İsrail-İran geriliminde Cihat Yaycı'dan çarpıcı yorum: Bu bir cambaza bak savaşıdır' diyerek Türkiye'yi uyardı İsrail-İran geriliminde Cihat Yaycı'dan çarpıcı yorum: Bu bir cambaza bak savaşıdır' diyerek Türkiye'yi uyardı

1- Kiracısını beş bin, on bin gibi rakamları veremediği için çıkaran ev sahibiyle kiracısı aynı çorba kuyruğunda gördüm.
2- Erzak dağıtırken “bu bana yeter, biraz benden sonrakilere ver" diyen köylüler gördüm.
3- Dağıtım sırasında bizi zorla evine götürüp yemek yediren, evde yiyecek namına ne varsa sofraya getiren depremzede gördüm,
4- "Allah’tan şer gelmez, Allah’tan ne gelirse hayırdır. Bu depremde de hayır var." diyen depremzede gördüm. 
5- Arabasını çalıştırıp uyuyunca arabasının eksozundan zehirlenip ölmek üzere iken komşusu tarafından farkedilip zehirlenmiş halde uyandırılan aile gördüm.
6- AVM’si yıkılmış, arabaları enkazın altında kalmış , bizden bulgur alacak kadar sıfırı tüketmiş iş adamları gördüm.
7- 20 saat uğraşıp kolu kesilmesin diye sütunu kesip kurtardığımız 24 yaşındaki kızımızın üç saat sonra öldüğünü gördüm.
8- Annenin "önce beni kurtarın", kızının "önce beni kurtarın" diye yalvardığı mahşer alanını gördüm.
9- Nesi var nesi yoksa bırakıp şehri terketmek isteyen genç jenerasyonla, "buraları bırakmayın, şehrinize sahip çıkın, terketmeyin" diye yalvaran yaşlıları gördüm. 
10- Kilometreyi daha önce bir kere sıfırlamış Suriyelileri bu ikinci kilometre sıfırlama olayında daha rahat, şerbetli, daha kabullenici, daha mütevekkil görürken, Anadolu insanının kafasını daha karışık gördüm.
11- Depremden kocasının ölmüş cesedi çıkınca “Depreeem Allah senin belanı versin” diyerek kendini paralayan kadınlar gördüm. 
12- Hiç kızı olmayıp dört oğlu da enkaz altında kalan, ama hiç birisine ulaşmadığımızda babanın gözümüzün içine bakıp ağlayarak “en azından bir oğlumu kurtarın” diye yalvardığını ama bizim de aciz olduğumuz anları gördüm.
13- Alt, üst, yan  komşusunun kim olduğunu bilmeyen komşular gördüm.
14- Termal kameranın arama kurtarma ekiplerinin işlerini ne kadar hızlandırdığını, eğer yoksa iğne ile kuyu kazmaktan beter olduğunu gördüm. 
15- Bir insanın hayatının senin ellerinde olduğunu, sen yardım etmezsen öleceğinden emin olduğun yüzlerce yalvarma arasından hangisini seçeceğini, hangisini çabuk kurtarırsam diğerine çabuk varırım kararsızlığı yaşadığımı gördüm.
16- Her insanın hiç bir şey yapmasa bile bir deprem bölgesini ömür boyu ibret olabilmesi adına ziyaret etmesinin zaruri olduğunu gördüm.
17- İnşaatını iyi mühendislere yaptıranla kötü mühendise yaptıranların elde ettikleri kârı hayatlarıyla ödediklerini gördüm.
18- Dışı cancanlı olan binaların yıkılınca ne kadar da malzemeden çaldıklarını, elimizde ufalanan duvar parçalarının aslında elimizden dökülen birer insan karakterinin olduğunu gördüm.
19- Talan edilmemiş tek bir zincir market şubesi, bir bakkal, bir çerezci, sanayide yedek parçacı, bir AVM’nin olmadığını görünce ahirete tehir edilen hesaplarımızın çok daha büyük olduğunu gördüm.
20- Hz. Adem dünyaya nasıl sıfırdan başladıysa yöre insanının da sıfırdan başlamaktan başka çaresinin olmadığını, halka verilecek telkinlerin bu yönde olması gerektiğini gördüm. 
21- Bir hafta boyunca para harcayacak bir şeyin olmadığını, cüzdanımı çıkarmadığımı, satın alınacak bir şeyin olmadığını gördüm.
22- İlk defa bir hafta boyunca ezan okunmayan bir islam şehrinin olduğunu gördüm. 
23- Habib-i Neccar camisinin yıkılmasıyla en eski tarihi bir eserimizin daha yok olduğunu gördüm.
24- İnsanoğlunun yatay mimariye geçmesinin, en fazla  üç kat olması gerektiğinin gerekirse dinî bir fetvayla farz haline dönüşmesinin zorunlu olduğunu gördüm.
25- Olası bir İstanbul depreminde arama kurtarma ekiplerinin hayatî önem taşıdığını, her Türk vatandaşının hilti, matkap çeşitlerini kullanacak, enkazda koridor açacak kadar deprem bilgisine sahip olması gerektiğini, evlatları içeriden bağrışırken ne yapacağını bilmeyen abiler ve çocukları, babaların olduğunu gördüm.
26- Bu topraklarda yaşamayı göze alanların depremi de göze almaları gerektiğini; Allah’ın yerleşimcilerin dinine göre yeraltı tabaklarının rotasını değiştirmeyeceğini, tedbirimizi Allah’ın değil bizim almamız gerektiğini gördüm.

Editör: Kerim Öztürk