Bildiğiniz üzere Gazze’de Hamas’ın şok saldırısıyla dünyanın bir kısmı bu nasıl olur olamaz şokuyla hadiseyi karşılarken, İslam dünyasının marjinal ve fanatik kısmı ise şükür namazları kılıp zafer kutlamaları yaptılar. Burada en önemli olan konu şudur; İsrail kesinlikle bir normalleşme istemez. İsrail'in en çok korktuğu şey normalleşmedir. Normalleşme İsrail'i bitirir, eritir böler, 20 sene içinde 50 sene içinde İsrail diye bir devlet kalmaz.

Dolayısıyla İsrail'in savaşması lazım, gerilim olması lazım, gerilim ve savaşmak İsrail'i orada tutar. Neden? Çünkü İsrail bir Arap denizinin içinde. Etrafında 250 milyon Arap var, 20'ye yakın Arap Devleti var. Kendi nüfusu ise sadece 9 milyon…

Filistin'e gelirsek Filistin'in nüfusu 6,5 milyon. Gazze şeridindeki nüfus, 2,3 milyon. İsrail'in nüfusu 9 milyon bunun da %20'si Arap. Araplar çoğalıyor, İsrailliler azalıyor.

Şu anda Filistin sınırları içinde, Gazze ve Batı Şeria’da dahil edersek, genel nüfusu 15 milyon. Bunun %50'si Arap, %50'si Yahudi ya da %45'i Arap %55'i Yahudi. Eğer 20 sene böyle devam ederse, 30 sene sonra Arap nüfusu Batı Şeria ve Filistin sınırları içine alırsak %65 olacak.

Yahudi'nin nüfusu %35 İsrail bunu bilmiyor mu?

Bir gerilim lazım ve bu en son çıkan gerilimde ilk hedefte Gazze'deki 2,3 milyon sığınmacıyı Sina çölüne göndermek isteyecek. İlk önce kendi içindeki Birliği sağlayacak. İsrail tarihte ilk kez bölünmüştü, Binyamin Netanyahu düşmek üzereydi.

Bu saldırı İsrail'e dimdik tutacaktı, birleştirecek ve bölünmeyi bitirecek yorumlarına katılmamak mümkün değil. Bugünlerde anlaşıldı ki saldırıdan İsrail’in haberi vardı.

O halde İsrail’in saldırıdan haberi olduğu halde tedbir almamasının sebebi şimdi anlaşıldı. 2 milyondan fazla insanın Sina Çölü’ne sürülmesi hazırlığı Gazze’yi tamamen İsrail Toprakları yapmak için bu saldırılara kontrollü bir şekilde müsaade edilmiş. Hiç kimse bu saldırının Filistin’de yaşayan bin bir türlü çileyle yıllardır boğuşan mazlum Filistin halkına ve davasına katkı verdiğine zaten kimse inanmamıştı.

Bu saldırının kime yaradığına çok dikkatli bakmak lazım.

1. Domino etkisi ile dünyayı toplu bir savaşa sürükleyecek bir krizi izliyoruz. Mesele Hamas'ı da İsrail'i de aşıyor. Taraf olmaktan ve taraf tutmaktan önce bize sorumlu ve olgun davranmak düşer. İslam tarihinin yarısından fazlasında bu iş bizim uhdemizde idi. Orada üç dini gül gibi bir arada yaşattık. Aynı bilinçle hareket etmeliyiz.

2. Amasız ve fakatsız sivilleri hedef alan saldırılara karşı durmalıyız. Bu tutum krizin büyümesini de engeller. Sivilleri hedef almak terör eylemidir ve lanetlenmelidir. Sivillere saldıran Hamas'ı da İsrail'i de lanetliyorum.

3. Siyasal İslamcıların dengesi bozuldu muhakemesi çöktü. Saçmalıyorlar. Bu mesele dini tarafgirlikten önce insani bir meseledir. Müslümanlara ayrı Yahudilere ayrı kurallar uygulanamaz. Siyasal İslamcıların saçmalamaktan vazgeçmesi lazım.

4. Meselenin iki boyutu var, dini ve siyasi boyut. Şu anda siyasi boyut karşımızda duruyor.

5. Filistinli kardeşlerimizin elbette yanındayız. Elbette Çin'deki Uygur kardeşlerimiz kadar değil. Filistin herkesin meselesi. Daha ağır zulme uğrayan Uygurlar ise sadece bizim meselemiz.

6. Tarihsel olarak bizim Yahudilerle bir sorunumuz olmadı. Yahudileri 1492'de engizisyondan, 2. Dünya Savaşı'nda Nazilerden kurtarmak için samimi gayret sarf ettik. Çanakkale şehitliği de yatan Yahudiler var. Bu tecrübeyi ve Türk'ün asaletini kimsenin terazisine çıkarmayız. Ben burada Filistin de feda ettiğimiz 300.000 şehidimizden bahsetmeyeceğim ayrıca Filistin ve Arapların Türk’ü arkadan nasıl vurduklarını da anlatmayacağım.

Varsa bize son 100 yıl içinde milli davalarımızda başka ülkelerle karşı karşıya kaldığımız sıkıntılı dönemlerimizde bize destek vermiş oldukları bir husus, lütfen bize hatırlatın unutmuş olabiliriz.

İşte Dersim Gerçeği İşte Dersim Gerçeği

Ayrıca Hamas’a katılmak için gönüllü olarak gitmek için hiçbir engel yok ancak Türk Silahlı kuvvetleri ve onun değerli evlatlarının gönderilmesi için yapılan mitinglere karşıyım. Türkiye’nin itidalli ve dengeli politikasını da destekliyorum.

Editör: Kerim Öztürk