Nihat Genç, Twitter'da Erzincan'daki altın madeninde, sadece Türkiye'ye değil, Basra Körfezi'ne kadar uzanacak bir doğa katliamı yaşandığını yazdı.

Mesajları şöyle:

*Şu, Suudlu gazeteciyi erittikleri sülfürik asit bidonu var ya... İşte Erzincan İliç'te Amerikalı madenciler, altı yüz futbol sahası büyüklükte sülfürik asit havuzu yaptılar ve apartman kadar büyük buharize makineleri getirerek asidi buharlaştırıp havaya salıyorlar!

*Dünya bilim adamları raporlar hazırladı ve "dünya tarihinin gelmiş geçmiş en korunmasız, en vahşi ve en büyük çevre felaketi. Çernobil felaketinden de beter" diyorlar! Ülkemiz resmen işgal olsaydı Amerika yasaları bu şirketlere izin vermezdi!

*Ayrıca Erzincan depremde Japonya'yla yarışıyor ve sülfirik asit gölü, Fırat nehrine (Karasu) üç-yüz metre mesafede... Yani bir sızma olursa, geçtik doğu Anadolu'yu Basra'ya kadar tarım yapılması mümkün değil... Ve milyonlarca yıl sürecek bir kirlilikten söz ediliyor...

*Havaya salınan milyonlarca ton sülfürik asit, şu anda Doğu Anadolu'yu tehdit ediyor, Karadeniz'in çay fındık ve ormanlıkları dahi tehdit altında... Yİne bilim adamları, bu sülfürik bulutlarının uygun rüzgarla Ankara'ya dahi ulaşabileceğini söylüyor!

*Büyük medyanız sessiz siyasileriniz ülkeyi peşkeş çekmiş, Amerikalılar uzay teknolojisi, nükleer, bilgisayar vs. kullanılan stratejik madenler uğruna, toprağımızı mahvediyor!

***

Peki Anadolu yaylasının ortasında sülfirik asit havuzu kurdurup çevre felaketine çağrıda bulunan iktidar, gerçekte ne yapmaya çalışıyor?

Mesajlara yorum yapan Sedat Cezayirlioğlu"Türkiye'yi öldürüyorlar. Burası Türkiye'nin kalbi, burası Türkiye'nin beyni, Türkiye'nin kalbini zehirliyorlar, Türkiye'nin beynini zehirliyorlar... Bu nehir Türkiye'nin en büyük nehri Fırat nehri... 13 Nisan'daki Erzincan İliç de yapılacak keşfe katıl Türkiye susma! Muhalefet susma." demiş...

"Delinin biri"nin paylaşımı ise şöyle:

"İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet... Birtakım silahlar çıkarıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar! Evlerine, sosyal statülerine, paralarına hiç bir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar...

Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar." (Maksim Gorki'den)

***

"Darbeli Matkap"ın yorumu ise daha kısa:

"Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tasfiye ediliyor..."

Öyle ya Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etmeye kalkışmasalar, cumhuriyetin bütün kurum ve kuruluşlarını satıp savarlar, kapatırlar, bunları yapamazlarsa içini boşaltarak değersiz hale getirirler miydi? Atatürk'e savaş açarlar mıydı?

"Darbeci yetiştiriyor" gerekçesiyle bu ülkenin harp okullarını yok ettiler, askeri liselerini yok ettiler, bunun cumhuriyeti tasfiye etmekten başka ne amacı olabilir?

Türkiye, dünyanın en büyük enflasyon ve işsizlik oranına sahip... Enflasyon bile bile azdırıldı, Merkez Bankası boşaltıldı! Türkiye üzerinden çekirge sürüsü geçmiş gibi talan edildi. Bunun siyasi hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etmek değil midir?

Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Afganistan'dan, Pakistan'dan 10 milyon civarında insanın Türkiye'ye kabul edilmesinin hedefi de Türkiye'yi Türk devleti olmaktan çıkarmak değil midir?

Ülkenin sularını satıyorlar, Akdeniz ve Ege'de ormanların yakılmasına ve yangınların söndürülmemesine yangın uçaklarını devre dışı bırakarak zemin hazırlıyorlar, zeytin ağaçlarını söküyorlar, Doğu Karadeniz'deki ormanları kese kese bitirmek üzereler... Kesimi muhtarlara yaptırıyorlar ki halkın sesi çıkmasın!

Halkın büyük bir bölümünü de aşılarla genetik dönüşüme sürüklediler ama 10 milyon yabancıyı aşılamadılar.

Bütün bu olaylar, darbeli matkap gibi Türkiye'yi delik deşik ediyor ama et yemek de artık çok zor olduğu için halkın büyük kısmının algılama yeteneği zayıfladı ki çoğunluk bu olan biteni hissetmiyor bile..

Arslan BULUT

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve haberalp'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.