Siyasetin sınırı? Siyasetin sınırı?

İlahiyatçı-yazar Ayşe Sucu İlahiyat Fakültesi mezunu bir hanımefendidir; 'Siyasal İslamın Gerçekleri' kitabının arka kapağı üzerinde çok dikkat çekici bir araştırmanın sonucu var. İsterseniz oradan başlayalım:

‘An Economic İslamicity Index’ başlıklı makaleye göre 208 ülke arasında yönetim anlayışı Kur’an'a ve İslami ideallere uygun olduğu belirtilen ilk otuz ülke arasında tek bir İslam ülkesi yok.

208 ülkenin ilk otuzunda yer alan ve Müslüman olmayan ülkelerin, Müslüman ülkelerden daha Müslümanca yaşadıkları ortaya çıkmış, Ayşe Sucu soruyor; Bu durum neyle izah edilebilir?

İslam’da olmayan, birçok din dışı tavır ve davranışların İslam ile anılıyor olması neden Müslümanları harekete geçirmiyor? Soruları çoğaltmak mümkün diyor Sayın Ayşe Sucu? Fakat sorun derin ve İslam coğrafyasının içinde bulunduğu hal içler acısı diyor Sayın Sucu!

Kitabın ilerleyen sayfalarında Ayşe Sucu şöyle diyor: Devlet şahıs olmadığı için devletin dini olmaz. Devleti yönetenler inanır ya da inanmaz; ‘İşi ehline ver’ ayeti, asıl olanın adalet ve liyakat olduğunu ortaya koyar.

Yine kitabında Sayın Sucu laiklik olmazsa olmazımızdır; diyor ve Atatürk’e de atıfta bulunarak ekliyor; Atatürk diyor ki; ‘Efendiler… biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz.’

Yine Ayşe Sucu kitabında şöyle diyor; ‘Dini öğretiler; insani erdemler üzerinden okunmadığı sürece, insanlığın vicdanını harekete geçiremeyeceği açıktır. Bunu günümüz Müslümanları üzerinden okumak mümkündür.’

Öte yandan; ‘sevdiğiniz şeylerden infak etmeden fazilete ulaşamazsınız.’ diyor Sayın Sucu.

Yine Sayın Sucu kitabında soruyor;

Vergi kaçıran kim, rüşvet alan ya da veren kim?

Kamu mülkünü talan eden kim?

Göz yuman, ortak çıkan kim?

Kayırmacılık yapan kim?

Sokakları çöplüğe çeviren kim?

Çocukları taciz eden ve kadına şiddet uygulayan kim?

Yalan söyleyen, iftira atan, sözünde durmayan kim?

İnsanların mahrem hayatını ortaya koyan, haksızlığa göz yuman ve zulmeden kim?

Listeyi uzatabiliriz diyor Sayın Sucu!

İnanç tam da bu noktada ritüellere, sembollere, entelektüel derinliği olmayan tekrarlara indirgeniyor ve bu yukarıda saydığımız çirkinlikler bu yüzden gerçekleşiyor!..

‘Uygarlık kökenleri kurutulan inançlar, siyasete malzeme oluşturur’ diyor Sayın Sucu.

Ayşe Sucu kitabın ilerleyen bölümlerinde şöyle diyor; Maalesef Kur’an'da 700’ün üzerinde aklı kullanmayı öneren ayet görmezden gelinir, everensel ilkeler dikkate alınmaksızın zayıf rivayetlere dayalı indi görüşler dinin olmazsa olmazları olarak sunulur ise gelinecek nota burasıdır sayın okurum.

Ayşe Sucu hanımefendi harika bir kitaba imza attmış; o kadar ki zamanlaması benim kitabım gibi çok isabetli olmuş:

İsabetle kitabın ilerleyen bölümlerinde şöyle diyor Sayın Sucu: ‘Ve Türk Siyaseti bilmelidir ki; muktedirin sırf iktidarından ötürü olmayan vasıflarını övenler, gün gelecek muktedirin o olmayan vasıflarını yereceklerdir.’

Kitabın ilerleyen bölümünde Sayın Sucu şöyle diyor; ‘Ötekiler yaratmak isteyenlere seleniyorum; ötekilerimiz olsun, olmalı da…'

Neleri mi öteleyelim: Arsızlığı, doymazlığı, hırsızlığı, yalanı, kibri, hakareti, şiddeti, nefreti, sevgisizliği, edepsizliği, otoriterliği gelin öteleyelim?’

Bu kitabı günümüz Siyasal İslamcılığını anlayabilmek için herkese öneriyorum. Bu arada kitabın bana gazeteci dostum Yüksel Baysal tarafından hediye edildiğini de söylemem lazım…

İyi ki hediye etmiş dostum, kitap sayesinde yeni şeyler öğrendim.

Tahsin Bulut

Editör: Kerim Öztürk