Genelkurmay eski eski İstihbarat Dairesi Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Fethullah Gülen ve Mehmet Şevket Eygi’nin 1959’dan beri Özel Harp Dairesi içinde görevlendirildiğini öne sürmesi fevkalade dikkat çekici ve düşündürücü. 

Yaklaşık iki yıl önce Habertürk televizyonundaki bir açık oturuma katılan Genelkurmay eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin, Mehmet Şevket Eygi ve Fethullah Gülen'in 1959'dan beri Özel Harp Dairesi'nin elemanları olduklarını ifade etti. 

Görünen odur ki kimin eli kimin cebinde belli değil. Fethullah Gülen iyi bir tiyatrocudur. Kürsüde vaiz yaparken kendisine aldığı titreme onun iyi bir tiyatrocu olduğunu ve bağlı olduğu merkezler tarafından kendisine verilen rolü çok iyi oynadığını gösteriyor. Millet, Fethullah Gülen kürsüde titrerken O'nun 4. katta olduğunu zannederdi. Ünlü tarihçi Cemal Kutay, Fethullah Gülen'in bağlı olduğu rahmetli Saidi Nursi'nin de Teşkilatı Mahsusa'nın adamı olduğunu ifade etmişti. Bu ifadenin ne derece doğru olduğunu biz bilmiyoruz. Ama bir tarihçinin bunu ifade etmesi fevkalade düşündürücü. 

Hiçbir konuda genelleştirme yapmak doğru değildir. Tarikat ve cemaatlerin hepsini aynı kapsama sokmak da doğru değildir. Lakin bir hususta çok dikkat etmek lazım. Eğer insanlara önce Kur'an değil de rivayet ve hikayelerden beslenen kendi kitapları okutuluyorsa bunların niyetinin doğru olduğunu söylemek fevkalâde saflık olur.

Kur'an insanlara doğru yolu gösteren ve yapılan yanlışları düzelten gerçek mihenk ölçüsüdür. İnsanlar kendilerine öğretilen ve Kur'an'a ters düşen inanç, düşünce ve hareketleri Kuran'ı okumadan nasıl anlayacaklardır? Maalesef günümüzde bazı tarikat ve cemaatler insanlara Kur'an yerine rivayet ve hikayelerden beslenen, insanları gerçek istikametten saptıran kitapları, mensuplarına okutmaya çalışmaktadırlar. İşte bu durum ciddi bir tehlike arz etmektedir.

İnsanlara gerçek istikameti gösteren Allah'ın kitabı Kur'an'dır. Allah'ın kitabı Kur'an Fussilet suresinde şöyle buyuruyor:

"Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve “Ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet, 33)

Ayet mealinden anlaşılacağı üzere bir Müslümanın temel görevi; partiye, tarikata, cemaate, derneğe, sendikaya, vakfa çağırmak değil, Allah'a çağırmak, salih amel işlemek ve ben Müslümanlardanım demektir.

O halde Ey Müslümanlar! 

Çocuklarınıza sahip çıkın. Aksi takdirde postu CİA'nın emrinde Amerika'da sermiş kişiler çocuklarınıza sahip çıkar ve hayatlarını perişan ederler. Ondan sonra da eyvah demenin bir anlamı kalmaz.

Şimdi Dilipak.. Şimdi Dilipak..

Nurettin Dursun 

Editör: Kerim Öztürk