"Türk edebiyatı"ı değil; "Türkçe edebiyat/Türkiyeli edebiyatı" diyenlerin kasıtlı olduğunu daha önceki yazılarımızda ortaya koyduk. (23-24-25 Kasım 2020 günleri çıkan "Kasıtlı adlandırma: Türkçe edebiyat!" başlıklı yazılarımız.)

 "Türkçe edebiyat/Türkiyeli edebiyatı" diyenlerin hareket alanlarının mutlaka daraltılması gerekir. Onlar Türk düşmanı. Türk'ü silmek istiyorlar.

Türk'ün asıl ne manaya geldiğini, kimleri nasıl içine aldığını, nasıl bir cihanşümul bir ifade olduğunu "birileri"ne idrak ettirmeliyiz.

Kim Türk düşmanlığı eder, kim Türk'ü bir kenara iterse, bilin ki, meş'ûm "Sevr Projesi"ni diriltmek isteyen görünmez eller o müfterilere, o inkârcılara, o "Türk" düşmanı yardakçılarına "fayda" sağlıyordur.

Türk varsa, bütün etnisite vardır. Türk'ün sözünü geçiremediği yerlerde, yakın komşularda etnisitelerin hâlini bir görün... Başka bir şey demeyeceğim. 

Şebinkarahisarlı Abdî'yi bilir misiniz? Divan şiirinin son temsilcilerinden. Ölüm yılı 1884 gösteriliyor. 19. yüzyıl şairi. Divan Edebiyatı'nın içi "Türklük"le yanan son temsilcilerinden. Önce şiirini vereceğiz. Açıklamayı da koyacağız. Sonra Divanu Lügati't-Türk'e döneceğiz.

"Türklük" şuuru yüzyılların imbiğinden süzülüp gelmeseydi, Abdî Beğ, yüreğinden kopan bu mısraları kâğıda dökemezdi. Osmanlı'ya bel bağlayıp Türk'ü silmek isteyenler şunu idrak etsinler: Osmanlı da "Özüm Türk'tür." diyor. Abdî Beğ'in terkib-i bendinden "Türklük" mısralarını okuyalım:

Kimdir acaba dahl eden eş'ârına Türk'ün

Nâ-hak yere hep hak veren agyârına Türk'ün

Kail mi olur resm-i vefâ eyleye tercîh

Bîgânelerin kavlini âsârına Türk'ün

Türklük ile fahr eyler iken halk-ı zamâne

Dahl eylemeye başladı efkârına Türk'ün

Bîgânelerin farz edelim sıdk-ı makâlin

Benzer mi aceb şîve-i güftârına Türk'ün

Çingâne bile gayret-i cinsiyle mübâhî

La'net ana kim çalışa idbârına Türk'ün

Bîgânelerin tarzına gittin ne kazandın

Bir taş mı kodun kûşe-i dîvârına Türk'ün

Türklüktür eden bizleri bu ni'mete nâil

Mevlâ bereket-bahş ola hep varına Türk'ün

Bu devleti biz sâye-i Türkîde edindik

Nusret vere Hak şâh-ı cihân-dârına Türk'ün

Ahmet Yesevi’nin izinden giden Erdoğan Aslıyüce’nin ardından! Ahmet Yesevi’nin izinden giden Erdoğan Aslıyüce’nin ardından!

Düşmâna cefâ dosta vefâ Hakk'a temennâ

Şâyân u sezâ işte bu mişvârına Türk'ün

Gayret-keş-i cins olmayanın cânına sad-yuf

Var ise eger dînine îmânına sad-yuf

 ("Kimdir acaba Türk'ün şiirlerine müdahale eden / Haksız yere Türk'ün düşmanına hak veren // Yabancıların sözlerini Türk'ünkine tercih etmek vefa mıdır? // Bu zamanın halkı Türklük ile övünürken / Türk'ün fikirlerine müdahale etmeye başladı // Yabancıların sözlerini doğru farz etsekte //Hiç Türk'ün sözüne benzer mi // Çingene bile soyu ile övünürken Türk'ün alçalması için çalışana lanet olsun // Yabancılara özenerek gittin ne kazandık / Türk'ün duvarının köşesine bir taş mı koydun // Bu ülkeyi kim fethetti / Türk'ün hücumunun şiddetine dayanabilecek yoktur //  Bizleri bu nimete nail eden Türklük'tür. / Tanrı, Türk'ün varına bereket bahşetsin // Biz bu devleti Türklüğün gölgesinde edindik / Tanrı, Türk'ün dünyayı tutan hükümdarına zafer versin // Hak'tan temennimiz düşmana cefa dosta vefa vermesidir. /  İşte budur Türk'ün yaradılışına uygun olan  // Soyunu savunmayanın varlığına yüzlerce yuh olsun / Eğer varsa dinine imanına yüzlerce yuh olsun"

*

19. yüzyılın şair Şebinkarahisarlı Abdî ile, 11. yüzyılın yazarı Kaşgarlı Mahmud "Türklük"te buluşuyor.

15 Şubat 2013 günü çıkan "Türk'ü sorgulamak" yazımdan aktarıyorum:

"Kaşgarlı Mahmud'un Divanu Lügati't-Türk'ünün (DLT) ön sözünü okudunuz mu? Bu eser kime takdim edilmiştir? Halife Ebu'l-Kasım Abdullah'a... O Halife kim? Alparslan'ın damadı... Ön sözde ne yazıyor?  'Türk'e Hz. Peygamber'in övgüsü... Hadis uydurma dahi olsa, 'Türk'ü idrâkin ne mertebede olduğunu gösterir. Gelin de bunu bizdeki  "beyinsizler"e (A'râf, 155) anlatın; şeytanın vesvesesinden kurtarın! Çok güç! Ama yılmayacağız; anlatacağız, anlatacağız, anlatacağız... Elbet bir gün 'şeytan'ı içlerinden çıkaracağız!

DLT'nin ön sözünden iki cümle alacağım. Ne diyor mübarek Kaşgarlı: 'Allah'ın devlet güneşini Türk burçlarında doğurduğunu, bütün feleklerin onların toprakları üzerinde dönmekte olduğunu gördüm.'

Hz. Peygamber'in '... Türk dilini öğreniniz' buyurduğunu naklettikten sonra: 'Bu hadis doğruysa... Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse o zaman akla göre gereklidir' diyerek ön sözünü bitiriyor!

Sen Kaşgarlı'nın, onun takdim ettiği DLT'yi alıp baş ucuna koyan Halife'nin Müslümanlığından şüphe edebilir misin!"

Arslan TEKİN - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk