Putin'in akıl hocası Aleksandr Dugin"Kazanamazsak dünyayı yok ederiz." diyor.

Dugin, çarlığın gücüne erişebilmek için Avrasyacı jeopolitik diriltilmelidir, der. Atlantik eksenli Batı ittifakına karşı Avrasya güçlerinin yükselişi stratejisini belirler. Bir kitabı "Rus Jeopolitiği Avrasyacı Yaklaşım" başlığıyla Türkçeye de tercüme edildi.

ABD'yi Rusya'yla karşı karşıya gören Dugin, bu mücadelede üstünlük sağlamak için merkezinde Rus İmparatorluğu'nun yer aldığı bir Avrasya İmparatorluğu'nun kurulması gerektiğini belirtir. Daha önce "Rus Jeopolitiği" adlı kitabını çıkarmıştı. Türkiye'yi büyük tehdit olarak görmüş, sonra Türkiye'nin Batı'yla yaşadığı problemleri göz önüne getirerek, Türkiye'yi bir "ortak" olarak Avrasyacılığa dâhil etmiştir. "Ancak Orta Asya bölgesine yönelik Pan-Türkizm temelli bir bakış açısına sahip bulunmadığı ve daha çok Orta Doğu (Suriye olayında görüldüğü üzere) yönelimli politikalar takip ettiği sürece Rusya Federasyonu'na yönelik bir tehlike arz etmeyeceğinden, Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkileri de büyük ölçüde sorunsuz olacaktır. Ancak Türkiye'nin coğrafi konumu değişmediği (sıcak denizlere açılan yolun üzerinde bulunması) ve Orta Asya bölgesindeki önemli sayıdaki Türk etnisite de varlığını koruduğu sürece, iki ülke arasındaki ilişkiler jeopolitik yasalar çerçevesinde şekillenmeye devam edeceğinden Dugin'in temelde Türkiye'yi Avrasyacılık projesine yönelik bir tehdit olarak görmeyi sürdüreceği söylenebilir." (Doç. Dr. Selim Kurt, "Dugin'in Avrasyacılık Anlayışında Türkiye'nin Yeri"Güvenlik Stratejileri, C. 15, S. 31, 2019)

Turancılık Dugin'in korkulu rüyası. Ve içimizde maalesef Duginciler var.

Dugin'in, Ukrayna saldırısına dair açıklamaları insanı dehşete düşürüyor:

"Bu askerî operasyon bizim için varlık yokluk meselesi. Ya var olacağız ya da yok olacağız. (…) Yenilgi ihtimalini düşünmüyoruz. Çünkü bu olamaz. Olursa Putin, Rusya ve bildiğim kadarıyla dünya da olmayacak. (…) Bu operasyonun 'son nefesimize kadar devam etmesi' kararı çoktan alındı ve kazanmaktan başka çaremiz yok."

Dugin'in kendi tarihlerinden ilham alıyor.

 Dostoyevski'nin günlüklerini okudunuz mu? Ben bahsetmeye fırsat bulamadan, Yeni Türk Edebiyatı sahasının yetkin ismi Prof. Dr. Alaattin Karaca, onun Türkiye hülyasını hatırlattı:

"Dostoyevski'yi okurken Rusya ve Putin'in politik hamlelerinin arkasındaki 'ulusal rüya'yı ve 'düşman' imgesini gördüm diyebilirim. / Ünlü yazar günlüklerini 1876-1881 yılları arasında yazmış. (…) 'Slav davası'na, Şark Meselesi'ne ve Rusların millî ideallerine geniş yer vermiş. Bu arada Türklere bakışını da dile getirmiş. (…) Dostoyevski çok sıkı bir Rus milliyetçisi ve panslavisttir. Ama aynı zamanda Rusların önderliğinde ve koruyuculuğunda kurulmasını arzuladığı 'Ortodoks birliği' idealine de sıkı sıkıya bağlıdır. (…) Dostoyevski'nin Slav ve Ortodoks birliğinin merkezinde İstanbul vardır. Ona göre İstanbul, er geç Rusların olacaktır. Dileğini günlüğünde defalarca tekrarlar. Örneğin bir yerde şunları yazar: / 'İstanbul bizim olmalıdır evet, İstanbul Ruslar tarafından fethedilecektir. Türklerden bize sonsuza dek geçecektir. (…) sahip olduktan sonra biz bu kente Slavları ve sonra kimi istiyorsak onları sokacağız. (…) İstanbul'a, Boğazlara ve körfezlere sadece Rusya sahip olacaktır. İstanbul'da bir ordu ve filo bulundurulacak, kaleler, tabyalar inşa edilecektir; uzun, çok uzun bir süre bu önlem sürdürülecektir…'" ("Dostoyevski'den Putin'e Rusya'nın millî rüyası…", Karar, 28 Mart 2022)

Günlükte ayrıntıları okusanız, daha neler var...

Biz, Ukrayna'ya saldırdığından beri, Putin'in nihaî hedefini yazmıyor muyuz?!