Uluslararası mücadeleler, hele de bağımsızlık mücadeleleri yürütülürken büyük aktörlerle sonuç odaklı geçici birliktelikler kaçınılmazdır. Bağımsızlık mücadelesini yürütenlerle, onlara yardım eden büyük devletler arasındaki ilişki çok ince bir çizgide cereyan eder.
Zayıf taraf, destek veren güçlü taraftan hem destek almak, hem de kendi hedeflerini yakalama hamlelerini, müttefikinin beklentilerinin önünde tutmak zorundadır. Bunu başaramayanlar temsil ettikleri toplumu müttefik güçlere kiralamış olur. Karşılığında sadece kendini kurtarır.
SSCB nin çöküşü, Türk devletlerinden beşinin bağımsızlık alması ve yedisinin otonomik yapıya kavuşması süreci bu açıdan başarılı bir süreç yönetimi olarak örnek alınmalıdır. 1970 sonrası yaşanan gelişmeler bir Türk’ün dahi burnu kanamadan çok ciddi başarılara dönüşmüştür.
Batı ve kuzey Türkistan’ın kısmen de olsa bağımsızlaşması yolunda gösterilen bu başarıyı Doğu Türkistan(Uygur) ve Güney Türkistan (Afganistan) için gösteremedik. Her iki vatan parçasında da ABD politikalarının öne geçmesine engel olamadık ve ağır bedeller ödedik/ödüyoruz.
Her şeye ve herkese rağmen yürüttüğümüz tarihi şanlı mücadele adım adım büyük Türk barış çadırını
İnşaa ediyor. 21. Asır ‘Türk asrı’ olacaktır. Öyle bir çadır ki öncelikle ve sırayla, bütün Türkleri, müslümanları, mazlum milletleri gölgesinde himayeye alacak. Aleme ve tarihe bir kez daha insanlık dersi verecektir.


Hasan Külünk - 29.10.2021