Devlet, hukuki bir terimdir. Yasalar, kurallar, sivil toplum, basın, kurum ve kuruluşlar, yönetenler, yönetilenler akla gelir.

Joseph R. Strayer’in “ Modern Devletin Kökenleri” eserinde, kuvvetler ayrılığı ile laiklik ilkelerini temel alan, siyasal yönetim anlayışını ve ilkelerini anlatırken, devletin; dünü, bugünü ve geleceğine ilişkin tartışmalara da yer verir.

Zaman içinde devamlılık gösteren,

Yerleşik olan,

Kişiler üstü kurumlara sahip olan,

Türkler Ve Latin Alfabesi... Türkler Ve Latin Alfabesi...

İktidar sahibi bir otoriteye karşı, denetleyen ve yasaları savunan,

Nihayi kararlar veren siyasi birliklerin, kökenlerini araştırıyor.

Doğu ve batıda pek çok düşünür, insanlık tarihi, toplumların gelişmesi ve birlikte yaşaması için,  devlet aygıtını düşünerek, bunun üzerinde,  yenileşmeyle bir düzen arayışı düşünmüşler. İhtiyaç, icadın anasıdır diye bir kavram var. İnanca, ideolojiye, geleneklere, bazen de bulunduğun coğrafi özelliklere göre,  yönetim anlayışı şekillenir. Her dönem farklı anlayışları araştırmak mümkündür.

Kanunların Ruhunda, Montesquieu”her topluma, en uygun yönetimi ve kanunları; Thomas More” yönetim şekli, yasama ve yürütme, yargılama, hak ve hürriyet diyerek ideal devleti belirtir. Çiçero’nun ‘yasaların nasıl düzenlenmesi gerektiğini, toplumsal uyumun nasıl sağlanabileceğini, Yasalar Üzerine eserinde özetler. Devlete hizmet görevinin, doğa tarafından insana verildiği, yurttaşlık hakkı ve memurların, devleti yönetmeleri, mahkemeler konusunu Aristoteles ortaya kor. İbn Haldun ise, devletle toplum arasındaki ilişkiyi anlatırken, devlet veya toplumdan birinin var olmadığı yerde, diğeri de var olmaz der. Farabi’nin ideal devlette, devletin ve liderin nasıl olacağını maddeler halinde belirtirken, Markus Aurelius’un “Kendime Düşüncelerimde” eşitlik ve özgürlük kavramlarını işlerken, vicdan muhasebesi yapar. Rousseou” meşru siyasal bir düzenin kurulması için toplum sözleşmesini önerir. Necip Fazıl, İdeolocya Örgüsünde” toplumun her meselesine ve problemlerine, yeni bir dünya görüşü ve devlet modelini anlatır, yeni nizam, yeni insan, davası der. Yol Ayrımı eserinde Kemal Tahir” Cumhuriyetin İlanından sonra, şahsi çıkarlar adına yapılan devlet gücünü iktidara getirmek için neler yapıldığını, kirli ilişki çarkını, çatışmaları ortaya kor.

Atatürk” kurduğu Cumhuriyetle, egemenliğin kaynağını ulusa veren, ulusal iradeye dayalı bir devleti anlatırken, insanlar daima temiz ve kutsal amaçlara yürümelidirler, insan olanın vicdanını, beynini ve bütün insani kavramını ortaya koyarken, yüzümüzün her zaman temiz ve lekesiz olmasını belirtir. Benim havarilerim yoktur, memleket ve millete kimler hizmet eder, hizmet yeteneği ve kudretini gösterirse havari onlardır der.( Nutuk)

Herkes milli görev ve sorumluluğunu bilmeli, memleket sorunları üzerinde, o anlayışla düşünüp, çalışmayı alışkanlık haline getirmeli. Sıfatlar ile milleti aldatmak, ayrıştırma, skandalları kapatma, şahsi çıkarlar, ikiyüzlü münafıkların işidir. Sorumluluk yükü, ölümden de ağırdır. Kirli siyasetle milleti parçalamak hıyanettir. Algılarla, inanç istismarı ile mafya, siyaset, haram paralarla villa ve servet aşkları, kamu soygunları, uyuşturucu kirliliği ve her türlü kirli kazançlarla, devlet destekli bir yönetim ve siyasi yapılanma olamaz. Karamsarlık, kötümserlik, ümitsizlik yaratan,  devletsiz bir devlet anlayışı olamaz. Bugün şu günlerde sloganlarla, mitinglerle, gıyabi namazlarla, asıl gizledikleri niyetlerini saklayan zihin stoklarının haramzadeleri, insanlığa da, Filistin’e de, Uygur Türklerine de, tüm adaletsizliğe uğrayanlara da içte ve dışta, faydası olur mu? İşkence ve tecavüzlerin konuşulduğu, faili meçhullerin korunduğu, haramla, siyasi güç destekli, servet hırsızlarının arttığı, açların arttığı, hür düşüncenin yok edildiği, sorgu ve hukukun rafa kaldırıldığı, namusluların yok edildiği bir devlet olur mu? Hayatın uzunluğu, kısalığı, değerlerle ölçülür. Bunlara bakarak devleti rayından çıkartmamak hepimizin görevidir. Adalet devletimi arıyorum. Tarafım, adalet.

K. ALBAYRAK - 15-10-2023

Editör: Kerim Öztürk