Taraflara çağrımdır: İrili ufaklı bütün taraflara, örgütlere, cemaatlere, STK'lara, dağdakilere, ovadakilere, yayladakilere vs. çağrılar yapıyorsunuz, vaatlerinizi sıralıyorsunuz… Türk milliyetçilerine, 20. Asrın 'Türk asrı' olması için hayal kuranlara, bu topraklardaki tutunma kavgamızın görünür/görünmez milyonlarına ne sözü veriyorsunuz?

Milliyetçileri ihmal edenler, devlet ebed müddet hassasiyetine gerektiği kadar özen göstermeyenler, politika gereği de olsa onları ikna edemeyenler, sandıkta zarar görürler… Çünkü seçime bir hafta kala görüyoruz ki neredeyse bütün taraflar bloke durumda, kararlı…

Sadece milliyetçi seçmen bloğunda kafa karışıklığı görünüyor… 'Duygu birliği' var görünse de önümüzdeki seçimler için potansiyel 'davranış birliği' ve 'ağız birliği' yok… Bu saatten sonra ittifaklar açısından biraz daha büyüme payı sadece milliyetçi seçmen bazında var… Zaten kafa kafaya görünen seçimleri, belli ki milliyetçi seçmenlerin ağırlıklı olarak destekleyeceği taraf kazanacak…

Türkler Ve Latin Alfabesi... Türkler Ve Latin Alfabesi...

***

Önceki seçimlerden bazı örneklerle 'milliyetçi seçmen etkisi'ni bir daha görelim… 2010'daki anayasa değişikliği referandumunda CHP ve MHP 'hayır' cephesinde yer almıştı… Bir yıl önceki yerel seçimlerde yüzde 39 oy alan iktidar partisi, referandumu yüzde 58'le geçirdi… İl il, sandık sandık yapılan karşılaştırmalarda görüldü ki, milliyetçi seçmen, ağırlıklı olarak 'evet' bloğunda yer aldı ve seçimi iktidar partisine kazandırdı…

Erdoğan'ın ilk seçildiği Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de durum farklı değildi… CHP ve MHP ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ancak yüzde 38.4 oy alabilmişti… Tayyip Erdoğan ise yüzde 52'yle ilk turda Cumhurbaşkanı seçilmişti… Yine önceki seçimlerle birlikte incelendiğinde şu gerçek ortaya çıkmıştı: Yine belirleyici seçmen, milliyetçiler olmuştu…

Burada milliyetçi seçmenin davranış şeklini olumlu veya olumsuz, doğru veya yanlış diye yargılamıyoruz… Sadece sonuca etkisini anlatmaya ve zaman zaman 'milliyetçi partiler'den, 'lider' veya 'siyasîler'den bağımsız davranma biçimini vurgulamaya çalışıyoruz… Milliyetçi seçmenin sayıca ağırlıklı bir kısmı, oyunu sandığa yansıtırken kendince farklı bir mekaniği harekete geçiriyor, o kesin… Sonuçlardan da belli zaten…

Milliyetçi seçmenin 'belirleyici etkisi'ne dair bir başka örnek, belki de en çarpıcı olanı, 1 Kasım 2015 seçimleri… İktidar partisi 7 Haziran'da yüzde 40.9'la, o dönem için çok ağır sayılabilecek bir yenilgi almış, hükûmet kurma şansını kaybetmişti… Yeni hükûmet kurulamayınca 1 Kasım'da yeniden seçim gidildi…

7 Haziran'da 18 milyon 865 bin oy alan iktidar partisi, sadece 5 ay sonra, yani 1 Kasım'da 23 milyon 670 bin oy aldı… Oy oranını yüzde 49.5'a çıkardı ve açık ara tek başına iktidar oldu… Yeniden iktidarı sağlayan ilave oy, o dönem için en sert muhalefeti yapan MHP'nin seçmeninden gelmişti… 7 Haziran'da 7 milyon 520 bin oy alan MHP, 1 Kasım''da 5 milyon 700 bine düşmüştü… İki seçim arasında MHP 1 milyon 820 bin oy kaybetmişti… Ve yine 'belirleyici seçmen' büyük oranda milliyetçiler olmuştu…

***

Milliyetçi seçmenin duygu ve düşüncelerini çok hesaba katmayan, onların oylarının bir aşiret veya tarikat gibi tek kişinin ikna edilmesiyle çantada kekliğe dönüştüğünü zanneden, oradaki eksikliğin 'milliyetçi bilinen' parti, genel başkan veya yakasında 'milliyetçi rozet' taşıyan kimi siyasîler üzerinden aşabileceğini düşünen her siyaset hayal kırıklığına uğrar… Yukarıda verdiğim örnekler ibret olur mu bilmiyorum ama Türkiye'de bu sosyal matematiği okuyamayanın gittiği yer siyasetin kara deliğidir her zaman…

Evet, Türk milliyetçilerine hangi sözü veriyorsunuz? Devlet ebed müddet, millî devlet, uniter yapı, tam bağımsızlık ve anayasa adına!..

Ve ayrıca, teminatınız nedir?

Servet Avcı - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk