Yerel seçimler yaklaştıkça şehrimizi emin birilerine, yani “Şehremini”ne nasıl teslim ederiz diye kafa yormaya çalışıyoruz.

Seçim süreçlerinin kritik aşamalarından biri şüphesiz adaylık konusudur. Siyasi partiler adaylarını farklı yöntemlerle belirlerken, aday adayları da propaganda yaparak, araya birilerini koyarak avantaj elde etmeye çalışırlar. Bazı partiler, aday belirlemede çeşitli yoklama ve anketlerle halkın görüşünü aldıklarını belirtseler de adaylar, genel merkezlerin tercihlerine göre belirlenmektedir.

Diğer yandan parti çalışmalarında, mali gücün en etkili olduğu alanlardan biri de ön seçimlerdir. Bilindiği gibi, seçmenler büyük oranda adaylara değil, partilere oy verdiğinden listenin birinci sırasına adını yazdırma şansını yakalayan aday, diğerlerine göre seçilme şansı en yüksek demektir. Aday adayı olduğunuzda hemen etrafınızı genel merkezle aranızda irtibat kuracağını, kendisinin adaylığınızı garantileyeceğini söyleyen simsarlar saracaktır. Çok sıkıntılı olan bu süreçte bazılarının üçkâğıtçı uyanıklara para kaptırdıklarını duymuşsunuzdur. Nitekim 2011 yılında İstanbul’dan aday adayı olduğumda, bu simsarlar beni de bulmuş genel merkeze benim adıma ulaşarak refere edeceklerini belirterek yoklamışlardı. Bu yüzden, aday adayları önseçimlerde zaman zaman mali güçlerini kullanarak parti aday listesinin üst sıralarında kendilerine yer bulmaktadırlar.

Ehliyet, emanet ve liyakat...

“Allah (c.c.) size; emanetleri (devlet yönetimi ve milletin idaresiyle ilgili görevleri), mutlaka ehil, emin ve yetenekli kimselere vermenizi emrediyor! Ve insanlar arasında (karar verirken ve tercih yaparken) hükmettiğiniz zaman ise adalet ve hakkaniyetle hükmetmenizi emretmektedir.” (Nisa Suresi, 58) İlahi mesajındaki ehliyet, emanet ve liyakat adayların tespitinde ve oy verilmesinde olmazsa olmaz ilk şarttır.

Seçildiği gün bir sonraki seçimin hesabına başlamayan aday…

Adaylar için istenen güvenlik soruşturması neticesinde kişinin sabıka kaydı olmaması adaylığını belirlemek ve oy vermek için tek başına yeterli değildir! Olmamalıdır! “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’’ prensibinden yola çıkılarak millî, dini, insani ilkelerle birlikte kılı kırk yararak, takım çalışmasını bilen, seçildiği gün bir sonraki seçimin hesabına başlamayan, tuttuğunu koparan, şehri ayağa kaldırma iradesini gösterebilecek, yetkilerini takım arkadaşlarıyla paylaşmaktan gocunmayacak en ideal ve çalışkan adaylar tercih sebebi olmalıdır.

Herkesin beğeneceği bir listeyi oluşturmak elbette mümkün değildir ama aday sıraları belirlenirken, mümkün olan en iyisinin seçilmesi beklenir. Adayda bulunması gereken bazı özellikler; eğitim durumu, mesleği, yaşı, mali durumu, hitabeti, bilgisi, tecrübeli, tanınmış, meslek sahibi ve kısacası iyi bir imajının olmasıdır. Ayrıca belediye hizmetleri konusunda tecrübeli olması, halkı kucaklayacak gönül insanı olması, bölgelerinde sevilen, sayılan insanlar olmaları tercih edilen özelliklerdendir. Malûm, “Her arayan bulamaz ama bulanlar mutlaka arayanlardır.” Piyangodan çıkan adaylar; şehri, şehrin insanını, kültürel ve sosyal hayatı, çevreyi perişan etmektedirler.

“Mebuslar, vilayetlerin iki göbek yerli ahalisinden olmalı”

İsabetli aday seçimi her zaman ve her seçim döneminde sorun olmuştur. Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Bakanlık da yapmış olan Dr. Rıza Nur, hatıralarının bir bölümünde, aday seçiminin nasıl ve hangi yöntemlerle olması yapılması üzerinde dururken; “Mebuslar, vilayetlerin iki göbek yerli ahalisinden olmalıdır” diyerek dışarıdan herhangi birinin o ili temsil etmesi veya paranın gücüyle gelen insanların diğerlerinin önüne geçmesini engellemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etmiştir.

“Mebusların âlim ve malûmatlı olmaları elbette iyi bir şeydir. Ancak ahlâk ve namusu vatana ve millete merbutiyetin (bağlılık) ilimden evvel olduğu aşikârdır. Bunun ispatı Ankara’nın ilk büyük Millet Meclisidir ki, bunlar ekseriyetle Anadolu’nun yerli halkı ve çoğu cahil idi. İşleri muhabbetle ve gayretle güzel bir surette başarmışlardı. Halbuki entelektüellerden ekseriya dalkavuklar ve ahlâksızlar yetişiyor.” (1)

Burada önemli olan kişinin siyasi görüşü ile beraber çevresinde itimat edilir bir zat olup olmadığı, kendisi gibi yaşamayanların bile, mallarını, mülklerini emanet etmekten çekinmeyecekleri vasıflara sahip olmasıdır. Önünüze gelen bilgiler bazen yanıltıcı olabilir. Bağlantılarını kullananlar eksikliklerinin, hatalarının, yanlışlarının görülmemesini, kendilerinde olmayan güzelliklerin de varmış gibi gösterilmesini sağlarlar.

Kanaat önderleriyle istişare edilmeli…

Bu durumda, daha kaliteli adaylara ulaşmak veya parası olmadığı için piyasaya çıkmayan, kimseyle aşağı yukarı düşmemek için kendini görücüye çıkarmayan kaliteli ve kıymeti adayları arayıp bulmak için ne yapmak lâzım? Öncelikle her şehirde, Anadolu topraklarının yoğurduğu, herkesin bildiği, sözüne güvendiği, emin insanlar olan “Kanaat önderleri” ile istişare etmek lazımdır. Bu hem demokrasimize, siyasetimize, parlamentomuza hem de seçilmişlere belli bir seviye kazandırır.

Bütün siyasi partiler bu yöntemle daha kaliteli aday bulabilirler. Ancak ülkenin büyük çoğunluğuna hitap eden Cumhur İttifakı (AK PARTİ, MHP, BBP) tüm Türkiye’de teşkilatlı olması nedeniyle kaliteli aday bulma noktasında daha avantajlıdırlar. Ayrıca bu partilerin gerek halk ile daha fazla iç içe olması gerek her şehirde sivil toplum kuruluşları ve rol model olan kanaat önderleri ile irtibatlarından dolayı bu noktada şansının daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

Siyasette ve bürokraside Ömerleri bulmak…

Hz. Ömer’i (r.a.) adaletin sembolü yapan, vefatı esnasında kendisinden sonra halife seçmeleri için tavsiye ettiği altı kişinin içinde hiçbir yakını ve akrabası yoktu. Siyasette ve bürokraside Ömerleri bulmak için yakın çevrenin dışına da açılmak lazımdır. Artık günümüzde herkesin tüm bilgilerine rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Yeni Ömerler aramak, bulmak endişesini taşıdığına inandığım Sayın Cumhurbaşkanımızın, idealleri doğrultusunda ve güvenilir kanaat önderleri vasıtasıyla hem elimizdeki Ömerleri kaybetmez hem de yeni Ömerler bulma konusunda daha isabetli kararlar vermiş oluruz.

Herkesin birbirinin önünü kapatmaya çalıştığı dönemde donanımı, birikimi olup ancak parası veya yukarıdan referansı olmayan “Aslan gibi kaliteli adayları kedilere boğdurmamak” için yeni Ömerleri bulup kapılarını biz tıklatmalıyız. Şimdi yazıyı okuyan bazı arkadaşların içlerinden gülümsediklerini tahmin ediyorum. Niye güldüklerini de biliyorum. Ben de gülüyorum.

Türkoğlu konuştu; Bakan  hop oturup hop kalktı! Türkoğlu konuştu; Bakan hop oturup hop kalktı!

Mustafa ALTINSOY - 31 Aralık 2023

Editör: Kerim Öztürk