Delikanlı heyecanla ayağa kalkarak:  

"Harf devriminden sonra dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz" dedi! 

Sordum, Yozgat’ın köyündenmiş.

"Dedenin mezar taşı var mı?" dedim.

"Yok" dedi.

"Bak delikanlı" dedim,

"Senin köylü dedene mezar taşı dikmek Osmanlı’da kimsenin aklına gelmez idi.

O hat işi mezar taşları Saray, çevresi, devşirme paşalar ya da mollalar içindir.

Anadolu köylüsünün çoğunun bırakın mezar taşı, mezar yeri dahi bilinmezdi.

Kim bilir hangi cephede, hangi siperde can verip kefensiz defnedilirlerdi.

İmparatorluğun askeri yükünü çekerdi onlar!.."

Prof. Dr. Halil İNALCIK