Eylül ayı enflasyonu olarak; TÜİK, TÜFE ‘ oranını yüzde 61,53 ve İTO İstanbul geçinme endeksini yüzde 73,13 açıkladı. Arada 11 yüzdelik puan fark var.

Yine Eylül ayında TÜİK yıllık Yİ-ÜFE oranı yüzde 47,44 olarak, İTO Toptan eşya fiyatlarını yüzde 67,79 olarak açıkladı.

1.TÜİK Enflasyon güven sorunu yarattı.

TÜİK ve İTO‘nun 11 puan enflasyon farkı, dünya yıllık ortalama enflasyonun üstünde bir farktır. Söz gelimi G 20 ülkeleri içinde, Türkiye ve Arjantin’i çıkarırsak en yüksek yıllık enflasyon oranı yüzde 6,8 ile Hindistan’dadır. Diğerlerinde bu oran daha düşük ve Çin’de binde birdir.

Bunların ötesinde bir de halkın yaşadığı gerçek enflasyon var. Söz gelimi halkın harcama sepetinde daha yüksek yer tutan gıda fiyat artışı eylül ayında TÜFE’ nin üstünde ve yüzde 75,14 oldu.

ENFLASYON

Yİ-ÜFE ve toptan eşya fiyatları, maliyetleri gösterir. Eğer iki kurum arasında 20 puan fark varsa, bu durumda kimse yatırım maliyet hesabı ve fizibilite yapamaz.

Dolayısıyla TÜİK’in bilerek veya bilmeyerek enflasyonu daha düşük göstermesi yerli ve yabancı sermaye için güven sorunu ve belirsizlik yarattı.

Zaten, TÜİK’in açıklamasına göre; ekonomik güven endeksi 100 altında 95 seviyesindedir. 100 altı güvensizlik demektir.

Güven sorunu yatırımları ve üretimi engelledi. Yerli sermaye de artık dışarıda yatırım yapıyor. Sanayi üretimi bu sene ikinci çeyrekte yüzde 2,6 oranında daraldı.

Yatırımlarda gerileme, üretimde daralma nedeni ile içerde mal arzı da daraldı. Telafi etmek için tüketim malı ithalatı arttı. Geçen sene Ocak-Ağustos arasında geçen 8 ayda, toplam ithalatiçinde tüketim malının payı yüzde 7,7 iken bu sene bu pay yüzde 12,3 e çıktı.

Eğer istikrar sorunu varsa; hükümetlerin görevi ciddi ve inandırıcı bir istikrar programı hazırlamaktır. Ancak hükümet Rutin orta vadeli ve niyete dayanan bir plan açıkladı. Güven sorunu daha çok arttı.

Aslında; Güvenin temel dayanağı; Hukuk; demokrasi, mülkiyet güvencesi, kurumsal devlet ve sosyal huzurdur. Üstüne TÜİK’ ve devlet verilerine güvensizlik eklenince istikrar daha çok bozuldu.

2. Üretici ve tüketici panik yaşıyor.

Almanya’da Hans, Türkiye’de Niyazi’nin emeklilik mukayesesi! Almanya’da Hans, Türkiye’de Niyazi’nin emeklilik mukayesesi!

Üretici ve toptancı, malımı depoda yerine koyamam diye fiyatlarını maliyetlerin çok üstünde artırıyor. Perakendeci de aynı anlayışla ve aynı malı sonrasında daha pahalı aldığı için panik yaşıyor. Fiyatları artırabildiği kadar artırıyor. Tüketici de aynı malı daha pahalı olacağını bildiği için bu gün daha çok mal alıyor ve talep artıyor.

3. Eksi reel faiz TL’ den kaçışa neden oluyor.

MB’nın faizi enflasyonun altında tutmaya devam etmesi yani yüksek eksi reel faiz, TL’den kaçışa neden oluyor. MB’nın ve BDDK’nın bankaları TL’ mevduata zorlaması da bir faiz anarşisi ve panik yarattı ve TL’ den kaçışı hızlandırdı. Talep artışı doğal olarak TÜFE’nin de artmasına neden oldu.

4.Piyasada ikili üretim yapısı oluştu.

Hükümet maaş ve ücret politikasını seçim odaklı yürütüyor. TÜİK’in, maaş ve ücret düzeltmesinde TÜFE’ yi daha düşük göstermesi maaş ve ücretlerin nispi olarak düşük kalmasına neden oldu. Reel maaş ve ücretlerin düşmesi de mal ve hizmet üretiminde verimliliğin düşmesine neden oldu. Aynı nedenle gelir dağılımı daha çok bozuldu. 10 milyon Suriyeli de eklenince halkın refahı düştü, sosyal sorunlar tırmandı.

Bir ekonomide gelir dağılımı bozulursa, talep ve üretim yapısı da bozulur. Kitlesel üretim azalır ve mal arzı daralır. Fiyatlar artar. Daha pahalı ve daha karlı olan Lüks mal üretimi artar.

Türkiye de lüks lokantalar doludur. Lokanta fiyatları Yunanistan’dan daha pahalıdır. Bu durum gelir dağılımının ne kadar bozuk olduğunu gösterir. Nüfusun yüzde 90’ı yoksullaştı, yüzde 10’u zenginleşti. Lokantaları dolduran bu yüzde 10 zengin nüfustur.

5.Enflasyon artmaya devam edecek

Çekirdek enflasyon; yönetemeyeceğimiz şartlar altında; söz gelimi hava koşullarına bağlı olarak değişen işlenmemiş gıda fiyatları, Yurt dışı şartlara ve kararlara bağlı olan enerji fiyatları, üzerinde yüksek vergi yükü olan tütün ve alkollü içecek fiyatları ile fiyatı küresel düzeyde oluşan altındaki fiyat artışını çıkardıktan sonraki, fiyat endeksidir.

Eylül ayında yıllık çekirdek enflasyon(B) TÜFE‘den daha yüksek yüzde 67,22 oldu. Çekirdek enflasyonun yüksek olması, enflasyon direncinin de yüksek olduğunu gösterir.

Bu şartlarda; Eğer hükümet bir istikrar programı hazırlamaz ise, faizleri reel faiz seviyesine çıkarmaz ise, otokrasi devam ederse, yargı bağımsızlığı sağlanamazsa, sosyal ve siyasi güven sağlanamazsa, hiper enflasyona gideriz.

Editör: Kerim Öztürk