Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo Ondimba, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Umaro Sissoco Embalo, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Karadağ Cumhurbaşkanı Yakov Milatoviç, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Kongo Cumhurbaşkanı Denis Sassou N'Guesso, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Stevo Pendarovski, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Togo Cumhurbaşkanı Faure Essozimna Gnassingbe, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov, Bangladeş Cumhurbaşkanı Muhammed Şahabuddin Çuppu, Gine Devlet Başkanı Mamady Doumbouya, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Macaristan Başbakanı Victor Orban, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, Rusya Federasyonu Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Viktoroviç Volodin, Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkan Yardımcısı Ding Zhongli, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Jelka Sviyanoviç, Konsey Üyeleri Jelko Komşiç ile Denis Beçiroviç'in yanı sıra Bosna Hersek Sırp Entitesi Başkanı Milorad Dodik, eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder, eski KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, eski Bosna Hersek Başkanlık Konseyi üyesi Bakir İzzetbegoviç, eski İsveç Başbakanı Carl Bildt.

***

Dikkat ederseniz eski Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar dışında, Batılı ülkelerden tek bir üst düzey temsilci yok. Sadece bir tespit yapıyorum! Yoksa ABD ve Batı Avrupa demek, emperyalizm demektir, sömürgecilik demektir. Fakat hiçbir Batılı ülkenin törene Cumhurbaşkanı veya Başbakan düzeyinde katılmamasının da bir sebebi olmalı değil mi?

Gerçi Erdoğan da törende yaptığı konuşmada "Bundan sonra uluslararası kamuoyu; küresel krizlerin çözümünde daha fazla inisiyatif alan, bölgesinde barışın ve istikrarın tesisi için daha fazla çabalayan, Türk ve İslam dünyasının kalkınması için daha çok koşturan, mazlum ve mağdurlara daha fazla sahip çıkan bir Türkiye görecektir." diyerek nasıl bir dış politika yürütüleceğini de açıkladı.

Türkiye, Erdoğan'ın yeni dönemine Batı tarafından dışlanmış olarak giriyor! Bu durum, devletin iç politikasının da yukarıda listesi bulunan devletler ortalamasına benzeyeceğinin göstergesi olabilir mi?

***

Erdoğan, konuşmasında "Bölgecilik, particilik veya ayrımcılık hiçbir zaman yapmadık." dedi. Konuşmanın bu bölümünü televizyondan dinlerken "21 yıllık dönemde, partizanlık gütmeden tek bir atama yapılmış mıdır?" diye düşündüm...

Erdoğan, "Yalanlara, iftiralara maruz kalsak da adaletten asla sapmadık. Kendi seçmenimizle birlikte bize oy vermeyenlerle de muhabbetin diliyle konuştuk" derken acı acı gülümsedim... Montaj kasetleri seçim kampanyasında kim kullandı?

Türkler Ve Latin Alfabesi... Türkler Ve Latin Alfabesi...

***

Erdoğan"Gazetecisi, yazarı, sivil toplumu, sanatçısı, siyasetçisiyle tüm muhalefet cenahının artık millî iradeyle barışmasını istiyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılına kavuşmanın heyecanını yaşadığımız bu yılda Türkiye'nin bir 'büyük kucaklaşmaya' ihtiyacı olduğuna inanıyoruz" da dedi!

Göreve başlama törenine veya 21 yıllık faaliyetlerine muhalefet çizgisinde olan tek bir gazeteci, köşe yazarı davet etmemiş olan Erdoğan, millî iradeyle barışmaktan, büyük kucaklaşmadan nasıl söz edebilir?

Kendi adıma şunu söylemeliyim ki kimseden bir davet beklemiyorum ama öncelik verdiğim konu, Türkiye'yi yöneten siyasi kadroların, devletin kurucu iradesiyle barışık olmasıdır. Zira kurucu irade, millî iradenin kök hücresidir!

Erdoğan kurucu iradeyle barışırsa, millî iradeyle asıl kendisi barışmış olur. Asıl sorun, çözülmüş olur

Erdoğan'a oy verenlerin çoğunluğu, devleti tehlikede gördüğü için böyle bir tercihte bulunmuştur; "Türkiye Yüzyılı" hedefinin sadece adı güzeldir; içeriğinin ise sınırları sözde sığınmacı istilasına açarak Türkiye'yi bir Orta Doğu konfederasyonuna dönüştürmek olduğuna dair kuvvetli emareler vardır. Millî irade, buna karşı durmaktır.

Arslan Bulut - Yeniçağ

Editör: Kerim Öztürk