İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstiklal Caddesi'ndeki patlama sonrası yaptığı açıklamada "Biz bize verilen mesajı aldık, mesajın ne olduğunu da biliyoruz. Amerikan Büyükelçiliği'nin taziye dilemesini kabul etmiyoruz." dedi. Soylu, "Bu aldığımız mesaja çok güçlü bir mesaj vereceğiz, hem de çok güçlü bir mesaj" ifadesini kullandı.

Soylu, "Amerikan Büyükelçiliği'nin taziye dilemesini kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Kobani'yi terör bölgelerini besleyen, oradan Türkiye'nin huzurunu bozmaya çalışan bu anlayışa kendi senatolarından para gönderen bir devletle müttefikliğimiz elbette ki tartışılmalıdır. PYD'yi orada kim besliyorsa, PKK'ya kim iç istihbarat sağlamaya çalışıyorsa, faili odur. Piyonları tartışmanın bir anlamı yoktur. Dünyada çok fazla piyon bulunur." dedi.

Peki bu tür terör eylemleriyle Türkiye'ye nasıl bir mesaj veriliyor? Mesaj alındıysa nasıl bir karşılık verilecek?

Bu konuda değerlendirme yapabilmek için terör saldırısı ile ilgili bütün bilgilere vakıf olmak, yeterli olmayabilir. Yine de elimizde bazı örnekler var...

Erdal Sarızeybek'in"ABD, Çekiç Güç kontrolünde 20 bin kişilik özel bir güç oluşturdu. Eşref Bitlis komutasındaki Türk birlikleri bu güce karşı, 3 Ekim 1992'de büyük bir harekât başlattı. ABD, bu harekâtı durdurmak için uyarı olarak Muavenet zırhlısını vurdu" diye bir değerlendirmesi var.

Yani ABD, bazen mesajını açıkça kendi ordusuyla veriyor!

Terör eylemleri de siyasi bir mesajdır...

AKP Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, 2017 yılındaki terör olaylarıyla Türkiye'ye verilen verilmek istenilen mesajın, "Suriye ve Irak'tan çıkın" olduğunu söylemişti...

Boynukara, "Bizim için terör örgütlerinin isimlerin ne olduğunun bir önemi yok. İstanbul Beşiktaş, Kayseri, İzmir'deki eylemler gibi eylemler düzenleniyor. Bu eylemlerin arkasında küresel istihbarat örgütleri var. Eylemlerin tarzı, seçilen mekânlar, eylemlerde kullanılanlar ile bize mesaj vermek istiyorlar. Bize açık mesaj Suriye'den ve Irak'tan uzak durun diyorlar. Biz niye buralardayız buna bakmamız lazım. Bu ülkeler egemen devlet olsalar bizim burada bulunmak için hevesimiz yok. Yönetim boşluğu terör örgütleri tarafından dolduruluyor, bu terör örgütleri Türkiye'ye tehdit oluşturuyor. Kendi ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için pozisyon alıyoruz. Bölgemizde kaosun derinliğini önlemek için Rusya ile görüşme trafiğine giriyoruz. Ama diğerleri bu görüşmeye karşılar ve kaosun devam etmesini istiyorlar. Kaosun faturası Amerika'ya değil, Avrupa'ya değil. Bu kaosun faturası bize kesiliyor. Bizi bundan vazgeçirmek için terör eylemleri yapıyorlar. Terör eylemlerinde taşeron örgütleri kullanıyorlar" demişti.

***

Son dönemde, Millî İstihbarat Teşkilatı, Irak ve Suriye'de nokta operasyonlar yapıyor. Bu operasyonlarda "etkisiz hale getirilen" kişiler PKK'nın yönetim kadrosunda bulunanlardı. Son operasyonlarda ise "PKK/PYD kadroları" hedef alındı. Bu operasyonlarda sağ olarak ele geçirilenler de var. Bu arada TRT'deki Teşkilat dizisiyle de ABD'ye Suriye'deki bütün faaliyetlerinin takip edildiği, mesajı veriliyor... ABD'nin yetiştirdiği teröristlerin nasıl ortadan kaldırıldığı da işleniyor. CIA, bu mesajlara, İstiklal Caddesi'nde cevap vermek istemiş olabilir... Bu defa farklı bir eylemci kullanıldığı anlaşılıyor...

Diğer taraftan, yakalanan teröristin İstiklal Caddesi'ndeki eylemden önce bir ara yan yana yürüdüğü anlaşılan iki kadının İsrail ordu mensubu olduğu bilgisi, İsrail medyasında doğrulandı ama Türkiye'de tatil için bulundukları belirtildi. MOSSAD, İstiklal Caddesi'ndeki Mısır apartmanında kurulmuştur. İsrailli turistler bunu bilir ve binanın önünde fotoğraf çektirir. Tabii saldırıyla ilgileri olsaydı, herhalde gereği yapılırdı...

Arslan Bulut - Yeniçağ