Okullar açılıyor. Eğitimde öğretmenlerin beden dili çok önemli. Kaş yapıp derken, göz çıkarmayalım.

Yıllar önce Eğitim Enstitüsünde öğretmenlik eğitimine başladığımızda, zamanın hocaları bize şöyle öğüt veriyorlardı: “Evlatlarım, yarın ortaokullarda ve liselerde öğretmenliğe başlayacaksınız. Sınıflara girdiğinizde ciddi olun. Sakalı kaptırmayın. Disipline elden bırakmayın. Yüzünüz biraz sert olsun ki öğrenciler şımarıp, derslerinizi kaynatmasınlar.”

Şimdi bilimsel gelişmelerin geldiği noktada bu görüşler geçerliliğini yitiriyor. Nasıl mı?

Endişe, öğrenmeye ölümcül zarar verir. Sürekli surat asmak, duygusal iklimi bozarak beynin en iyi şekilde çalışmasını baltalar (Goleman, s. 337, 340).

Gülümsemelerin tüm diğer duygusal ifadelere karşı bir üstünlüğü vardır: İnsan beyni mutlu yüzleri yeğler, onları olumsuz ifadeli olanlardan daha kolay ve hızlı bir şekilde fark eder; "Mutlu Yüzün avantajı" denilen bir etkidir bu (Goleman, s. 58, 59).

Büyük sorun eğitim Büyük sorun eğitim

Gülmek gerçekten de, iki beyin arasında en kısa yol, anında bir sosyal bağ kuran, engellenemez bir bulaşıcı yayılma olabilir.” (Goleman, s. 58-59)

Yalnızca duygusal olarak sakin bir beyin net ve bilgece (akıllıca) görebilir ve insanlarla sağlıklı iletişim kurabilir. Duyguları canlanan kişi içinde bulunduğu durumu gerçekçi biçimde algılayamaz. Çarpık değerlendirme yapar. Kendisi ile diğer insanlar arasındaki farkları abartır, benzerlikleri bastırır (Keyes, s.13, 21, 25, 153; Özkan, s. 119).

İşte bize öğretilenler, işte gerçekler. Acaba yüz ifademle ve beden dilimle öğrencilerime zarar mı verdim? Aradan yıllar geçti. Şimdi ne yapmam lazım? Özellikle öğretmenliğimin ilk yıllarında ders verdiğim öğrencilerimden özür mü dilemeliyim? Tabii kendi adıma…

Kaynaklar

Danıel Goleman, Sosyal Zekâ, Varlık Yayınları, İstanbul, 2007.

Ken KEYES, , Yüksek Bilinç Kılavuzu, Akaşa Yayınları, İstanbul,1991.

Zülfikar Özkan, Beynin Mutluluğa Ayarlanması, Pozitif yayınları, İstanbul, 2021.

Zülfikar Özkan

Editör: Kerim Öztürk