Türk kavramının ne kadar çok düşmanı varmış. Bir edebiyat, hangi dilin kelimeleri ve grameri ile yapılmışsa ona dilin sahibi olan milletin adı ile isimlendirilir. Türk edebiyatı, Alman edebiyatı, Çin edebiyatı, Amerikan edebiyatı gibi. 

Türklükten rahatsız olanlar, Türk edebiyatına, önce Türkiye edebiyatı dediler, bu itibar görmeyince şimdi de Türkçe edebiyatı safsatası çıkardılar. Bu safsatayı savunanlar, Türk edebiyatı adlandırmasının çoğulculuğu reddettiği, yazarların etnik kimliklerini yansıtmadığı ve edebiyatın ulus kavramından ayrı değerlendirilebileceği için "Türkçe edebiyatı" denilmesinin gerektiğini öne sürüyorlar.

Bu konuda değerli hocamız İlber Ortaylı şöyle diyor:
"Türkçe kaleme alınan veya terennüm edilen edebiyata Türk edebiyatı denir. Avusturya’nın yazdıkları Alman edebiyatına, Belçikalı ve İsviçrelilerin yazdıkları da Fransız edebiyatına girer. Yine Avrupa dillerinde Française, English veya Deutsch kelimesi hem lisanı ifade ediyor hem de o dildeki eserlerin ve kimliğin sıfatı oluyor. Galiba bu çakallığı yapanlar Türkçe ve Türk edebiyatı ayrımlarına yaparken grameri bu şekilde kullanmak istiyorlar. Böyle bir ayrım söz konusu değildir." (Hürriyet, 22.01.2023)

Son yıllarda yapılan araştırmalarla on bin yıla yakın bir tarihe sahip olan Türk milletinin adını bu tip hadsizliklerle silmeye çalışanların bir kısmı  densiz, bir kısmı şuursuz, bir kısmı da haindir. Türk milletinin adını silmek isteyenler, bilerek veya bilmeyerek, Türk milletini tarih sahnesinden silmek isteyen ezeli düşmanlarımızın hainane planlarına alet olmaktadırlar.

Türk edebiyatı, Türk milletinin on binlerce yıllık tarihi macerasının, kültürünün ve yaşayışının Türk dili ile terennümüdür.  Türk milletinin konuştuğu dile Türkçe, edebiyatına Türk edebiyatı, yaşadığı vatana da Türkiye denir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 66. maddesine göre "Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Dr. Sakin ÖNER