Aliya İzzetbegoviç şu mesajları ile anılmaktan öte anlaşılması gerektiğini hak eyliyor:

"Dünya yeni bir ekonomik sosyal kültürel ve benzeri alanlarda sistem geliştirecekse Kur'an'ın mesajlarını esas almadan mutlu kılması mümkün değildir.

Müslümanların gelecekle ilgili bir diyecekleri varsa önce Müslümanlaşmaları gerekir. Daha sonra ihlas ve gayretle çalışmalıdırlar.

Kur'an bir felsefe, düşünce kitabı değil, o bir hayat tarzıdır.

Müslümanlar Kur'an'a göre yaşamayı beceremeyince kıraat ilmini geliştirdiler.

Başkalarını değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz.

Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.

Musevilik de, İsevilik de, kapitalizm de, sosyalizm de, İslam da eski sistemi yıkıp yenisini kurmak ister. Ancak diğerleri bir dini grubun, burjuva veya proleter sınıfın iktidar ve mutluluğu için yapar, İslam ise bütün insanların mutluluğunu hedefler" (Aliya'dan naklen, Av. Hayrullah BAŞER)

Cehenneme Dönmüş Coğrafyalara, Nerede İnsanlık? Cehenneme Dönmüş Coğrafyalara, Nerede İnsanlık?

"Bilgemiz eserlerinde kültürel dünyamızı ölçeklendirme bağlamında yepyeni bir kavramsallaştırmada bulunmuştur."

" Bilgemize göre üç ayrı dünya görüşü vardır: Din, materyalizm ve İslâm. Dinin odağında ruh/şuur, materyalizmin merkezinde madde, İslâm'ın ekseninde ise, bu din ve materyalizmin bileşeni olan insan bulunmaktadır."

"Bilgemize göre alet kullanma, insanın diğer hayvanlarla ortak tarafıdır. Ama o aynı zamanda kült sahibi bir varlıktır ki bu onun yegâne özlük alanıdır. İnsan, bu alandaki gerçekleştirme oranında insanlaşır, şu andaki teknoloji dünyasında olduğu gibi olduğu gibi yalnız alet kullanma içinde kaldığı oranda da insan olmaktan uzaklaşıp hayvanlaşır." (Prof. Dr. Mustafa AYDIN)

" Aliya benim gençliğimin kahramanıdır... Daha sonra fikirlerini tanıma fırsatı buldum. Doğu ve Batı Arasındaki İslam, ilk tanıştığım kitabıydı. Okudukça hem entelektüel olarak derin hem de Mümin olarak sağlam bir Müslüman buldum eserinde."

"Daha gençlik yıllarında: "Ben bir Müslüman'ım ve öyle kalacağım. Çünkü İslam benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adı... Kısacası benim inancıma göre uğrunda yaşamaya değer olan her şeyin adıdır." sözleriyle birçok insanı bilgeliği ve liderliğiyle İslam adına yüreklendirmiştir."

" Aliya açısından iman ve ahlak kaynaklı bir siyaset felsefesinin tek amacı güç elde etmek değil, aynı zamanda kendisinin, yakınlarının aleyhine bile olsa adaletten sapmamak yeri geldiğinde kendi çıkarlarına ters düşen bir fedakârlığı Allah rızası uğruna gerçekleştirebilmektir." (Prof. Dr. Hilmi DEMİR)

Aliya'nın medeniyet mücadelesi, hayatın doğal seyrinde görülüyordu. Aliya'nın İslam medeniyeti ile bağı köklüydü. Adını aldığı büyük babası Aliya, İstanbul'da askerlik hizmetini yaparken, Üsküdarlı bir Türk kızıyla evlendi." ( Prof. Dr. Caner ARABACI)

"Aliye İzzetbegoviç'in yaşamış olduğu dönemlere bakılacak olursa, o dönemlerde din ve bilim meselesinin tartışılması çok merkezi bir yerdedir. Dinin ve bilimin ayrı yerlerde tutulmak istendiği bir dönemde, Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşları hem dünyevi işlerde hem de dini işlerde başarılı olunabileceğini savunan insanlardır."

"Aliya İzzetbegoviç için okuma ile özgürlük arasında bir bağ söz konusudur. Büyük oranda İslamlaşmanın kendisi, aslında kendisi gibi olmayana daha insani ve ahlaki alternatifi sunmak demektir "

İzzetbegoviç, doğru bakılırsa bugünkü Müslüman alemine de seslenmektedir. Bugün Müslümanlar, bilim ve din arasındaki dengeyi doğru sağlayamamıştır. İşte Müslüman aleminin kendi içerisindeki temel çatışmanın sebebi de budur." (Prof Dr. Hakkı AKIN)

"Begoviç'e göre uygarlık ve kültür birbirine zıttır ve hayat bu ikisinin bütünlüğünden ibarettir. Ona göre insanın ruhunu yansıtan sanat ve din, kültür dünyasına; ilimler ise uygarlık alanına aittir. Uygarlıkta tekâmül ve gelişme söz konusu iken diğerinde bu yoktur. Uygarlığı akıl ile anlamak mümkünken sanatı onunla kavramak çok zordur." (Prof. Dr. Asım YILDIZ)

Aliya İzzetbegoviç, "Bilge Kral" lakabı ile de anılan 20 ve 21. yy.'ın üzyılın sâdece önemli bir devlet adamı değil, aynı zamanda büyük de bir mütefekkiridir." (Prof Dr. Atabey KILIÇ)

"Aliya İslam'ın dünya düzenine ilişkin taleplerinin de farkındadır."

"İstanbul islamcılığı... çoğulcu, ahlakçı, geniş, özgürlükçü, daha çok birey merkezli, kuşatıcı, sufizmle ve gelenekle ilişkisinde dengeli, Allah için ve adına toplumu düzenleme yerine toplumun iradi ve refahı merkezli insan odaklı bir siyasal sistemin adıdır." (Prof. Dr. Özcan GÜNGÖR)

"İzzetbegoviç'in Allah adına iyilik yapmak üzere şekillenen bir hayat anlayışı vardı."

"Öncelikle Müslüman bir aile içinde yetişmesi ve iyi yönetme sanatını ve genel olarak refahı düzenleyen Kur'an ve hadis prensipleriyle erken yaşta tanışmasıydı."

"Onun hem erken hem de sonraki dönem çalışmaları, sorumluluğu da içeren bir özgürlük nosyonuna dayanmaktadır."

"Uluslararası dayatılan silah ambargosuna rağmen yeni Bosna ordusu kurmak ve savaşma kapasitesini güçlendirmek için çabaladı."

"Her insanın hayatı boyunca yaptığı iyi şeyler gibi, arkadaşları ve düşmanları da vardı ancak onun dokusuna ve inançlarına, cesaretine ve kararlılığına sahip insanların evrensel bir kaderi olarak düşmanları çok azdı.

"O gerçek bir liderdir..." ( Aliya İzzetbegoviç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Faris NANİÇ)

"Aliya'nın da düşünce dünyasının merkezinde İslam vardır."

"Osmanlı millet sistemi içerisinde Müslüman kimlikleri üzerine kendi etnik kimliklerini temellendiren Boşnakların günümüzde Türk toplumundan farklı bir etnik grup olarak algılanması ve tanımlanması söz konusu değildir."

"Türklerin tarihî süreçte Asya'dan Balkanlar'a değin geniş bir coğrafyada heterojen etnik ve dinî yapıdaki toplumlar karşısında deneyimlediği idari kabiliyet, Balkanların da bu bağlamda uzun yıllar etnik ve dinî çatışmalardan uzak huzur ve refah içerisinde yönetilmesini sağlamıştır." (Doç Dr. Ömer AKSOY)

"Aliya İzzetbegoviç siyasi İslam'ı savunduğundan ve ateizme karşı olduğundan komünist yöneticilerin en önemli hedeflerinden biriydi." (Doç. Dr. Halit ÇİL)

"Ali'ya bedel ödemiş birisidir. Sadece kendisi değil halkı da bedel ödemiştir."

"Aliya "Bugün içerisinde yaşadığımız Müslüman dünyanın ne sorunları var?" diye soruyor. Şunu görüyoruz, Aliya'nın cevap arayışına giriştiği sorunlarla bugün ki sorunlarımız aslında çok da birbirinden farklı değil."

Aliya İzzet Begoviç bir Avrupalı olarak Avrupalı ile hesaplaşıyor... Kendisinin Müslüman bir Avrupalı olduğunu söyler. Dolayısıyla içinde yaşadığı medeniyetin tarihsel tecrübesinin farkındadır."

"Aliya İslam'dan şunu anlar: şahsiyetini inşa edebilmiş özgür, sorumluluk sahibi insanlar olabilmek..." (Doç. Dr. Faruk KARAASLAN)

"Aliya'ya göre olgu dramdır, algı ütopyadır. Kültür dramdır, medeniyet ütopyadır. İnsan dramdır, toplum ütopyadır. Dünya dram, ahiret ütopyadır. Hayal dram, cennet ütopyadır. El sürülmemiş olan dramdır, tasarlanmış olan ütopyadır. İslam dramdır, Müslümanlık ütopyadır. Taş dramdır mesela, ama tuğla ütopyadır. Dağ dramdır ama duvar İnsanların yaptığı ütopyadır. Allah'tan olan dramdır, insanların yaptığı ütopyadır. Şu salonda koltukların dizilişi ütopyadır. Çünkü tasarımsaldır, nizami, planlıdır. Fakat gelen insanların oturmasındaki gelişigüzellik dramdır. Hayatın olağan akışı dramdır, bunu yönlendirmek ise ütopyadır."

"İzzetbegoviç'e göre hayatta ve insanda hep zıt ikiliklerin birlikteliği vardır. Hayvani olanla insani olan, ruh ve beden, kuvvet ve ahlak, sevgi ve nefret, din ve materyalizm, fert ve toplum, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, hayır ve şer, artı ve eksi, kültür ve medeniyet, doğu ve batı gibi. işte tüm bu zıt ikiliklerde yani hayatın tamamında bir başka zıt ikilinin dram ve ütopya zıttının tezahürleri vardır. Aliya'nın "İki hayat tarzımız vardır; bir ütopya bir dram" sözü bunu anlatır."

" Kimseden değil yaratandan alındığı için özgürlük dramdır, disiplin ise aklın bir planlaması olduğu için ütopyadır. Oysa insan ne ahlaktan ne de hukuktan vazgeçebilir. Aynı şekilde insan özgürlüğünden vazgeçemez... Öyleyse bu zıtlıklar arasında bir dengeye ihtiyaç vardır. İşte mesele dram ve ütopya çatışmasının tezahür ettiği hayat içinde insanın huzuru bulacağı bir denge kormaktır."

"Bugünün Her şeyin bir plan ve akışa bağlanarak tasarlandığı modern şehirler insanı makineye ya da sosyal hayvana çevren ütopyalardır. Aliya'nın dediğini doğrularcasına modern şehirlerde gelişen gözetim toplumu denilen kontrol mekanizmasının dijital diktatörlük olduğu tartışmaları sürmektedir."

"Yanlış anlaşılmamalıdır; İslam asla senkertist (dinlerin ortak yönünü savunan) değildir ama İslam bir ruh ve beden terkibidir. İdeal sentezdir: insani olan her şeyi inceleyerek iki zıt Kutup arasında sağlıklı ve kalıcı denge kurabilen "üçüncü yol"dur. Öyle ki "Doğu ve Batı Arasında İslam" kitabını "Doğu ve Batı Arasında (üçüncü ve orta yol olarak) İslam" diye okumak isabetli olabilir."

"Son olarak dram ve ütopya anlayışı üzerinden Aliya'nın hayata bakışını ulaştığı çözümle noktalamak gerekir. İzzetbegoviç'e göre, ütopyanın kurgusuna karşılık tabiî, ilahî, dramatik bir sentez olan İslam insanın ihtiyacını tam olarak karşılayabilir." (Dr. Osman ARSLAN)

"Aliya'nın bize bıraktığı miras sadece hikmetli sözlerden ibaret değil elbette."

"Bir çağdaş derviş, bilge insan Aliya İzzetbegoviç, yaşadıklarıyla, yaptıklarıyla, savaşıyla, dinamizmiyle, dua ve gayretle yaşanmış bir hayatın bereketiyle sizinle konuşmaya başlıyor."

"Aliya İzzetbegoviç... Doğruları söylemekle yetinmemiş, yaşamaya gayret etmiş, yaşamadıkları için savaşmaktan çekinmemiş bir adam."

"Cephede yaşadıkları kadar savaşın nasıl yapılacağı yönünde de aktif ve dinamik bir tavır takınabilmiş bir savaşçı."

"Aliya İzzetbegoviç, Müslüman dünyanın kendi hikâyesini yazma arzusuna Umut katmış, mücadelesini sevgiyle, sebatl, dirençle ve istikametten şaşmayarak verdiği şahsiyet mücadelesiyle taçlandırmıştır."

"Aliya İzzetbegoviç aynı zamanda rasyonel bir mücadelecidir. Alışık olduğumuz coğrafyanın melankolik duruşundan eser yoktur. Cesaretle, bilgelikle yol alırken aynı zamanda gelecek mefkûresinden taviz vermeden estetik Bir duyarlılıkla mesafe almıştır." ( Av. Mikail HASBEK)

"Aliya İzzetbegoviç İslam'ın temel şiarlarını hayatına ilmek ilmek işleyip ve bunları siyaset alanlarında ustaca uygulayarak büyük bir dava ve eylem adam olduğunu tüm dünyaya göstermiştir."

"Aliya'yı yeryüzünün öğretmeni kılan onun hayatı İslam'ın temel ilkeleri ile beraber okumasından kaynaklanmaktadır." (Cahit ÇEKMEN)

"Erdemli devlet başkanı Aliya İzzet Begoviç."

"Yeryüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak gerek" diyen Aliya, örnek aldığı Hz. Peygamber gibi hep doğal, içten ve mütevazı kaldı "

"Aliya bilgeliğin bir şifresi de farklılıklar içinde zenginleşmedir."

Doğu'nun kitaplarını da, Batı'nın kitaplarını da bütün çeşitliliği ile okudu." ( Yusuf İLBEY)

"21. yüzyılda geçerlilik kazanmasına yönelik en bilinen çalışmanın mimarı olan Aliya izzetbegoviç'in yaşamın sırrını anlatan, tüm bu yazdıklarımızı kapsayan fakat çok daha öz biçimi ile ele alan bir cümlesi vardır: "Kendinden olanı sev, ötekine saygı göster." (Halil ECER)

" Aliya bilgeliğinin önemli bir mihvreri de özgürlük anlayışıdır... Der ki, özgürlüğü sadece Allah yaratabilir. Öyleyse özgürlük tanrılığın alamet-i farikasıdır. Özlgürlüğünden feragat eden aslında Allah'a karşı saygısızlık etmektedir."

"Hayatın her alanına dokunan felsefesi sadece analiz değil temelde çözüm odaklıdır. Gerçekten Aliya bilgeliği çağımıza reçete olabilir."

(Dr. Osman ARSLAN) Kasım-Aralık 2022 Tarihli

AYİZİ DERGİSİNİN ALİYA İZZETBEGOVİÇ ÖZEL SAYISINDAN...