1-'Tanrıkulu' ailesi hakkında araştırmalarımın sonuna geldim. Biraz uzun bir twit zinciri olacak ama başta bu bilgileri CHP'ye gönül veren Ulusalcılar ve Atatürkçülerin okumasını umut ediyorum. İnşaallah operasyonu idrak ederler.

2-Ailenin en ünlü ismi Sezgin Tanrıkulu görünse de asıl önemli ismi, abisi olan Vildan Saim Tanrıkulu. Abi Tanrıkulu'nun kim olduğunu anlamak ise, derin bir tarih okuması ve ciddi bir araştırma gerektiriyor. Çünkü abi Tanrıkulu'nun hikayesi, geriye dönük 1977 yılında başlıyor.

3-Hikayenin bir bölümünü Devlet ile İstihbarat arşivlerinden, bir bölümünü sanık ifadelerinden ve bir bölümünü de araştırmalarımda topladığım belgeler doğrultusunda anlatacağım. Bu twit zincirinde 1 tane bile yorum bulamayacaksınız. O yüzden ısrarla CHP'liler okusun istiyorum.

4-Abi Tanrıkulu'nun ilişkilerini ifşa eden ilk operasyon, 23 Nisan 1980 tarihinde durdurulan ve üst araması yapıldığı esnada üzerinden yasa dışı yayınlar ele geçirilen Bahattin Yılmaz ile başlıyor. Bahattin Yılmaz, 2 Mayıs 1980'de verdiği ifade de şu beyanlarda bulunuyor:

4

Ümitsiz Olma Türkiye! Ümitsiz Olma Türkiye!

5-Bahattin Yılmaz, ifadesinde, Sezgin'in abisi ve ailenin en önemli ismi Vildan Saim Tanrıkulu'nu öğrencilik döneminde Diyarbakır'da tanıdığını daha sonra kendisininde yer aldığı isimlerle birlikte kısa adı DDKD olan 'Devrimci Demokratik Kürt Derneği'ni kurduklarını beyan etti.

5

6-Bahattin Yılmaz'ın üzerinden ele geçirilen ve kısa adı KİP olan 'Kürdistan İşçi Partisi' hakkında ilk başlarda derin bir çalışma yapılmadı. Daha doğrusu ilk başlarda KİP ile PKK arasında bir bağlantı kurulamadı. KİP ile PKK arasındaki bağlantıyı çıkaran olay 1982'de yaşandı.

7-Tarih: 16.02.1982, saat 21:20 sıraları. Diyarbakır'da karakol önünde yol kontrolü yapan Polis bir aracı durdurmaya çalıştı fakat araç dur ihtarına uymayarak kaçtı. Peşine takılan Polisler kısa sürede Renault SW marka aracı durdurdular ve içindeki 2 şahsı gözaltına aldılar.

8-Mehmet Sait Çiçek ve Mehmet Şuayip Malgır isimli gözaltına alınan 2 şahsın üst ve araç aramalarında KİP Merkez Komitesine ait kararlar, bazı şahıslara yazılmış mektuplarla 245.000 TL nakit para ele geçirildi. KİP MK'ya ait kararlar arasında bir mühür dikkat çekiciydi.

9-O mühür, kısa adı PKK olan sözde 'Partiya Karkeren Kurdistane' yazılıydı. İşte o an KİP ile PKK arasındaki ilk ilişki tespit edilmişti. KİP, PKK'nın açılımı olan 'Partiya Karkeren Kurdistane'nin Türkçe açılımı olan sözde 'Kürdistan İşçi Partisi'nin kısaltmasıydı.

10-KİP-PKK ve KİP-DDKD hakkında tüm bağlantıları ortaya çıkaran ifadeler zinciri, yakalanan Mehmet Şuayip Malgir'in 15.04.1982 tarihli ifadesiyle başladı. Malgir, KİP-PKK'nın kurucuları ve kendisini yönlendiren/kullanan şahıslar hakkında ifadesinde özetle şu bilgileri verdi:

10

11-Malgir, Mehmet Şehmus Cibran ile Sait Aydoğmuş vasıtasıyla örgüte girdiğini, kardeşinin DDKD'nin Cizre şubesini kurduğunu, firari olan kardeşiyle, kendisinin de Suriye'ye firar etmesinin ardından Suriye'de de kardeşiyle buluşup örgütsel toplantılara katıldığını beyan etti.

12-Malgir'in ifadesinde beyan ettiği isimler üzerinde başlayan soruşturma kapsamında SERDAR KOD Ahmet Karlı, LEZGİN KOD Sait Aydoğmuş ve M. Zeki Çılgın'ın ikametlerine operasyon düzenlendi fakat önceden bilgi almalarından dolayı ikametlerinden kaçtıkları belirlendi.

12

13-Bunun üzerine şahısların evi takibe alındı. Bu takip sırasında eve gelen Ali Buran, Halide Dündar ve Musa Çelik gözaltına alındı. Bu şahısların sorgularında Malgir'den elde edilen belgelerde yer alan KİP MK Genel Sekreteri'nin Ömer Çetin olduğu belirlendi.

13

14-KİP-PKK MK Genel Sekreteri'nin Ömer Çetin olduğunun tespit edilmesinin ardından Ömer Çetin gözaltına alındı ve KİP-DDKD arasındaki ilişkinin ifşa edildiği en önemli ifadeyi hem devlet hem de istihbarat arşivlerine şu ifadeyle geçirdi:

14

15-Çetin, kimlerden etkilendiğini (Edip Karahan-Hikmet Buluttekin), kendisini örgüte ilk kimin soktuğunu (Sait Kırmızıtoprak), kimlerle faaliyet yürüttüğünü (Ahmet Karlı-Necmettin Büyükkaya) ve ilk olarak Bahattin Yılmaz'dan ele geçirilen dökümanların kime ait olduğunu anlattı.

15

16-İyice çözülen Ömer Çetin, bu isimlerle birlikte Mahmut Çıkman'ın da adını verdi. Böylelikle hem KİP-PKK'nın hem de DDKD'nin ipi iyice ele gelmişti. Çıkman ise 08.05.1982 tarihinde verdiği ifadesinde şunları anlattı:

17-TC. Devletini bölmek ve sözde 'Kürdistan'ı kurmak için faaliyet yürüten bu ekip içinde Sezgin Tanrıkulu'nun abisi Vildan Saim Tanrıkulu'nun faaliyetlerinin ne olduğunu sorusunun cevabını, Paşa Uzun tarafından 10.05.1982 tarihinde verilen ifade metni verdi.

18-Sonuç olarak ifadelerde yer alan bilgiler doğrultusunda, DDKD Diyarbakır Genel Merkezi'nin KİP adına faaliyet yürütmesi için Mahmut Çıkman öncülüğünde 28.10.1977'de aralarında Sezgin Tanrıkulu'nun abisi Vildan Saim Tanrıkulu'nun da bulunduğu 16 kişi tarafından kuruluyor.

19-Bu isimlerden çoğu KİP-DDKD Davasında ceza alırken Sezgin Tanrıkulu'nun abisi Vildan Saim Tanrıkulu, firari ve yurt dışında olduğu için hakkında gıyabi tutuklama ile dosyası ayrıldı. Vildan Saim Tanrıkulu'nun asıl hikayesi de yurt dışına firar ettikten sonra başladı.

20-Abi Tanrıkulu'nun hikayesi, 13.05.1980'de Türkiye'den firar etmesiyle başlıyor. Vildan Saim Tanrıkulu'nun ilk durağı Lübnan'ın başkenti Beyrut oluyor. İsveç'e yerleştiği Kasım 1981 yılına kadar burada kalıyor. Peki neden Beyrut? İşte en can alıcı nokta burası.

21-Osmanlı'da başlatılan 'Kürt İsyanı' denilince akla ilk olarak Bedirhaniler/Bedirhanzadeler gelir. Bedirhaniler, Rıdvan Paşa Suikasti'nin ardından 2. Abdülhamit tarafından sürgüne gönderilmiş 2 sene sürgün hayatı yaşamış ve sonra affedilerek geri dönmüş bir Kürt aşireti.

22-Bedirhaniler hakkında çok detaya girmeden Sezgin Tanrıkulu ve abisi Vildan Saim Tanrıkulu'nu ilgilendiren kısımla devam edeceğim. O da Kürt Bedirhan Bey'in torunu ve Kürdistan Teavün ve Terakki Cemiyeti kurucusu olan Emin Bedirhan'ın oğlu Kamuran Bedirhan.

23-Kamuran Bedirhan, 1895 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Kemalizm karşıtıydı ve 1923'te Cumhuriyetin ilanından sonra kardeşiyle beraber Almanya'ya gitti. Münih Ludwig Maximilian Üniversitesinde hukuk bitirdi ve ardından eğitimini mezun olduğu Leipzig Üniversitesi'nde sürdürdü

24-Münih'ten sonra Suriye'ye yerleşti ve Beyrut'ta avukatlık yapmaya başladı.Derin ilişkileri bu tarihten itibaren başladı. Kardeşinin kurmuş olduğu Hoybun örgütüne katıldı ve kardeşinin çıkardığı Hawar Dergisinin yayımlanmasına yardım etti.

25-Hoybun örgütü, 1927'de Lübnan’da 17 temsilcinin ve aşiret liderlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Örgütün amacı, kurulacak bir Kürt devleti için Türk devleti ile savaşmak, Ermeniler ile iş birliği yapmak, SSCB, Irak ve İran ile dostane ilişkiler kurmaktı.

26-Ekim 1927'de,Beyrut’ta Taşnaksutyun ile iş birliği antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre Birleşik Ermenistan ve Kürdistan’ın bağımsızlık hakkı tanındı ve 2 sözde devlet arasındaki sınırlar, savaş öncesi yerli Kürt ve Ermeni nüfusuna ve Sevr'in yasal sınırlarına göre belirlendi.

27-Hoybun/Xoybun ve Taşnaksutyun temsilcileri, SSCB’den Büyük Britanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve İran’a kadar, politik amaçlarına ulaşabilmek için onlara yardımcı olabilecek tüm büyük güçler ile diplomatik ittifaklar kurmaya çalıştı.

28-Celadet Bedirhan Ortadoğu’da, Süreyya Bedirhan Batı Avrupa’da ve ABD'ye seyahatler gerçekleştirdi. Sovyet yanlısı komiteler dahil olmak üzere, Süreyya Bedirhan gidilen her yerde devlet veya devlet dışı, resmi veya resmi olmayan organizasyonlarla görüşmeler yaptı.

29-Hoybun Örgütü, Büyük Britanya, ABD, Fransa, Almanya, İtalya ve Sovyetler Birliği gibi birçok devletin ajanlarıyla gizli diplomatik ilişkilere girdi. 1939 ve 1943 yılları arasında Alman ajanları, Kürtleri yeni bir propaganda ile karşı karşıya bıraktı.

30-Almanlar, Kürtlerden ve Ermenilerden yeni bir uzlaşma talep etti. Kürtlerin ve Ermenilerin Nazi direktiflerine uymaları ve Türkiye’de sıkıntı yaratmaları koşuluyla, Alman zaferi sonrasında Kürdistan’ın ve Ermenistan’ın bağımsızlığını güvence altına alınması vaadi verildi.

31-1941'de İngilizlerin Suriye’yi işgal etmesiyle Almanya ve Fransa, propagandayı engellemek için Kürt milliyetçiliğini teşvik amacıyla 6 yıl aradan sonra Celadet Bedirhan'ın yönettiği Hawar tekrar yayımlanırken Kamuran Bedirhan’a, Roja Nu’yu, Beyrut’ta yayınlama izni verildi.

Editör: Kerim Öztürk