme getirilmiş değil. Hele "Yolsuzlukların engellenmesi, denetim hizmetlerinin etkinliğinin arttırılmasından" hiç söz edilmiyor. Oysa krizi savmada başarılı olabilmek için yoğun ve etkin denetim hizmetlerine büyük ihtiyaç var.

CİDDİYE ALINMAYAN RAPORLAR

Yeni Sayıştay Kanunu ile Sayıştay'a "Düzenlilik Denetimi" görevi verildi. TBMM adına kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin mevzuata uygunluğu anlamında yapılan bu denetimler sonucunda düzenlenen Sayıştay Raporları yasa uyarınca TBMM'ye sunulmaktadır. Yalnızca Plan ve Bütçe

Bu utanç verici duruma nasıl geldik? Bu utanç verici duruma nasıl geldik?

Komisyonu'nda, Kesin Hesap ve Bütçe Kanunu yanında son derece yetersiz şekilde ele alınan bu raporlar adeta TBMM tarafından bu yolla sümen altı ediliyor. Oysa kendi adına denetim yapan Anayasal bir kurumun raporlarının Meclis İç Tüzüğü'ndeki değişiklikle oluşturulacak Sayıştay (ihtisas)

Komisyonu'nda ele alınması gerekiyor. Birçok ülke uygulamasında olduğu gibi ancak bu yolla Sayıştay Raporları anlamlı ve etkin sonuçlar üretebilir.

Ne var ki birçok strateji belgesinde Sayıştay Komisyonu'nun kurulması hedefinden söz edilse de bugüne kadar kurulamadığı için kamu idarelerine ilişkin raporlar görüşülerek karara bağlanamıyor. Bu raporlar TBMM'ce karara bağlanmadığı için ilgili kamu idareleri tarafından pek ciddiye alınmıyor. Sonuçta raporların işlevsizliği nedeniyle harcanan bir sürü emek ve kaynak boşa gitmiş oluyor. Yolsuzluk ve usulsüzlüklerin Sayıştay'ın düzenlilik (uygunluk) denetimi ile engellenmesi mümkün görülmüyor.

YENİ BİR ANLAYIŞLA

Sayıştay'ın, ekonomik sorunların çözümüne katkı yapabilmesi için Anayasa'daki "Yargısal denetim" görevini tekrar öncelemesi ve etkinliğini arttırması gerekiyor. Bu amaçla yapılacak gerekli düzenlemelerle Sayıştay, yargısal denetimleri ile yolsuzluk ve usulsüzlüklerin engellenmesinde etkin görev yapma olanağına kavuşmuş olacak.

Yaşanan ekonomik sorunlar ülkemizin birincil sorunu haline geldi ve giderek de derinleşiyor. Ekonomistler fırsat buldukça ekonominin düzlüğe çıkabilmesi için bir an önce yapısal reformların gerektiğine dikkat çekiyor. Pek tabii olarak denetim hizmetleri de bu bağlamda önem kazanıyor. Özellikle Sayıştay'ın "Yaptırım gücü bulunan yargısal denetim görevini etkin şekilde devreye sokması ile ekonomik krizle mücadeleye katkı sağlanacağı açıktır.

Etkin bir denetim olmadan ekonomi yönetiminin başarıyı yakalaması çok zor görünüyor. Onun için devletimizin bütün denetim mekanizmalarının yeni bir anlayışla devreye sokulması gerekiyor.

Saygı ÖZTÜRK - SÖZCÜ

Editör: Kerim Öztürk