Artan akaryakıt fiyatlarından sonra, ilk milli arabamızı tanıtmak şart olmuştur.

Öküz Arabası (kağnı)

Başta kurtuluş savaşımız olmak üzere bir dönemin en gözde ve en önemli taşıma aracı öküz arabasıydı.

Öküz arabası olmayan aile hemen hemen yoktu.

İki öküz tarafından çekilen öküz arabaları yöremizde en fazla kullanılan taşıma araçlarından biriydi. Tarlaya, bağa, bahçeye gidilirken öküz arabasına binilirdi. Öküz arabası sap, saman, ot, odun taşımada ve unluk buğdayları değirmene götürüp getirmede kullanılırdı.

Yöremizde kullanılan öküz arabaları iki tekerleklidir. Üç parçadan oluşan ve dayanıklı ağaçlardan yapılan tekerler, kendine özgü şekli olan ve kalınca bir ağaçtan yapılan “mazı”ya takılır. Tekerlerin aşınmaması için yere temas eden kısımlarına demirden halkalar geçirilir.

Arabanın yanlarında, ana yapıyı oluşturan ve ön kısımda birleşen ağaçlar vardır. Bu ağaçların her birine “kol” denir. Kolların önde daralan kısmında, kolları birbirlerine bağlamak, sabitlemek için, ve kollara yatay olarak çakılı, adına “top” denilen düzeltilmiş ağaç bulunur. Kolların birleştiği ucun biraz gerisinde, uçları yanlardan dışa çıkıntılı, kulak( ağaçtan yapılmış çivi ) vardır. Arabanın yükleme yapılan bölümünü (arabanın evi ) oluşturan tahtalar bu kolların üzerine çakılır. Kolların altında, mazıya basacak yerleri hafif oyuk ve mazıyı kavrayacak dişlerin çakılı olduğu, adına “yastık” denilen ağaçlar vardır. Kollara çakılı tahtaların her iki uçlarının üzerinde arabanın evi boyunca inceltilmiş ağaçlar (baskı) bulunur. Baskıların üzerinde belirli aralıklarda kazıklar vardır. Bu kazıklara adına “cağ” denilen yontulmuş sırıklar takılır. İlave yüklemeler için arabanın en arka kısmında bulunan deliklere daha uzun kazıklar ve topun her iki başında bulunan deliklere ağaçtan çatallar takılır. Cağlardan daha uzun olan sırıkların kalın ve delikli uçları arkadaki kazıklara, ince uçları ise önlerdeki çatallara takılır. Bu iki sırık arka kısımda, aralarına ince bir sırık çakılarak birleştirilir. Bu sırıklara “karaçağ” denir. En önde ise gerektiğinde arabanın başını yukarıda tutmak için dayanıklı ağaçtan yapılmış “dayak” bulunur. Bu dayak küçük bir zincirle arabanın başına sabitlidir.

Öküzler arabaya koşulacağı zaman ilk olarak araba dayaklanır. Boyunduruk, önde kulakların bulunduğu yere konulur. Öküz veya manda derisinden yapılmış kayış (araba kayışı ), kulakların etrafından ve boyunduruktaki zelve denilen çivilerin arasından kendine has yöntemle sarılır. Daha sonra öküzler arabaya koşulur.

Maran: Tekerin halka geçirilmemiş hali.

Göbek: Tekerin orta kısmında yer alan, diğer kısımlara göre daha kalın olan, mazının ucunun takıldığı bölüm.

Çabuk: Göbeğin her iki yanında yer alan bölümler.

Halka: Maranın çevresine geçirilen demir.

Mazı: Tekerlerin takıldığı silindirik ağaç

Büğlü: Tekerin mazıdan çıkmasını önlemek için, mazının yüzeyine açılan delikten çakılan çivi.

Kol: Arabanın evinin üzerine oturtulduğu, ileriye doğru karşılıklı uzanan ağaçlar.

Yastık: Kolların altında yer alan, mazıyı tutan dişlerin çakıldığı kendine özgü şekil verilmiş ağaçlar.

Baskı: Tahtaların, kollara çivilenen kısımlarının üzerine çakılan ağaçlar.

Diş: Arabanın evini mazıya bağlayan ve mazıyı kavrayan kavisli ağaçlar.

Ev: Arabanın yükleme yapılan bölümü.

Top: Arabanın ön bölümünde, kolları birbirine bağlayan, kollara yatay bir şekilde çakılmış, çatalların takıldığı ağaç.

Kazık: Baskıların üzerine açılan deliklere takılan ağaçlar.

Kulak: Kolların birleştiği uç kısımda bulunan, kayışın çıkmasını engelleyen yanlara çıkıntılı ağaç parça.

Cağ: Baskıların üzerinde yer alan kazıklara takılan ve arabanın evi boyunca uzanan ağaçlar.

Karaçağ: Bir ucu, baskıların en arka kısımlarına çakılan kazıklara, diğer ucu topa takılan çatallara yerleştirilen uzun sırıklar.

Gop: Öküzlerin arkalarına gelen tahta. İki tane de arabanın en arka kısımlarında bulunur.

Boyunduruk ve Parçaları

Boyunduruk: Boyunduruk, yaklaşık 3 metre uzunluğunda, hafif ve dayanıklı ağaçlardan yapılan gereçtir. Öküzlerin boynunun geleceği kısımları oval biçimde oyulmuştur. Ortasında kayışın bağlanması için iki odun çivi(zelve) vardır. Uç kısımlarında samıların takılması ve öküzün boynuna göre ayarlanması için dörder delik mevcuttur.

Zelve: Boyunduruğa yaklaşık on santimetre aralıkla karşılıklı olarak çakılmış ve aralarına kayışın sarıldığı ağaç çiviler.

Samılar: Yaklaşık 60 cm boyunda, iki üç parmak kalınlığında, üsten aşağıya doğru incelen, dayanıklı, genellikle ardıç ya da pelitten yapılan kavisli ağaç parçasıdır. Samı için kullanılacak ağaçlar öküzün boynuna uygun bir şekil alması için ısıtılarak eğilir. İnce uçlarına yakın yerlerinden ipin kayıp çıkmaması için çentiklenir.

Sambağı: Keçi kılından örülerek yapılan bir ip çeşididir.

Gandirif: Dayanıklı ağaçlardan ya da demirden yapılan halkadır. Kayışa ve sabanın okuna gorzevelle sabitlenerek boyundurukla sabanı birleştirir.

Gandirif Kayışı: Manda ve öküz derisinden elde edilir. Halka ile sabanın okunu boyunduruğa birleştiren parçadır.

Mızik: Kayışın ucundaki kavisli ağaç çivi. Dayanıklı, sert ağaçtan, üsten aşağı inceltilerek yapılır. Boyundurukla sabanı birleştiren kandirif kayışının sabitlenmesi için kullanılır.

Gorzevel: Sabanın halkadan çıkmaması için saban okunun ucunda bulunan deliğe takılan ağaç çivi.

Tapan: Ekilmiş tarlayı düzeltmeye ve tohumu toprağa karıştırmaya yarayan araçtır. Çalıdan ve ağaçtan yapılan çeşitleri vardır. Ortasında saban deliğinin geçeceği bir yuva bulunan bir ağaç ile tarla düzeltilir. Tapanın çalıdan yapılan çeşidinde ise bir ağaca geçirilmiş çalılar iki ince sırıkla boyunduruğa bağlanır.

Massa(Masta): Yaklaşık iki metre uzunluğunda özel sopadır. Bir ucunda çivi,(modul) diğer ucunda ise cemek adı verilen arkası sopanın gireceği bir yuva şeklinde biçimlendirilmiş, önü üçgen biçiminde yassı bir demir takılıdır. Öküzleri kontrol etmek ve sabanın eneğine yapışan toprağı kazımak için kullanılır..

Kamil Koç