15 Temmuz 2016 aslında Kurtuluş Savaşı öncesi yaşanan tarikat, cemaat, tekke ve zaviyelerin kapatılmasını doğru okuyamamak ve anlayamamanın Türk milleti ve devletine çıkardığı çok ağır bir faturadır.

O tarihlerde ABD, İngiliz, Fransız mandacılığını savunan casus üssü olan bu yapıların “Manda ve himaye kabul edilemez” gerekçesiyle kapatılması sonucu Türk Milletini ve Osmanlı’nın devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ipten almış, yok olmaktan kurtarmıştır.

İzmir’e çıkarma yapan ve İngiliz desteğiyle ülkeyi işgal eden Yunan Ordusuna “Halife’mizin ordusudur” diyen tarikat ve cemaatler casus üssü değil de ya nedir?

Bu yapıyı tasfiye etmek Türk milletinin tasfiye, imha ve yok oluşuna mani olmuştur.

Sadece Kurtuluş Savaşı ve öncesi değil Selçuklu ve daha ziyade Osmanlı döneminde İngiliz vb. emperyalistlerin en çok kullandığı casusluk yöntemi dini kullanmaktır.

Hatta tasfiye edilen bu yapılar Türkiye Cumhuriyeti kuruluş kadrolarına kuyruk acısıyla akla hayale gelmedik kin, iftira, karalamayı uluslararası istihbarat örgütlerinin tahrik, teşvik, destek ve yönlendirmesiyle sürdürmekten hiç vazgeçmediler.

Kim Atatürk’e ve Türk’e düşmansa biliniz ki Fetö ile aynı kafada potansiyel 15 Temmuz kalkışmasına adaydır.

Türk milletinin ve İslam aleminin dine muhabbetini beşinci kol yöntemlerinin yol geçen hanına çevirmiştir. Gerek dini hayatımızda gerek ülke yönetiminde nice İngiliz topal mollalar, Lawrensler özel yetiştirilmiş donanımlı casuslar iş başında olmuştur.

Kabiliyetli gerek İngiliz gerekse hedef aldıkları ülkelerin evlatlarını devşirip Filistin, Hicaz, Yemen çöllerinde nice ocaklar batırmıştır.

Balkanlar vb. Osmanlı’nın hinterlandında sonuna kadar alçakça dini kılıfta casuslar kullanılmıştır. Bu casusluk yöntemleriyle nice fidanlarımız genç çınarlarımız hayatının baharında toprakla buluşmuştur. Bugün kabir yerleri bile bilinmeyen nice milyonlarca şehitler ile dolu.

En büyük zaafımız Türk tarih bilincinden yoksun olmamız tarihi her dönemde tekerrür ettirmiştir. Aynı iğnenin deliğinden tekrar geçmeyi deneme yanlışına düştük. Nice acı öyküler nice şehit kanları gözyaşı sel olup akmış, yaşadığımız coğrafyaları suladıkça sulamıştır.

Dünün emperyalist nöbet değişikliği sonucu yine aynı yöntemlerle dinle, Allah’la aldatıldık, hançerlendik, sırtımızdan vurulduk.

Dünyada millet ve devletinin yaşaması için bu kadar ağır bir bedel ödeyen başka bir millet yoktur!

Sistemli, bilinçli, planlı biçimde soykırımın yok edilmenin hedefi ve muhatabı olduk.

Evet 15 Temmuz 2016, bu alçaklığın, işbirliğinin, taşeronluğun, piyonluğun satılmışlığın ne ilk ne de son tekrarıdır.

Tarikatların, vahiy Kur’an ve gerçek sünnet milli çizgisinde olanına can kurbandır ama hurafe, bidat, uydurma hadisler, yanlış İslam yorumları ile adeta ait olduğumuz dünya kan ve gözyaşına boğulmaya devam ediyor.

Aslında Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluş ilkeleriyle tüm bunlara akıl, bilim, tarih bilinci ve Türk tarihinin binlerce yıllık millet ve devlet akıl ve gelenekleriyle dur demiştir.

Osmanlı döneminde başlayan 200 yıla yaklaşan değişim tartışmaları ile Cumhuriyet dönemi çağı doğru okumak yorumlamaktır. Devlet tüm tarikat, cemaat, tekke ve zaviyelere eşit uzaklıkta olmalı.

İmtiyazlı tarikat ve cemaati olmamalıdır.

“Devletin dini adalettir” yönetimi ehliyet liyakat kabiliyettir.

Tarikat ve cemaatlerin itaat, biat yapılarında teslim alınan öncüleri üzerinden binlerce milyonlarca mensubunu aklını yaratılış farkını ipotek ettirmiştir.

Yerilen emirlerle hangi karanlık maceralara sürükleneceğini 15 Temmuz’da çok acı biçimde yaşadık.

Fransız olmak Türk olmak... Fransız olmak Türk olmak...

Türk milletinin feraseti bu yapıların gerçek yüzünü bilenlerin öncülüğünde çok ağır bir kalkışmayı, tehdidi kısmen de olsa bertaraf etti. Ancak bu kalkışma potansiyeli olan hangi tarikat ve cemaat yapılarının sırada olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.

Allah, benzer tehlike ve tehditlere karşı tedbir almayı yüce dinimizi doğru anlamayı nasip etsin.

Türk milletinin binlerce yıllık millet, devlet geleneklerini akıl, bilim, hukuk ve demokrasiyi kılavuz yapmayı nasip etsin.

Çok okumak sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yeme hassasiyetine sahip donanımlı nesiller yetiştirmeden ortaya çıkacak yeni tehditleri bertaraf etmede çok zorlanırız.

Lütfen en büyük savunma kalemiz ailemiz, millet varlığımız, devletimiz konusunda çok daha hassas sorumlu olmamız gereken dönemden geçiyoruz.

Hiç bir zümre, inanç, mezhep, tarikat, cemaat ve siyasi imtiyazı asla kabul etmiyoruz.

Kurultay, divan, istişare, meşveret, şura, ortak akıl olmadan her sunulana razı olmamalıyız.

Geleceğimizi ancak Türk milletinin milli iradesi belirlemeli, hiç bir vesayete sivil siyasi askeri vb. geçit vermemeliyiz.

Türk milletinin geleceğinde her millet evladı kendini odak noktası olarak görmeli, tedbirli, dikkatli ve teyakkuz halinde olmalıyız.

Allah Türk milletini, devletini ve vatanını yeni 15 Temmuz vb. alçak darbe teşebbüslerden korusun.

Sabri Şenel – 15.07.2023 / Ümraniye-İstanbul

Editör: Kerim Öztürk