Nisa Suresi 2. Ayet-i kerime’de “tayyib (temiz, helal) olanı habisle ( haram ve murdarla) değişmeyin”.

Bakara Suresi 57. Ayet-i Kerime’de “Size verdiğimiz rızıkların tayyib (temiz, helal, lezzetli, hoş, zararsız) olanlarını yiyin”.

Araf Suresi 157. Ayet-i Kerime’de “Ümmi Nebi olan Rasul, onlara, tayyib (temiz) şeyleri helal, habisleri (kötü ve murdar şeyleri) haram kılar”.

Bakara Suresi 168. Ayet-i kerime’de “Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz (tayyip) ve helal şeylerden yiyin”,

Maide Suresi 5. Ayet-i Kerime’de “ Bugün, size tayyib (iyi, temiz, haram olma şüphesi bulunmayan, izin verilmiş) olanlar helal kılındı,

Maide Suresi 88. Ayet-i Kerime’de “Allah’ın size verdiği rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin” buyurulmaktadır.

Tayyib kelimesi cümlede kullanıldığı yerlere göre (iyi, helal, hayırlı, mübarek, temiz, güzel, hoş, verimli, iyi davranış, haram olma şüphesi bulunmayan, izin verilen, güzel cemaller, Allah’ü Tealayi övücü sözler) anlamlarını içermektedir.

Helal : Dinin yasaklamadığı şey, hareket davranış.

Temiz (Tayyib) :

“Fare Çuvalı Teorisi” ve hatırlattıkları! “Fare Çuvalı Teorisi” ve hatırlattıkları!

1- İyiyi kötüden ayırmak, kirli, lekeli, pis ve bulaşık olmayan, pak,

2- Kullanılmaktan dolayı hasar görmüş olmayan,

3- Usule uygun, kusursuz, iyi,

4- Suçsuz, günahsız,

5- Ahlakını lekeleyecek bir şey yapmamış olan,

6- Lekelenmemiş, saf.

Yukarıda Kur’an-ı Kerim’den verilen örnekler Allah’u Teala’nın bize yaptığı uyarıları içermektedir.

Aşağıda verilen örnekler ise, uyarıları dikkate almazsak başımıza gelecekleri bildirmektedir.

Mülk Suresi 16. Ayet-i Kerime’de “Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah’ın verdiği rızıktan yiyin” denilmektedir.

A’raf Suresi 160. Ayet-i Kerime’de “Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin” dedik. Onlar karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulmediyorlardı.

Taha Suresi 81. Ayet-i Kerime’de “Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırıya gitmeyin ki (onun sınırlarını bozmayın) gazabımı hak etmeyesiniz. Gazabımı hak eden kimse muhakkak mahvolur”.

A’raf Suresi 58. Ayet-i Kerime’de “İyi toprak Rabbinin izniyle iyi-verimli bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır, bir işe yaramaz. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız.

Bakara Suresi 120. Ayet-i Kerime’de “Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden asla hoşnut olmayacaklardır; de ki: Doğru yol ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne bir yardımcı olur”.

Bakara Suresi 205. Ayet-i Kerime’de “Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah’ı şahit tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez”.

Vakıa Suresi 63,64,65,66 ve 67. Ayet-i Kerimeler’de “Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yok biz mi bitiriyoruz “? Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız da şöyle dersiniz: Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık”.

Şimdi tüm bunların ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım. Yıllar öncesinden Allah C.C. Kur’an-ı Kerim’de bizleri uyarmış ancak, biz bazı şeylerin yeni farkına varıyoruz. Allah’ın neyi murâd ettiğini teknolojinin gelişmesiyle birlikte karşı karşıya kaldığımız durumu görünce ancak anlayabildik.

Bilindiği gibi bazı bilim adamları tohumun genetik şifresini çözdüler ve DNA sarmalını açtılar Daha sonra ürün kayıplarına engel olup, verim artışı sağlayacağız açlığa çözüm getireceğiz gibi değişik gerekçeler öne sürerek tohumun yaratılıştan gelen formasyonuyla oynayarak Allah’ın programını değiştirmeye başladılar. Ancak, çok geçmeden bunun olumsuz sonuçları da görülmeye başlandı. Olumsuz sonuçları nelermiş diyenler daha önce yazmış olduğum “Genetik Ürün Nedir” ? Yazımı okusunlar.

Teknolojik olarak bunun yapılabiliyor olması yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Burada günah ve sevap kavramı ortaya çıkıyor. Allah’ın yapmayın dediğini yapmakla ve bu şekil helal ve tayyib olmayan ürünlerle beslenmekle kendi sonumuzu hazırlıyor olmuyor muyuz ?

Organik olmayan ürünlerle beslenmek bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve dört nesilden sonra bağışıklık sistemi çöküyor, insanın gen yapısı değişiyor, sperm yapısı değişiyor ve üreme gücünü kaybediyor. Ayrıca bağışıklık sisteminin çökmesi hastalıklara karşı direncimizin de kalmaması demektir.

Dr.Suat ARUSAN’ın TV’de açıkladığına göre 1974 yılı tıp kitaplarında üreme için gerekli zengin sperm sayısı Türkiye’de 125.000.000 iken günümüzde bu 25.000.000’e düşmüştür. Yani bu yeteneğin 4/5’i kaybolmuştur. Tedbir alınmadan böyle devam edilmesi halinde en geç 15 yıl sonra çocuk sahibi olunamayacaktır. Şu anda bile dünyada en fazla tüp bebek merkezinin olduğu ülke Türkiye’dir. Başka bir bilgiye göre ise, Türkiye’de 144 tüp bebek uygulama merkezi bulunmakta olup, 2008’de 60 bin uygulama yapılmıştır. Bu rakam aynı tarihte dünyada yapılan uygulamaların % 10’una tekâmül etmektedir. Dünya nüfusunun 5.5 milyar Türkiye nüfusunun 71.5 milyon olduğunu düşünerek sonucu değerlendirin. Ayrıca, 60 bin uygulamanın imkan bulup yaptırabilenlerden oluştuğunu dikkatlerden kaçırmayalım. Zira bu uygulama ciddi harcama gerektirmektedir.

Kabul edersiniz veya etmezsiniz ama ülkemiz hatta insanlık adeta biyolojik bir savaşla karşı karşıyadır. Yediğimiz ekmekte bile aynı durum söz konusudur. Buğdayın genetiğiyle oynandığı yetmiyormuş gibi birde içine Benzoil Peroksit, Potasyum Bromate gibi hatta içinde domuz yağı bulunduğu iddia edilen maddeler katılarak sözüm ona unun beyazlaması ve kabarması sağlanıyor. Yaşı 45’in üzerinde olanlar, eskiden fırınlarda pişirilen ekmeğin kokusunun çok uzaklardan hissedildiğini hatırlayacaklardır. Maalesef yeni nesil bu kokuyu hiç hissedemedi.

Burada hemen şu soru akla gelebilir. Bu kadar zararı varsa neden o zaman bu araştırmalar ve uygulamalar yapılıyor diye. Bakara Suresi 205. Ayet-i Kerime’yi tekrar hatırlayalım. “Yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeye çabalayan insanlar vardır”. Bunlar kim olabilir. Kim ekinleri ve nesli yok etmeye çalışabilir.

İblis (Şeytan), ben Allah’ın insanları halk ediş şeklini değiştireceğim demiştir. Şeytan, Hz.Adem’e düşmandır. Dolayısıyla İnsanın DNA’sına düşmandır. Allah’a düşman değildir, olması da mümkün değildir, isyan etmiştir. Meseleye bu açıdan bakınca kötü niyet taşıyan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak isteyen insanlar var oldukça şeytanın bunlara dilediğini yaptırması da kolaylaşmaktadır.

Hıristiyan alemi tehlikenin farkına varmış ve genetiğiyle oynanmış, geni kırılmış tohum üretimini 10 büyük günah kapsamına almıştır. Ne kadar etkisi olacak bunu önümüzdeki günler gösterecektir.

Allah C.C. aşırıya gitmeyin, bozmaya gitmeyin, yoksa benim gazabım ağır olur diye bizleri uyarmakta ve dediğime uyarsanız, sizi korurum demektedir. Tabiatı cezalandırırsanız, tabiatta zaman içinde sizi cezalandırır. Tabiatı çevreyle, bitkilerle, insanlarla ve diğer yaratılmışlarla birlikte düşündüğümüz zaman insanın verdiği tahribatın boyutları daha iyi anlaşılabilmektedir. Her şey zincirleme olarak birbirini etkilemektedir.

Arı, böcek, karınca, genetiği değiştirilmiş ürünlerin çiçek tozlarını ve diğer yerlerini yiyince ya ölüyor, ya da hastalanıyor. Bu durumdan etkilenmiş Arıların ürettiği ballar da sağlıklı olmuyor. Örneğin suni gübre kullanımı nedeniyle toprak altında yaşayan diğer canlıların bundan olumsuz etkilenerek atmosfere normalden çok daha fazla sera gazı saldıkları tespit edilmiş bulunmaktadır.

Hz. Peygamber Katır üretimini yasak etmiştir. Bitkilerin kısırlaştırılmasının da sakıncalarını buradan hareketle de değerlendirebiliriz. Kısırlaştırılan tohumun bir daha geri kazanılması kesinlikle mümkün değildir. Canlı türlerinin milyarlarca yıl süren gelişiminde en önemli etken çevreye uyum sağlamalarıdır. Allah’ın Kanunlarına müdahale etmeye kalkarsanız, ister istemez bu durum domino etkisi yaparak tüm tabiatı ve canlıları etkiler.

Bu itibarla ne zaman elimizdeki nimetleri bize kalan miras olarak değil de gelecek nesillerin emaneti olarak görürsek o zaman kaybettiklerimizi geri kazanabileceğimiz günler gelecek demektir.

Aksi takdirde şu Kızıldereli atasözü gerçekleşebilir. “Son ağaç kesildiğinde, son sular kirlendiğinde beyaz adam paranın yenilmeyeceğini anlayacak”.

Siz en verimli tarım arazilerinizi imara açarsanız, ekilebilir ve sulanabilir topraklarınızı değerlendirmezseniz. İster istemez gıda sıkıntısı çekersiniz. Ancak, hiçbir durum ürünlerin genetiğiyle oynamaya sebep teşkil etmemelidir. Hele de Allah’ın açık uyarıları varken.

Bize düşen görev bilinçli davranmak, seçici olmak ve Allah’ın niyaz ettiği gibi helal ve temiz olan gıdayı arayıp bulmaktır. Kendimiz için…

Sağlıkla kalın, Saygılarımla,

Murat D. Tosun

Editör: Kerim Öztürk