Bu ülkede, akıl veren çok ama risk almazlar, Atatürk’ün askerleriyiz derler, ideolojik ve ön yargılarla, şu mahalle, bu mahalle mensubiyeti ile, her dönemin adaletsizliklerini mahalle baskısı ve rejimin etkisiyle, algılarıyla, olaylarda, adaletsizliklerde, haklıya, hukuka değil, hukuksuza destek olurlar bazen bilerek, bazen de bilmeyerek.

Biri, bir adaletsizlik yaşar, bizim mahallenin mi, değil mi hastalığı etkisiyle duyarsızlık ve haksız savunma veya yerme. Bütün hukuksuzluklar kademe kademe gelir, sebep, sonucu hazırlar, aydını, hukukcuları, siyasetçileri, adı sivil, sivil olmayanları,  boş ver ben rahatım, beni ilgilendirmez diyenler bela kendilerine gelince feryat ederler.

Mehveş Evin “A’dan Z’ye Buraya Nasıl Geldik” eserinde belirtilen konuların serüveni fazlasıyla yaşanıyor. Şimdi bu toplum öyle bir bela yaşıyor ki, liyakati yok edenlerden, kurtuluş mu bekliyor? Silkinmek gerekmez mi? Parti beğenmezler, lider beğenmezler, bahane çok, olanları gördükleri ve bildikleri halde, gerçeği görüp, görmezden gelirler.

Peki bu işlerin sorumluluğunu kim göğüsleyecek. Mehdi ve Mesih mi gelecek? Ülkede akıl, bilim, hukuk, demokrasi ve ahlak kaldı mı? Yazık Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu mirasa, Cumhuriyete, adalete, sahip çıkamadık topyekün. Boş gürültülerle, sloganlarla, ideolojik kimliklerle, hizmet ettiklerimize bakıp, adaleti aramadık, ön yargıların etkisinde kaldık.

Namuslu ve ahlaklı, hukuk bilen, adaleti savunan, siyasetçileri de küçük gördük, dışladık, çıkar bekledik. Namuslu ve ahlaklı olanlara, destek olmak bu kadar zor mu?

Belayı Tanrı vermez, kul ister, bunu yaşar. Karekterin ne ise, kaderini yaşamak böyledir. Adaletsizliğe ve haksızlığa, direnç göstermek, karşı durmak, akılla, bilimle, hukukla, ahlakla, insanlıkla olur.  Düşünen insanlar; kim olursa olsun, gazeteci, siyasetçi, bilim insanı, bürokrat, iş insanı, mahalle ayrımı yapılmadan, namuslu ve ahlaklıya, hakikate, destek olmak ve adaletten yana olmak zarurettir, diyemedik. Kirlilere toz kondurmadık. Suretlere kandık.

Yalcılıkla, yanlışa yandaşlık edenleri kahraman gördük, ahlaksızlıklarını ekranlarda dinledik. Gördüklerimiz ortada, görmediklerimize, ön yargıyla bakmayalım. Meşru isyan ahlakıyla, milletin hakkını koruyalım, hukuk devletine sahip çıkalım. Bir ülkeyi,  kimin yönettiğinden ziyade, nasıl yönetildiğine bakalım. Her şeyin dibe vurduğu, anayasanın yok sayıldığı bir ülkede, adalet olur mu? Mafya, soyguncu, uyuşturucu, kara para aklayanları, kirlilikleri koruyan, ahlaklı ve liyakatlı kadroları yok eden, bir sistem hukuk devleti olabilir mi? Bunu düşünmek, tüm demokratların, ahlaklı insanların görevi değil mi?

Rahmetli Cemil Meriç’in dediği gibi, sucu, bucudan ziyade; namuslularla, namussuzların mücadelesinde, tarafımız, namuslulardan ve adaletten yana olsaydı bunlar olur muydu?

Osmanlı’nın Kürtleştirdiği  Türkler! Osmanlı’nın Kürtleştirdiği Türkler!

Kurtaran çıkar diye, kurtarıcı beklemek, yaşayacağımızın garantisi var mı?

Uyanmak ve uyandırmak gerekir toplumu. Ülkem için, milletim için, ezilenler ve haksız yere, zulme uğrayanlar için, adalet için, gayretimiz olmalıdır. Kirli rejimler kendi yazdıkları planlarla, suç ve düşman üretirler, algılarla bunu yayarlar ki, skandalları kapatarak hukuksuzlukla çıkarları daim olsun, aç, sefil, onlar için önemli değil. Kirli despotların amacı, fakirlik üretmek, fakirin çocuğu okumasın, bilmesin, kölelik yapsın, çıkarcılar ve soyguncuların menfaati için. Çok suç işledikleri içinde hep gelecek korkusu yaşarlar bunlar. 

Liyakatsiz suç işleyenleri de makama getirerek, kendilerine zırh düşünürler. Bunlar için şahsi çıkar, milletin, ülkenin, devletin, çıkarından üstündür. Bunların vatanı da olmaz, milleti de. Bunları tanıyarak, sorgulayarak, bilerek hareket etmemiz gerekir. Umutsuzluğa kapılmayalım. Cumhuriyeti biz kurmadık, bizlere emanet edildi. Bunu korumak şereftir, namustur. Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak bizlerin görevidir. Yılmak yok, engeller aşmak içindir. Böyle düşünenlere, çalışanlara, gayret edenlere, saygı, sevgi ve selam olsun.

Kemal Albayrak - 12-11-2023

Editör: Kerim Öztürk