Allah (CC) Âdemi yaratıp kendi ruhundan ona vermesinden hemen sonra  “ Âdem’e bütün isimleri öğretti.(Bakara 31)”

Ayeti kerimede geçen “”isimleri öğretti” ifadesi kelimelerin yani isimlerin zihni faaliyet sonucunda anlam oluşturması yeteneğinin insana verilmesidir. Yoksa kendi kendine bir anlam ifade etmeyen kelimeler değildir.                                                                       Ayetin buradaki ifadesine biz kavram demekteyiz. Bu yetenek insandan başka hiçbir canlıya verilmemiştir. Bu nedenle insanlar bir durum hakkında sebep, sonuç ilişkisini kurup sonuçta hükme varırlar. Bu nedenle kavramlar insan olduğumuzun vazgeçilmez gerçeklerindendir.        İsimler/kelimeler anlamını kavramlarda bulur.              

Bizler kavramlarla düşünür, kavramlarla konuşur her şeyden evvel kavramlarla hayal kurar ve hükümler veririz.                                                                                              Kavramlardan yoksun olanların hayal kurabilme imkânları yoktur. Kavramlardan hareketle bir konuda sağlıklı hükme varabilmemiz için kavramların zihnimizde doğru algılanması lazımdır.                      

Netice itibariyle, ne kadar hayal kurabiliyorsak o kadar insanızdır.                                               Her insan hayal kurar. Ancak sağlıklı (aklıselim) hayal kurabilmek için bilgiye ihtiyaç vardır. Bilgiye dayanmayan hayale halk arasında “boş hayal” denir.

***

Büyük devlet adamlarının ve siyasetçilerin başarılı olmalarının arkasında yatan etken onların bilgiyle donatılmış hayaller kurabilmesi yatmaktadır. Başarılı siyasetçilerin doğru bilgilerle hayal kurması onları başarıya götürürken ülkelerini de her yönden ileriye taşırlar.                                   Siyaset arenasında boy gösteren bilgiyle donanmamış siyaset yaptığını sanan siyaset cambazlarına da politikacı denir. Bunlar ülkelerini daima felakete götürüp halkını ateşe atarlar.         

İttihat ve Terakki yöneticileri doğru bilgiyle donamış hayal kurabilselerdi, kendilerinden iki yüz yıl evvel başlayan Osmanlı’nın çöküşünü belki durdurabilir ve yıkılışını önleyebilirlerdi. 

Günümüzde Ukrayna devlet başkanı Volodimir Oleksandroviç Zelenski  Zelenski ve Rus Lider Vladimir Vladimiroviç Putin bilgiyle donatılmış hayal kurabilselerdi ülkelerini ateşe atmaz Ukrayna Savaşını başlatmazlardı.                           Her savaş gibi öyle veya böyle Ukrayna Savaşı da bir gün sona erecek. Sonuçta Ukrayna, Rusya ile taraf olmayan Almanya bu savaştan zararlı çıkacaklardır. Ukrayna ve Rusya’yı kapıştıranlar bir taşla üç kuş vurmuş olacaklardır.                            

Yüz yıl evvel olduğu gibi, Savaşanlar zayıflatılırken, Almanya’nın yükselişinin önü kesilmiş olacaktır.                                                 

Politika meydanında güreşecek gerçek pehlivanların mutlaka doğru tarih bilgisine ihtiyacı olduğu gibi tarih şuuruna da ermiş olması gerekir. Tarihten habersiz bir kimsenin siyaset yapması mümkün değildir. Tarih bilgi ve şuurundan yoksun siyaset pehlivanları siyaset adamı olamaz ve  politikacı olarak kalırlar.                                    Türkiye’nin tarih bilgi ve şuuruna sahip liyakatli devlet adamlarına ihtiyaç vardır.              Doğru tarih bilgisine “ilim namusu” olan kimselerin araştırma ve yazılarına ihtiyaç vardır.                       Bir nevi saltanat tarihçileri olan Vak’a-Nüvislerin yazdıklarından yararlanılır ve ancak onlara fazla itibar edilemez. Bunlar korku veya sultana yaranmak yahut menfaatleri icabı gerçeklerden uzaklaşarak tarihi olayları kaleme alırlar.                                                                                  Türkiye gibi üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanla çevrili bir ülkedir. Diğer bağımsız Türk Devletlerinin de dört etrafı düşmanlarla çevrilirdir. Bu nedenle Türk Devletleri özlerine dönmeleri gerekir. Büyük vatan şairi Namık KEMAL geçmişten bize;

“Sana senden gelir bir işte ancak dâd lâzımsa  Ümîdin kes zaferden gayrıdan imdâd lâzımsa”     Böyle seslenmektedir.                                              Siyasetçiler mutlaka Türk tarihindeki kırılma noktalarından biri olan ve Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminin başlangıcı sayılan 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması’ ndan günümüze tarihi araştırıp iyice bilmeleri gerekir.                                                                                  Dünyada ve bölgemizde dün yaşananlar bu günde aynen tekrar edilmektedir. Aradaki fark aktörler ve ambalaj değişikliğidir. Özünde bir değişiklik olmamıştır.                                 

BOP Projesi, Suriye İç Savaşı ve bu savaş neticesinde Suriye’nin kuzeyinin Sünni Arap ve Türkmenlerden boşaltılması, Afganistan Savaşı sonrası Afganların Türkiye’ye kabulü kısaca mülteci hareketi en az 150 yıllık bir İngiliz projenin ürünüdür.                                                                  

Yunanistan’da kalan Dedeağaç’a ABD’nin yerleşmesi de bu sürecin içindedir. Dün bayrak İngiliz’in elindeydi şimdi ise ABD’nin. 

Sonuçta; aklımızı kullanıp bilgiyle donatılmış doğru hayal kuracağız veya bilgisizce boş hayallerle debelenip duracağız.  Unutmamak gerekir ki Türk bu..! dünyada daima yalnız kurt olmuştur.                  Saygılarımla.

Av. Mustafa ÖZKURT / 14 Ekim 2022