Mahalli idareler seçimleri öyle bir hale geldi ki, amacından saptı. Ortalık, siyaset esnaflığına dönüştü. Aman ha, biz yerel yönetimleri de alalım, merkez bizde ayrı olursa size ekmek, suda, gaz da yok, rant bizim olsun, servet devletten gelir, çalma işi bizde olsun yeter anlayışı.

Tek Suçları Müslüman Olmak Düşmanları Tarafından Türk Görülmekti! Tek Suçları Müslüman Olmak Düşmanları Tarafından Türk Görülmekti!

Hedefe ulaşmak için ”parti alınır, satılır” işlemleri pazarlarına dönüştü ülke. İlkesiz birliktelikler, bazen açık, bazen gizli, dar görüşmeler, toplumdan saklayıp, toplum adına, pazarlama yöntemleri, entrika sarayında, kirli oyun yöntemleri, siyaseti kuşattı.

Düşünen ve liyakat temsilcileri, böyle bir masraflı siyasete girebilir mi? Bu siyasetin sahipleri ve müşterileri, bu sistemle, siyasetin ahlakını düşünür mü? Yerel sorunlar, projeler, teknolojik gelişmeler konuşuluyor mu?

Akıl, bilim, hukuk, demokrasi, ahlak rehberliği ile çözüm neyi gerektirir düşüncesi var mı? Dünün yasaları ile insanlar yargılanıyor, düşmanlıklar üretiliyor. Dönekliği borsası ve çıkarı rant ve makamlarda zirve yaptı.

Ayrımcılık, kutuplaşmalar, tutkular, duygusallıklar, dost, düşman mantığı kimine, Kızıl elma, kimlere göre, sanki Nirvana! Bir taraftan da, Mehdi ve Mesih gelecek, bizleri kurtaracak anlayışı. Kimilerine göre de şeriat, hilafet, laiklik söylemleri. Anlamını dahi bilmeyenler, din, laiklik, cumhuriyet, sanki, ideoloji bilginleri gibi, cehaletleri ile, her şeye tuz oluyorlar ve kutuplaşmalarla, zıtlar birbirini yeşertiyor. Kopyala, rivayetler, inanç motifli,  makam tasnifleri, inançların ve ideolojilerin çıkar amaçlı örgütlenmesi ile yok edilen hürriyetler, gelenekler şubeleri, yeni fikirlerin aslını icat etmiyor. Terakki ve modernleşmeyi yok ediyor. Vesayetin aklı,  bağlılıkların etkisiyle,  hür iradeyi aşağılıyor.

Tepeden aşağıya, al birini,  vur birine hikayesi. Üstlerinin, yanlış veya, doğrularını, sorgulamayan, kendilerinin oluşturdukları, dinsel, ideolojik ve hiyararşik makamların esiri ile,  köleliğe hizmet edenler de, ettirenler de, birbirlerine hizmet ediyorlar. Bedevileşmeye hayranlık, zihinlerde değişime karşıtlık, devlet imkanlarını ele geçirilen, siyaset anlayışı ile şarlatanlar, kendi sahnelerinin oyunculuğunu yapıyorlar. Bu tipler, en az bildiklerine, en çok inandıkları için, üstlerine bağlılıklarından, yasalara bağlılıklarını, yok ediyorlar veya önemsemiyorlar. Sebebi bilinmeyen acıların şifası olur mu?

Acı olan da bu. Akıl verme pazarları çok, ancak, çare üretim merkezlerinde, emek sarf etme yok. Bu anlayış şikayet etme hastalığına vesile olur. Ünlü Yazar, Kafka Ortadoğu’luğun iki hastalığından bahsederken, ”biri sabırsızlık, diğeri tembellik”. Biri cennetten kovar, diğeri de cennete girmeyi önler, sözünün anlamı ortada. Mirasımız, kaderimizi yansıtıyor.

Her şeyi kontrol etmek, tek başına yönetmek isteyen güç, bütün olumsuzlukların kaynağıdır. Buradan kurtulmak gerekir. Yazık oldu ülkemize, yazık oluyor,  geçen yıllarımıza, yazık oluyor geleceğimize, gençlerimize, insanlarımıza, hayat ve yaşam hakkımıza. İdama giden bir insanın, durumunu yaşatanlara, adaletsizlere,  dur demek akılla, bilimle, hukukla, demokrasi ve ahlakla olur. Gayretimiz bu olsun.

Kemal Albayrak / 24-02-2024

Editör: Kerim Öztürk