Anayasaları yeni ve eski, özgürlükçü ve güvenlikçi şeklinde bir ayırıma tabi tutmak yanlış bir yaklaşımdır. Hele 25 kere orasından burasından değiştirdiğimiz bir anayasayı hala darbe anayasası olarak isimlendirmek zihin karışıklığıdır. Durmadan anayasa ile oynamak sözde yeninin de yenisini bulmaya çalışmak istikrarı bozabilir ve karmaşa getirebilir. Böyle bir yol belirsizlikleri artırır ve başta yargıyı zora sokar. Bir anayasanın hem özgürlükçü ve hem de güvenlikçi olmasını engelleyen herhangi bir şey yoktur. Bunlar birbirini tamamlar.

1982 Anayasası’nın nesinden memnun değilsiniz; 25 kere değiştirdiniz sorusunun cevabı açık değildir. Daha doğrusu çekinerek ve utanarak söylenmemektedir. Ancak Anayasa’nın giriş metni, ilk dört madde ve 66. Maddeyle oynanmak istendiği gün gibi açıktır. Önemli olan hukuk alanında anayasaların ve yasaların fonksiyonel olabilmeleridir. Toplumun ihtiyaçlarına cevap verici ve toplum düzeninin işlerliğini sağlamakla görevli bir anayasaya ihtiyaç vardır.

Anayasalar dünya egemenliği peşinde koşan ülkelerle pazarlık malzemesi yapılmamalıdır. Dış dayatmalara açık olma mesajları da verilmemelidir. Günümüzde anayasa değişiklikleri ile ülkeler tanınmaz hale getirilmeye çalışılmakta; tavize zorlanmaktadır. Sosyal yapılar kolay çökertilmek ve dağıtılmak için değişik bir işgal şekli çokkültürlülük ve etnikçi, çoğulculuk tuzağı altında dağıtıcı ve bölücü çabalardır. Halkı çatıştırıcı, huzur ve sükunu bozucu ve Türk Milletini kamplaştırıcı yanlışlar demokratikleşme diye savunulamaz.

19 Mayıs 1919, Kurtuluş’un Ve Cumhuriyet’in İlk Adımıdır 19 Mayıs 1919, Kurtuluş’un Ve Cumhuriyet’in İlk Adımıdır

Dünyada yükselen milliyetçilik ve milli kimlikler ağırlık kazanırken içerden ve dışardan tazyiklere siyasetçi esir olmamalıdır. Birçok açıdan Osmanlı’nın devamı olan Cumhuriyet Türkiye’sini feshetseniz dahi malum ülke ve çevreleri mutlu edemezsiniz. Türk Dünyasından bizi koparacak, bizi tamamen onlarla ters düşürecek anlayışla nereye varacaksınız? Böyle büyük yanlışlar tabii ki sözde dost ve müttefiklerimizi çok mutlu edecektir.

Dünkü Osmanlı düşmanlığı bugün mensubu olmaktan şeref duyduğumuz T.C’ye yönelmiştir. Osmanlı’yı Balkanlar’da çökertenler Atatürk Türkiye’sini Anadolu ve Ortadoğu’dan çözmeye çalışmaktadırlar. Ekonominin içine düşürüldüğü kriz ve perişanlık tartışılmasın diye milli kimliği tartıştırmaya çalışmakla hiçbir sorunu çözemezsiniz.

Dünya’nın bütün ciddi ülkelerinde olduğu gibi milli kimlik yaşatılacaktır. İktidarlar böyle büyük yanlışlar yapmaları için genel seçimlerde oy da almamışlardır. Türkiye milli ve üniter bir devlettir. Onu ileride federal bir yapıya zorlamanın sosyolojik ve siyasi gerekçeleri yoktur.

Anayasa’da etnik taassubu yerleştirerek ona buna ikramlarda bulunmak cehalet örneğidir. Türkiye’nin malum ülke ve çevrelerce dönüştürülme çabalarına merdiven olunmamalıdır. Bunların yerine, birer dağ gibi önümüzde duran asıl sorunlarımızı çözmeye çalışalım.

Sosyal bütünleşmenin olmadığı, mutabakatların bulunmadığı yerde demokrasi çabaları da çok teorik kalır ve işletilemez. Milletleşme temeli üzerinde demokrasi yükselebilir.

Bir ülkede hakim kültür ve milli kimliği reddederek farklılıkların bütünü zenginleştireceğinden bahsedemezsiniz. Türkiye’nin sosyal yapısının altına dinamit yerleştirmek ancak Türkiye ve Türklük düşmanlarına, hatta Türk Dünyası’na yüzyıllardır süren düşmanlıktır. Kendisini Türk Milletine mensup hissetmeyenler şehit kanı ile sulanmış bu topraklarda kalmaya kendilerini zorlamamalıdırlar.

Milli kimlik bir ülkede etnisiteleri de kapsar. Etnisiteler ile milliyet rakip değildir ve çelişmez. Bu bakımdan etnikçi politikalara özenilmemelidir. T.C. Devleti’nin kuruluş amacı, felsefesi, kuruluş değerlerine saygı gösterilmelidir. Bunu tartışmaya açmaya niyetli aşırı kültürlü! bazı belediye başkanlarının tavrını kınıyor ve ayıplıyoruz. Hiçbir ülke ufalanarak daha iyi bütünleştirilemez.

Dünya’da böyle bir örnek de yoktur. Bu bakımdan, Türk Milletini çözülmeye götürecek kuşatıcılık ve çoğulculuk masallarını geliniz bunları destekleyen ülkelere tavsiye ediniz.

T.C. ve Milli Mücadele, Anadolu tekrar Sevr şartlarına dönsün diye kurulmadı ve yapılmadı. Eğer tersini düşünüyorsanız milli davaların peşinde neden koşmaya çalışıyorsunuz?

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL

Editör: Kerim Öztürk