Milli Kültür’den,  Milli Birliğe Milli Kültür’den, Milli Birliğe

Osmanlı 500 yıl (son yüzyılı saymıyorum. 1876 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu mecburen Türkçe mecburiyeti getiriyor.) Türkü, yani kendini unutmasaydı, Türk’e "eşek Türk" demeseydi, bütün yönetimi devşirmelere vermeseydi, yıkılır gider miydi? Karşıtından söyleyelim. Dinî bilinçle birleşen millî bilinç olmasaydı, Çanakkale savaşlarını, kurtuluş savaşını kazanabilir miydik?
Türk milliyetçisi olmaya mecburuz. Yaşamak istiyorsak buna muhtacız. Kendini farklı bir etnik gruptan sayanlar da yaşamak istiyorsa, zaten intibak etmiş oldukları kurucu kültürün, birden çok medeniyet kurmuş bir milletin mensubu olmayı terk etmemelidirler. Dünyada 6 bin millet ve devlet yok, 40-50 millet ve devlet var. İstikamet, dağılmaya, bölünmeye doğru değil, birleşmeye doğrudur.
Milliyetçilik istismar ediliyor deniyor. Doğrudur. Ettirmemek elimizdedir. Sonra istismar bir şeyin lüzumsuzluğunu değil, elzemliğini gösterir. En çok istismar edilenler en gerçek olanlardır. Din istismar ediliyor diye, dinden vaz mı geçeceğiz?
Milliyetçi parti olmaz, olmamalıdır, diyenler var. Keşke partilere ihtiyaç duyulmayacak durum bulunsaydı. Sorun varsa, demokrasi ve çok partililik de söz konusuysa, birçok parti gibi milliyetçi partiler de olacaktır. Meselâ açlık varsa, açlık çok kötü bir şey ise, açlık olmamalıysa, aç insanların varlığı da bir gerçekse, birileri çıkıp, bu meseleyi hedef alan bir parti kurmasın mı?
*
Türkiye’de, yani Türk ülkesinde, kurucu ideolojisi ‘’Türk Milliyetçiliği’’ olan Türkiye Cumhuriyetinde bir Türk’ün Türkçülük yapması bölücülük değildir.’’Türk’üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz’’demek bölücülük değildir.
Niçin bölücülük değildir?
Aslında, esasında, muhtevasında Türkçülüğü irdelersek;
Türkçülük, İslâmı Türk gibi yaşamaktır!
Türkçülük, Saltuk Buğra Han'ın yolunda yürümektir!
Türkçülük, Sultan Alparslan'la Anadolu'ya İslâm'ın kapısını açmaktır!
Türkçülük, Teslis coğrafyası olan Anadolu'yu Tevhit coğrafyası yapmaktır!
Türkçülük, Kılıçaslanlar gibi İslâmı boğmaya çalışan salibe haddini bildirmektir!
Türkçülük, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli ve Yunus gibi düşünebilmektir!
Türkçülük, Atatürk'ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini yaşatmaktır!
Türkçülük, yaratanın hatırı için, yarattığı her canlıya merhamet beslemektir!
Türkçülük, bilgi, kültür ve duygu temelleri üzerinde yükselen fıtri bir inanç hareketidir ki bu hareketin başarısı İslâm âleminin selâmetine, insanlığın hayrınadır!
Türkçülük, Türk milletini sevmek ve Türk milletinin bekası için çalışmaktır!
Ve dahası Türkçülük;
Küflü ve insanlık dışı maddeci izimlerin yıkılarak yerine, sulh, sükûn ve adaletin hâkim olduğu, nimetlerin hakça bölüşüldüğü, insana insanca muamele yapıldığı milli, ahlâki ve insani bir harekettir!
*
Şayet İslâmı Türk gibi yaşar isen;
O dinin bayraktarı, küfrün, şirkin ve zulmün korkulu rüyası olup TEVHİT SANCAĞINI Avrupa'nın göbeğine kadar götürüp dikersin.
*
Milli bütünlüğümüzün önemi ekseninde Türkçülük;
Türk milletinin bir ağaç gibi kökünden, bedenine, bedeninden dallarına, dallarından yapraklarına kadar birlik ve beraberlik içinde yaşamaya, ağaç gibi dik durmaya her zamankinden daha çok ihtiyacı var.
Zenginiyle fakiriyle, köylüsü şehirlisi, bürokratı işadamı, eğitimcisi sporcusu ile bu ağacı birlikte sulayacak, birlikte koruyacağız.

A.Kemal GÜL - (30.Mayıs.2023)

Editör: Kerim Öztürk