Haber, yüreğime hançer gibi saplandı. 2018-2022 arasında ülke genelinde 1 milyon 957 bin üniversite öğrencisi öğrenimini bırakarak üniversiteden ayrılmış! Birinci sebep, ekonomik kriz.

Bu bilgileri veren eğitim uzmanı Alaaddin Dinçer şöyle diyor:

“Veriler, gençliğin üniversite umutlarında büyük bir kırılma yaşandığını ortaya koyuyor. Üniversiteden ayrılma nedenleri arasında ekonomik kriz nedeniyle işsizlik ve yoksullaşma ilk sırada geliyor.”

Bu sene üniversiteye başvurularda 500 bine yakın da azalma olmuş.

TV haberlerinde gencecik insanların “okumanın anlamı kalmadı… niye okudum ki…” gibi yakınmalarını izliyorduk, işte rakamlar da açıklandı.

Son on yılda ve özellikle CB sistemindeki beş yılda ekonominin kötü yönetilmesinin ağır faturalarını gelir dağılımındaki korkunç bozulmayla yaşıyorduk. Durun bakalım, eğitimden sağlığa daha neler ortaya çıkacak! Yoksul semtlerde çocuklarda kötü beslenme yüzünden bodurluk görülmeye başlandığı yolunda haberler de çıkmıştı.

BEYİN GÖÇÜ

Eğitim-öğretimde böyle hasara uğrayan bir ülke, bırakın yüzyıla damga vurmayı, emsali ülkelerle aynı hizada yürüyebilir mi?

Yanız üniversiteden öğrencilerin ayrılması değil…

Yükseköğretim konusunda en yetkin bilim insanlarımızdan Prof. Ufuk Akçiğit’in başkanlığında bir grup bilim insanının hazırladığı “Türkiye Akademik Beyin Göçü” adlı raporda, bilimsel gelişmeyle iktisadi gelişme arasında kuvvetli bağlantı örnekler anlatılır. Bir ülkede bilimsel yayın, araştırmacı, patent, inovasyon sayısı ne kadar artıyorsa, ekonomik refaha da o kadar ulaşılabiliyor. Türkiye yetiştirdiği araştırmacıların 2014’ten sonra tedricen ama 2018’der itibaren hızla yurt dışına gittikleri anlatılıyor.

“2015-2020 yılları arasında, yapılan yayınlarda dünya genelinden uzaklaşma, üniversitelerin sıralamalarında yaşanan düşüş ve bunlara yol açan diğer sebeplerin, Türkiye’nin yaşadığı beyin göçüne doğrudan etki ettiği” belirtiliyor. (s.50. Şekil 32)

Raporda Türkiye’de en çok tıp sahasında araştırma yapıldığı, ama en çok da tıp alanında dışarı beyin göçü olduğu anlatılıyor. Bunun sıkıntılarını hastanelerde yaşıyoruz.

Akademik Dayanışma Platformu’na göre, her bilim dalından 12 bin civarında akademisyen yurt dışına gitmiş bulunuyor. (12 Ağustos 2023)

Beyinlerimizi dışarına göndererek, hatta iterek mi “Türkiye Yüzyılı”nı gerçekleştireceğiz?!

BİLİM RAPORU

Bu iktidar zamanında yeniden kurulan Türkiye Bilimler Akademisi, TÜBA’nın tamamen bilimsel, objektif nitelikte bir rapor yayınlamıştı. Yine Prof. Ufuk Akçiğit’in ve Dr. Elif Özcan-Tok’un TUBA için hazırladığı 2020 tarihli “Türkiye Bilim Raporu.” toplam 100 küsur sayfa… Üniversitelerimizdeki bilimsel yayın artışının 2006’dan sonra yavaşladığına dikkat çeken raporda deniliyor ki:

“1985 yılında Türkiye ve Güney Kore’de 100.000 kişi başına düşen bilimsel yayın sayısı aynı seviyede bulunmaktadır. 2015 yılına gelindiğinde ise Güney Kore’de bu oran Türkiye’nin rakamının üç katından fazlasına ulaşmıştır. (s.23)

Ve G. Kore’nin kişi başı geliri bizim üç katımızdan fazla!

Raporda birçok vesile ile “2006’yılından sonra ivme kaybına” dikkat çekilmektedir.

BİLİM VE HUKUK

Bizdeki ivme kaybını İran’la mukayese edelim.

SJR verilerine göre, Atıf indeksine giren bilimsel yayın sıralamasında 2000 yılında Türkiye 25. sıradadır.

İran ise 48. sıradaydı.

2022 yılına gelindiğinde, Türkiye 17 sıraya yükselmiş…. İran ise bizim önümüze geçerek 15. sıraya atlamıştır! Daha önceleri gerimizde olan İran’ın Türkiye’nin önüne geçmesi 2011 yılında başlamıştı. (https://www.scimagojr.com/journalrank.php)

Kalkınma başka faktörler de gerektirdiği için İran, bu akademik kapasitesine denk bir iktisadi seviyede değil. Ama akademik hayatımızdaki vahim “ivme kaybı” görülüyor.

Çağımıza “Türkiye Yüzyılı” damgasını vurmak, hepimize büyük bir heyecan ve gurur verir elbette. Bu yüzden oy getirme kapasitesi vardır. Ama ileri gitmedik, en azından yerimizde saydık. Nerede kaldı “2023 Hedefleri”, değil mi?

Şunu milletçe anlamalıyız: Bütçeden ona buna müjdeler dağıtarak refahımız artmaz. Refah artışının tek yolu gelişmiş ülke olmak, onun da tek yolu bilim zihniyeti ve hukukun üstünlüğüdür. Gerisi hamaset…

Gümüşhane STK’ları Ayaklandı; “Utanç Köprüsü” Gümüşhane STK’ları Ayaklandı; “Utanç Köprüsü”

Gerisi seçim nutku…

Taha AKYOL-Karar

Editör: Kerim Öztürk