DEVA Partisi Genel Başkanı Ali BabacanOğuzhan Uğur'un programında, anayasanın 66. maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımını değiştireceklerini açıkladı ve "Şu anda bizim anayasamızda vatandaşlık tanımı çok dar ve dışlayıcı bir tanım. Anayasada şu an 40 yerde Türk kelimesi geçiyor. Ama vatandaşlık tanımıyla ilgili bizim çok daha kapsayıcı ve kucaklayıcı bir vatandaşlık anlayışına sahip olmamız gerekiyor. Kim o anayasayı okusa 'Evet ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım' demesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Kısacası, Babacan "Türk Milleti" kavramını "dışlayıcı" olarak görüyor!

***

Babacan'a ilk tepki AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin'den geldi. Zengin"Rahatsız edici... Türkiye'de vatandaşlık tanımıyla bir itiraz yok. Vatandaşlık tanımı üzerinde konuşmak kolay olmamalı" dedi.

Özlem Zengin, kendisiyle aynı görevde bulunmuş, yani AKP Grup Başkanvekilliği yapmış Ayşenur Bahçekapılı'nın, "Anayasayı değiştireceğiz ve vatandaşlıktaki Türklük tanımını kaldıracağız. Yoksa demokratikleşmeyi yapamayız. Vatandaşlık tanımı da değiştirilecek. Herkes kendi etnik kökenini ifade edebilecek ve üst kimlik olarak 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım' diyecek. İşte bu, sorunu çözer" sözlerini herhalde hatırlıyordur...

Bahçekapılı, bu sözleri, Anayasa görüşmeleri sırasında söylemişti. Yıl 2009 idi. Özlem Hanım ise 14 yıl önce milletvekili değildi ama 40 yaşına yakın bir avukattı...

***

Bu tartışmayı, ilk olarak, sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal başlatmış, Tayyip Erdoğan da Başbakan iken devam ettirmişti. Turgut Özal, "Türk dediğin nedir ki?" demişti... Erdoğan ise birkaç yıl, "Türk kimliği" yerine "Türkiyeli kimliği"ni savunmuştu.

Erdoğan, bu söylemi terk etti ama başdanışmanı Mehmet Uçum, 30 Aralık 2015 tarihli yazısında, "1924''le birlikte Kuruluş Felsefesi''ne geçildi ve bu Kuruluş Felsefesi -- dışlayıcı ve baskıcı -- ulus yaklaşımı üzerine kuruldu. Bu felsefeden ise, tek etnik ve lengüistik (dilsel) kimlik esaslı Türk Milleti ideolojisine dayanan devlet pratikleri çıktı.

Kuruluş Felsefesi, 2002'den itibaren Türkiye Toplumu tarafından tasfiye sürecine sokuldu. Yani, dışlayıcı ve baskıcı Türk Milletinden kapsayıcı ve özgürleştirici Türkiye Milletine geçiş sürecinde Kürt sorununun kalıcı çözümünün gerçekleşeceği bir siyasal realite söz konusudur. Gerçekten de Türkiye Toplumu, özellikle AK Parti hükümetleriyle birlikte bir Türkiye Milleti inşa süreci yürütüyor." diye yazmış ve bu söylemi daha sonra da tekrarlamıştı.

Seçim sonuçları ne getirecek, ülke için? Seçim sonuçları ne getirecek, ülke için?

***

Bu tür görüşleri ilk seslendiren kişi, PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan'dır. Öcalan, çözüm sürecinde "Atatürk ilk Meclis döneminde Türk Milleti dememişti" yaklaşımını "ortak vatan" politikasının temeli yapmıştı...

Nitekim "Açılım Süreci"nin HDP'si olan Demokratik Toplum Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna da "Türkiye kavramı olmalı, Türk Milleti değil. Türkiye Ulusu olmalı, Türk Ulusu değil. Türkiyelilik kavramı olmalı, Türk değil. Bunlar değiştiği zaman çözümün yolu açılır" demişti...

2004 yılı Ekim ayında Başbakanlığa bağlı "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu" raporunda da "tek kültürlü ulus-devlet modelinin insan haklarını göz ardı eden boyutu yerine, çok kültürlü, çok kimlikli, özgürlükçü ve çoğulcu yeni bir toplum modelinin esas alınması" önerilmişti!

Ali Kırca'nın Siyaset Meydanı programında, Korkut Özal, ağabeyi Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı iken kendisine Türkiye'nin adının "Anadolu Cumhuriyeti" olarak değiştirilmesinden söz ettiğini açıklamıştı!

Fakat Amerikan Kongresi'nin 1896 tarihli gizli kararına göre Anadolu Cumhuriyeti ile tasarlanan, Hristiyan-Yahudi karışımı bir federasyondur. Orada Kürt'e de yer yoktur!

***

Sonuç olarak Anayasa'dan Türklüğü kaldırmak isteyenlerin Türklükle de Kürtlükle de bir ilgisi yoktur. Çünkü bu söylem, birliğe değil Türk Milleti'ni yıkmaya dayalıdır. Türklük yıkılırsa bu coğrafyada Kürt bırakırlar mı?

Arslan Bulut - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk