İnsanlığın ortak kültür mirası olan abideleşmiş uygarlık şehirleri incelendiğinde hangi sebepten antik duruma düştükleri anlaşılır. Tarihin garip bir cilvesi ki kontrolsüz nüfus hareketlerine ev sahipliği yapan bütün şehirler o coğrafyaya ait olmayan insanların bir şekilde gelmesiyle kültürel ilerlemesini kaybetmiş ve tarihin olağan akışında çeşitli acıların yaşanmasına sebep olmuştur.

Dünyada her zaman var olan nüfus değişim hareketleri bölgesel bir sorunun tüm dünyaya yayılmasına sebep olurlar. Tarihsel olarak derinlemesine incelemek gerekirse kıtlık, savaş, dini vb. nedenlerle başlayan bölgesel çatışmalar, yaşama iç güdüsü ile hareket eden insanların bir göç rotası belirleyerek kafileler halinde kütlesel nüfus değişimine dönüşürler ne yazık ki bu noktada tercih edilen yollar tarihi ticaret yolları olurlar ülkemizde jeopolitik konumu gereği doğu ve batı toplumlarının kesişim ülkesi olduğu için tarih boyunca göç hareketlerine maruz kalmıştır.

Kontrolsüz Göç olarak adlandırılan kavramın dünyaya etkilerine bakıldığında iki durum ortaya çıkmaktadır birincisi kültür çatışması ikincisi medeniyetin duraksaması. Kültür çatışmasına sebep olan kültürel şok birbirinden tamamen farklı olan toplumların karşılaşmasında oluşan durumun ifadesidir.  Tarihe dönüp baktığımızda coğrafi keşiflerin meydana getirdiği değişimlerle birlikte incelenen bu tanım insanlığın utanç yılları olarak kabul ettiği asimilasyonların, soykırımların, savaşların ve istilaların sebebi olarak görülür.

 Bugün dünyada sömürgeci geçmişe sahip olan tüm devletlerin sömürgeleştirdiği coğrafyalara bakıldığında, istilaya uğrayan toplumun asimile olduğunu görmekteyiz. Dilin, dini anlayışın ve kültürün baskı altı alınarak değişime uğraması sonucunda günümüzde birçok coğrafya kendisine ait olmayan bir kültürü yaşıyor dili konuşuyor. Bunun nasıl mümkün olduğunu anlamaya çalışan halk bilimciler konuyu ele aldığında kültür şoku kavramının tanımlamasını yapıyor, kültür şokuna maruz kalan coğrafyaların ve toplumların kültürel değişimine değiniyorlar.

Emperyalizmin doğrudan yansıması olan kültür şoku daha açık bir ifadeyle medeniyetler çatışmasının ilk adımıdır. Tarihe bakıldığı zaman telafisi mümkün olmayan toplumsal acıların yaşanmasına sebep olur ve nihayetinde ya asimilasyona ya da pogromla sonuçlanır. Bugün Afrika’da yerli kabilelerin Fransızca ve İngilizce konuşması Amerika kıtasının yerlilerinin yok olması kültürel şok ile karşılaşmış olmalarının bir sonucudur.

Söz konusu coğrafyalara ait olmayan insanlar ilk kez karşılaştıkları insanları gördüklerinde yaşadıkları duygu durumları kültürel şokun tanımıdır. Nitekim asimile olmayı kabul etmeyenler mücadele etmiş ve kendisinden daha güçlü silahlara sahip olan kişiler tarafından asimile edilmişlerdir. Günümüzde kolonileştirme anlayışı boyut değiştirdiği için artık yumuşak güç kullanılmaya başlamıştır. Son otuz yılda ulus devletlerin yıkılması için küresel ölçekte verilen mücadele coğrafyamızda birçok devletin savaşlar, ayaklanmalar ve çatışmalar yaşanmasının sebebi kültür emperyalizminin kılık değiştirmiş halidir.  

Medeniyetler çatışması olarak adlandırılan bir coğrafyada yaşayan Türk milletinin ulus devleti kültür emperyalizminin hedefi altındadır. Her türlü zorluğa rağmen milli birliğini bütünlüğünü koruyan Türk milleti kültür emperyalizminin tuzağına düşürülmeye çalışılıyor. Kültür şokunun sonucunda oluşan iki vahim durumda da Türk milleti telafisi mümkün olmayan olaylara şahit olabilir.

 Sözün özü biz Türk milleti olarak inşa ettiğimiz şehirlerimizin antik şehirler olmasını istemiyoruz, entegrasyon adı altında farklı bir toplumu asimile etmenin utancını yaşamak istemediğimiz gibi pogrom gibi Türk milletinin tarihinde olmayan bizim dünyaya bakış açımızla uyuşmayan bir eyleminde sorumlusu olmak istemiyoruz.

Türk milleti olarak inşa ettiğimiz devletimizden, tarihimize ve güçlü devlet özelliğimize yakışan bir biçimde kontrolsüz göçle daha etkin mücadele edilmesini sınır güvenliğimizin daha doğru sağlanmasını, ülkemize kaçak yollarla gelmiş insanların sınır dışı edilmelerini, sığınmacı durumunda olan insanlarında insan onuruna yakışır bir şekilde artık ülkemizden gönderilmelerini istiyoruz. Türk tarihinin ve uygarlığının taşıyıcısı olan Türk milleti medeniyetler çatışmasına kurban gitmek istemiyor, vatandaşı olmaktan gurur duyduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil ettiği uygarlığın ilerleyişinin durmaması için bu meselenin devletimiz tarafından çözüme kavuşturulması gerektiğine iman ediyoruz.

 Kontrolsüz göçe bağlı gelişen nüfus hareketlerinin sebep olduğu diğer bir tehlikenin de medeniyetin duraksaması olduğunun bilincindeyiz. Uygarlıkların seviyesi ilerledikçe dünyaya yön verebilirler biz muhasır medeniyetler seviyesine çıkarmak zorunda olduğumuz bir ulusun, kazanımlarının kültür çatışmasına kurban giderek ilerleyişinin durmasını kabul etmiyoruz.

 Uygarlığımızın ilerleyişinin sürmesi ve dünyaya yön veren medeniyetlerden birisi olması için çalışıyoruz. Türkiye’yi yumuşak güçle tesir altına almaya çalışan nüfus hareketleriyle bir asır önce kurguladıkları Sevr boyunduruğuna girmeyi kabul etmiyoruz. Türk ülkesinde Türk olarak yaşamak istiyor ve adı gibi devletimizden bu soruna çözüm bulmasını Türk vatandaşları olarak istiyoruz.