Kamuoyunda kendisinin adaylığı hakkında merak edilenlere cevap veren Oğan’ın sözlerinden bazı satır başları şöyle:

Beş siyasi parti "Kurtuluş İttifakı"nında birleşti Beş siyasi parti "Kurtuluş İttifakı"nında birleşti

“Türkiye’de öksüz bırakılmış yüzde 30 oranında Türk Milliyetçisi ve Atatürkçü var, Onları kimseye yamatmayacağız”

“Biz kimseyi bölmüyoruz. Türk Milliyetçilerinin adayı olarak birleştiriyoruz, Türk Milliyetçileri ne zamandan beri AKP’nin ya da CHP’nin hanesine yazılıyor” 

“İkinci turda kimi destekleyeceğimiz şeklindeki sorular varsayım. Aynı varsayımla Erdoğan’a ya da Kılıçdaroğlu’na da aynı soru sorulabilir. Seçim ikinci tura kalırsa o zaman da kiminle kalırsak onu yeneceğiz”

“Muhalefeti bölmek ne demek, bizim iktidar tarafındaki Türk Milliyetçilerinden oy alamayacağımızı kim söylüyor. İktidar tarafından oy almak mümkün değilse neden siyaset yapıyoruz ki” 

“100 bin imza konusunda bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum ama insanlar yanlış bilgilendiriliyor. Noterden imza vermeleri gerektiği şeklinde bir algı var. Bu hem zaman hem de imkan olarak insanları yıldırmaya yönelik bir algı”

“Bizim adaylığımız her Türk Milliyetçisinin aday olması anlamına gelmektedir”

Oğan’a ilk sorumuz, “Amacınız ne, neden aday oldunuz” oldu. 

Oğan bu soruya detaylı şekilde cevap verdi: 

“Bu sorunun cevabı aslında çok uzun ve detaylı. Bu sorunun cevabını vermek için Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi bölünmüşlüğü iyi analiz etmek lazım. Oy oranları olarak bu bölünmüşlüğe bakarsak bir kere tabanından bağımsız olarak söylüyorum, bölücülerle beraber hareket etme görüntüsü veren bir yönetim tarafından idare edilen bir HDP var. Burada yüzde 10 civarı bir oy var. 

Geri kalan yüzde 90 aşağı yukarı üç eşit parçadan oluşuyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı etrafında birleşmiş muhafazakar ve hatta siyasal İslamcı bir bölüm var, burası yüzde 30 civarında. 

Sosyal Demokratlar ve daha soldaki yapıların oluşturduğu bir yüzde 30 da bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı etrafında yer alıyor. 

Bir de adayları olmayan yüzde 30 ‘luk Türk Milliyetçileri ve Atatürkçülerden oluşan bir bölüm var. Bu bölüm ülkenin sigortası. Ülkenin ne zaman ihtiyacı olsa ne zaman ülke dara düşse Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler yetişir. Bu taban öksüz ve adaysız bırakılmıştır. Elbette Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler yüzde 30 dan çok daha fazladır ama bir kısmı biraz da zaruretten kaynaklı olarak kendilerini diğer iki grupta ifade etmeye çalışmaktadır.

Bu iki grupsa Türk Milliyetçilerini sadece güvenlik politikalarının unsuru olarak konumlandırmakta yönetim kademelerinde değerlendirmemektedir. Kaldı ki bu tabanın yönetimde yer almak konusunda hiçbir liyakat eksiği bulunmamaktadır. 

Bakın amacınız ne sorusunun aslında en önemli cevabını bana dünden beri gelen yüzlerce telefondan ve binlerce mesajdan çok daha özet olarak anlamak mümkün. Türk Milliyetçileri aday olduğum için bana teşekkür ediyorlar ve diyorlar ki, “Bizi sığıntı olarak bırakmadığın için teşekkür ederiz”. 

Tabi sadece milliyetçilik üzerinden değerlendirme yapmak da biraz eksik kalıyor. Türkiye çok da övündüğümüz gibi genç ve dinamik bir ülke, seçmen profili de öyle artık bambaşka bir ufka ihtiyacı olan nesiller var bu ülkede ama bakın mevcut iki Cumhurbaşkanı adayının yaş ortalaması 72. Biri 20 yıldır ülkeyi yöneterek diğeri de 10 0yıldan fazladır devamlı yenilerek yorulmuş durumda. Bu genç ve dinamik toplumun beklentileri için bu yaş ortalaması uygun değil. Türkiye’yi yeni dünyayı anlayabilecek ufka sahip insanların yönetmesinin gerektiği çok açık artık. 

Bu yeni dünyayı algılamak da bir birikim gerektirir. Hayatında güvenlik makalesi okumamış kişilerin İç işleri Bakanı olduğu, bir tane diplomasi makalesi okumamış insanları Cumhurbaşkanı olduğu bir yönetimin Türkiye’yi getirdiği yer bellidir. 

Bu ülkenin yığınlarla sorunu var. Bu sorunların müsebbibi iktidarsa ortağı da muhalefettir”

Oğan kamuoyunda kendilerine yöneltilen muhalefeti bölüyor eleştirilerini de yanıtladı: 

“Biz kimseyi bölmüyoruz. Türk Milliyetçilerini birleştiriyoruz, Türk milliyetçileri ne zamandan beri AKP’nin CHP’nin hanesine yazılıyor. Ne zamandan beri Türk Milliyetçilerinin HDP ile ya da HÜDA-PAR aynı yerde durması bekleniyor” 

Biz Türk Milliyetçilerini iki tarafa da yamatmayacağız. Asıl meselemiz bu, neden muhalefeti bölmek üzerinden yorumlar yapıldığını da anlayamıyorum, iktidarın oylarını bölemeyeceğimiz nereden çıkarılıyor. İktidarın oyları bölünemezse neden siyaset yapıyoruz ki. 

Bakın özellikle Sinan Ateş olayından sonra da artan sayıda dışarıda kalmış Türk Milliyetçisi var. Onları çantada keklik görmek her kes için büyük hayal kırıklığı olur. Öyle görenlere yanıldıklarını göstermek de bizim görevimiz.

Bu durumda MHP’yi nerede gördüğü şeklinde yönelttiğimiz soruya ise Oğan; “MHP Türk Milliyetçilerinin Partisi idi, bunu temsil edebilecek bu iddiayı ortaya koyup taşıyabilecek şekilde kendi adaylarını çıkarsalardı kimsenin aklına Türk Milliyetçileri adına aday olmak gelmezdi zaten” şeklinde cevap veriyor. 

Oğan Zafer Partisi ile birlikteliklerini ve adaylık sürecindeki hazırlıkları hakkında ki sorumuzu da yanıtladı: 

“Biz Sayın Özdağ ile çok eskiden beri birçok mecrada yan yana olduk. ASAM da beraberdik, MHP aynı dönemde vekillik yaptık. Birlikte Türk Milleti Ha-yır diyor kampanyasını yönettik. MHP de Genel Başkan adaylık süreçlerinde beraberdik. Fikir ve fiillerimiz yakındır. Ortak zemin bulmak konusunda sorun yaşamayız. Ancak elbette ifade konusunda farklılıklarımız vardır. Mesela sığınmacıların bir an önce yurtlarına geri dönmeleri konusunda aynı fikirdeyiz. Ancak bu fikrimizi farklı şekillerde ifade ediyor olabiliriz.  Mesela Parlamenter sisteme geçmek konusunda, Sayın Özdağ ile birlikte muhalefetle de aynı fikirdeyiz, ancak biz şu anki geniş yetkilerle oluşturulmuş ağır sorunların tedavi edilmesi için gereken bir sürenin ve sürecin olduğunu düşünüyoruz. 3 senedir adaylık konusu gündemimizde o yüzden de her konuda çalışmalarımız 3 senedir sürüyor. Hem strateji merkezimizdeki arkadaşlarımızla hem de MHP Genel Başkanlığına aday olduğumuz dönemde oluşturduğumuz istişare kurullarıyla her türlü programımızı hazır hale getirdik. "

Oğan’a 100 bin imzayı bulmak konusunda zorlanıp zorlanmayacağını da sorduk:

“Öyle bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Ancak bir taraftan bu işi çetrefilli bir şeymiş gibi anlatarak algı oluşturuluyor. Bir taraftan imza verenlerin fişleneceği şeklinde korku iklimi yaratılmaya çalışılıyor. O korku iklimi gayretleri Türk Milliyetçilerine sökmez. Ancak bu noterden imza vermenin gerektiği şeklinde oluşturulmaya çalışılan algı hem zaman hem de imkan olarak insanları yılgınlığa düşürebilir. Öyle bir şey yok oysa ki, ilçe seçim kuruluna kimliğinizle gidip bu imzayı kolaylıkla verebiliyorsunuz. 

Bu çok önemli, bizim adaylığımız aslında her bir Türk Milliyetçisinin adaylığıdır. O sebeple bütün Türk Milliyetçilerinin bu konuda son derece hassas davranacağını ve gereken imzanın kısa sürede toplanacağına eminim. Neticede her Türk Milliyetçisi kendi adaylığı için imza vermiş olacak." dedi.

Kaynak: muhalif.com.tr

Editör: Kerim Öztürk