567 yıl önce 29 Mayıs'ta gerçekleşen Fetih sırasında zamanın gerisinde kalmış ve köhnemiş Bizans; "meleklerin cinsiyetini" tartışırken, Fatih sultan Mehmet Han altı yabancı dil öğrenmiş ve çağının bütün ilimlerini hıfz etmiş ve Osmanlıyı medeniyet ve adâlet merkezi yapmıştı.

Fetih Gününü, yeniden ayağa kalkacağımız bu anlayışla idrâk etmek varken, hamâsi nutuklar çeken ve kahramanlık menkıbeleri anlatanlar, "zamanın ruhunu" ve Büyük Fatih'i anlamayanlardır.

FETHİ ANLAMAK İÇİN FATİH'İ TANIMAK...

"Fatih Sultan Mehmet kelimenin tam anlamını karşılayacak düzeyde bilgi birikimine sahip bir ‘aydın’dı. Yaşadığı yıllar Avrupa’da gerçekleşen Rönesans aydınlanmasının olduğu yıllara rastlayan Fatih Sultan Mehmet kendini geliştirip yetiştirebilecek bütün imkânlardan gerek kendi zekâsı gerek saray imkanları sayesinde en üst düzeyde faydalanmış ve bunu yaşantısının her anında uygulamıştır.

Eğitimine 5 yaşında başlanan Sultan Mehmet, savaş sanatı, savaş tarihi ve teknikleri üzerine yoğun ve uygulamalı bir eğitimden geçirilmiştir. Ateşli silahların tamamını tasarım yapabilecek düzeyde öğrenmiştir. Fatih Sultan Mehmet, yani II. Mehmet henüz 19 yaşında altı dili okuryazar düzeyde biliyordu. Arapça, Rumca, Sırpça, İtalyanca, Latince, Farsça dillerinde, merakı olan konularda araştırmalarını o dillerde yazılı olan kaynaklar üzerinde yapabiliyordu.

Felsefeye özel bir ilgisi olan II. Mehmet sırf bu konuda kendisini daha da geliştirebilmek için eski Yunan kaynaklarını(milattan önce yazılan yunan elyazmaları) okuyabilmek için eğitim bile almıştı. Sultan II. Mehmet etrafında alim ve filozofları hiç eksik etmemiş, her konuda onlarla tartışmış, fikirlerine başvurmuş ve yönetim kademelerinde en üst düzeyde görevler vererek onların bilgisinden en üst düzeyde faydalanmıştır. Molla Gürani, Akşemseddin, Ali Kuşçu bunlardan sadece bir kaçıdır. Hatta sadece Müslüman olan âlimlerden değil o dönem Avrupa’sına bilgileri ile yön veren aydınlardan da faydalanmıştır. Bizanslı Patrik Gennadious II. Mehmet’in isteği üzerine Hıristiyanlığın esaslarını içeren ‘İtikatname’ isimli bir eser kaleme almıştır.

Fatih’in sınır tanımaz ölçüde bir öğrenme aşkı vardı. Coğrafyaya olan ilgisi sadece öğrenmek ve bilmek ile kalmamış, matematiksel coğrafyanın mihenk taşı olarak kabul edilen Batlamyus’un Geographiya’sında yer alan parça bölük haritaları kendisi birleştirmiş, bütün halinde yayınlatmıştır. Akdeniz’in Ege’nin Adriyatik’in bütün koylarının, burunlarının, adalarının, derinlikleri sığlıklarına kadar hakim düzeyde harita bilgisine sahipti.

Matematik bilgisi ise astronomiyi bile kavrayıp anlayabilecek düzeydeydi. ‘Matematiksel Sentez’ anlamına gelen Almagest’in 13 ciltlik Latince çevirisini defalarca okumuş ve incelemişti. Güneş sistemini, gezegenlerin yörüngelerini, güneş ve ayın hareketlerini hesaplayabilecek kadar iyi bir trigonometri seviyesinde matematik bilgisine hakimdi.

Ali Kuşçu’nun 1438 de yazdığı yıldız kataloglarını defalarca okumuştu. Tam bir mühendis kafasına da sahip olan II. Mehmet tarihte kullanılan ilk havan topunun çizimlerini de kendisi yapmıştır ve o toplar da İstanbul’un Fethi’nde kullanılmıştır.

Fatih, Topkapı Sarayında orijinal kitapların koleksiyonundan oluşan 587 eserlik bir kütüphane kurmuştu. Bu koleksiyonda Bizans dönemine ait eserler, Latince, Farsça, İtalyanca el yazmaları bulunuyordu. Bunlardan 4 tanesi Homeros’un İlyada Destanı’nı oluşturan ciltlerdi. Bugün dünyada en iyi korunabilmiş el yazmaları onun kütüphanesinde bulunan eserlerdir. Onbinlerin dönüşünün hikayesinin anlatıldığı Anabasis’in bir kopyası da onun kütüphanesinde bulunuyordu.

İlyada Destanı onu o kadar etkiledi ki yanına tarihi notları almakla görevli yardımcısı Kritovulos’u da alarak Truva’ya gitti. Kalıntılarını gezdi, denize olan konumunu, stratejik önemini yerinde gördü ve inceledi. Hatta fetihten sonra Papa II. Pius’a ‘İstanbul’un Fethini Truva’nın bir rövanşı olarak’ gördüğünü yazdı. İlgi alanı sadece bilimle, felsefeyle sınırlı değildi, edebiyata, sanata, hobilere kadar birçok konuda okur ve araştırırdı. Kütüphanesinde her alandan eserler bulunurdu.

Avnî mahlasıyla yazdığı şiirleri edebiyat tarihimizin şaheserleri arasındadır.

Hem kendi hayatında hem de yaşadığı dönemde bilim, kültür ve sanat insanlarına çok büyük önem ve değer vermiş olan Fatih Sultan Mehmet, onların gösterdiği yoldan hareket etmiş ve tarihte bir çağ kapatıp yeni bir çağa başlangıç yapabilecek çok büyük bir başarıya adını yazdırmıştır. O tam anlamıyla bir Fatih ve bir dünya lideri olmuştur."

Tarihi, üç beş kahramanlık şiirinden ibaret sayan ve hamâsi nutuklara sığdırmaya çalıştıkları menkıbelerle anlamaya çalışanlara ithaf olunur...

Oysa ki, Türkün medeniyet yolculuğunun hikayesi olan "tarih"; bizim için tam da Fatih'in hayatı, yaşadıklarının bütünü ve anlamıdır.


RUBİL GÖKDEMİR