Sayıştay Türkiye’nin en önemli, en değerli kurumlarından biridir. Sayıştay’ın önemi ve değeri hakkında kamuoyunda, hatta siyasetle ilgili çevrelerde bile yeterli şuur ve hassasiyetin bulunmaması ülkemiz adına bir talihsizliktir.

Sayıştay’ın 2022 yılında 540 kamu kurum ve şirketi hakkında denetim raporu hazırlaması, önemini görmek için kafidir. Dikkat çekici tespitlerinden birkaç örnek:

234 kamu idaresi, bütçe hedef ve gerçekleşmeleri arasında oluşan sapmaların sebeplerini açıklamadı… 131 kurum kredi ve bağış gibi kaynakları gizledi… 49 kurum bütçe ödeneklerinin başlangıç ve yılsonu ödeneklerini ayrı ayrı göstermedi… 18 kamu idaresi ödeneklerini doğru kaydetmedi… 19 idarenin bütçesi gerçeği yansıtmıyor…

Böyle bir devletin ‘muntazam’, düzenli çalıştığı söylenebilir mi?

RAPORDA NELER VAR

Modern devlette Sayıştay’lar sadece mali denetim yapmaz. “Performans denetimi” de yapar. Bu konuda raporda şöyle tespitler var:

“Performans bilgisi değerlendirilen kamu idarelerinden 69’unun faaliyet raporlarında verdiği bilginin ölçülebilir olmadığı veya doğrulama kaynaklarından elde edilen son verilerle uyumlu olmadığı tespit edilmiştir.” (Sf.10)

Sayıştay raporunda bir başka tespit… “Bütçeden yardım alan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllerin faaliyetlerinin” belirtilmemiş olmasıdır. Sadece yardımı yapan kamu kurumu belirtilmiş, yardımı alan dernek, vakıf vs. belirtilmemiş!..

Sayıştay raporunda “yardım yapılan kurum ve kuruluşların faaliyetlerine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmeksizin sadece yardım yapan idarelerin” belirtildiği ifade ediliyor ve bunun şeffaflık ilkesine aykırı olduğu vurgulanıyor. (s. 16)

Yardım alan ve adları açıklanmayan dernek, vakıf gibi kuruluşları tahmin etmek zor değil, en azından iktidar yanlısı kuruluşlardır. Halbuki bütçe 85 milyonun bütçesi…

Yolsuzluğa, kayırmacılığa çok açık bir davranış olduğu belli.

Aynı soruyu tekrar sormalıyız: Böyle bir devletin ‘muntazam’, düzenli çalıştığı söylenebilir mi?

TANZİMAT’TAN BERİ

Muntazam devlet diye sık sık vurgulamamanın sebebi, bu kavramın, Tanzimat’ın büyük devlet adamlarından Cevdet Paşa’ya ait olmasıdır. Bizde padişahlık, Avrupa’da krallık dönemlerinde her şey hükümdarın emriyle olur, “denetim” düşünülemezdi. Bunun zamanla yarattığı kargaşayı, idare edilemezliği Namık Kemal “derebeyliğe” benzetmişti…

Bizde “kurallar ve kurumlar devleti” olma çabasının ve ilk adımlarını Tanzimatçılar atmıştı. Amaçları “devlet-i muntazama” haline gelmekti.

Yargıtay ve Danıştay gibi Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) da o dönemde, 1865 yılında, bu amaçla kurulmuştu.

Hâlâ bizde lider kültü güçlüdür, “kurallar ve kurumlar” kültürü zayıftır. İktisadi gelişme performansımızın vasat olmasının sebepleri arasında hem bu kültür hem devlet kurumlarının düşük verimli işleyişi vardır.

Çağımızda “modern devlet”in bir kurallar ve kurumlar devleti olduğunu, bunun da kuvvetler ayrığı, denetim ve denge ilkeleriyle sağlanabileceğini tak kavramadıkça gelişmiş ülke olmamız çok zordur.

Fakat kendini muhkem hisseden iktidarlar bu ilkeleri sevmiyorlar.

DEVLET REFORMU!..

AK Parti iktidarı 2012’de KHK ile Sayıştay Kanunu’nu değiştirerek, Sayıştay’ın denetim alanını daraltmak istemiş, Anayasa Mahkemesi hukuk fakültelerinde ders olarak okutulmaya layık ayrıntılı bir kararla iptal etmişti. (Karar No: 2012/207)

Avrupa Birliği, yedi yıldır Sayıştay’ın “kamu kurumlarının ekonomisine, verimliliğine ve etkililiğine de odaklanmasını” sağlayacak düzenleme yapmamızı istiyor. Meclis’te Sayıştay raporlarını inceleyecek uzmanlar kadrosu kurulmasını, böylece Meclis’in denetim işlevinin güçlendirilmesini tavsiye ediyor (2016 İlerleme Raporu, s. 10-11 ve 94). . Fakat iktidar buna yanaşmıyor.

İsrail-İran geriliminde Cihat Yaycı'dan çarpıcı yorum: Bu bir cambaza bak savaşıdır' diyerek Türkiye'yi uyardı İsrail-İran geriliminde Cihat Yaycı'dan çarpıcı yorum: Bu bir cambaza bak savaşıdır' diyerek Türkiye'yi uyardı

CHP Zonguldak milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ı bu alandaki çalışmalarından dolayı açıkça alkışlıyorum.
Yeterli değil elbette… Meclis denetimi güçlendirilmeli, Sayıştay’ın bağımsızlığı üzerinde titizlenmelidir.
Türkiye’nin kamu kurumlarında şeffaflık, etkinlik ve hesap verirlik ilkelerini geliştirecek bir “devlet reformu”na ihtiyacı var.

Ama bakın siyaset nelerin kavgası yapıyor.

Yüz yılda bir Japonya, elli yılda bir Güney Kore olamadık, düşünmek gerekmiyor mu?

Taha AKYOL - Karar

Editör: Kerim Öztürk