İsmailağa şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yeğeni Saadettin Ustaosmanoğlu, sosyal medyada yayınlanan bir videoda, Hamas’ın İsrail’de yaptığının benzerini Türkiye’de yapmayı savundu.

Ustaosmanoğlu, videoda şöyle konuştu:

“Sadece Büyük Doğucular… Fazla adama ihtiyaç yok. Buradakilerle biz hallederiz. Hamas’ın kıymetini bilelim. Adamlar fiziki şartlarda, adamlar öyle bir şey gösterdi ki bize. Biz Türkiye’de bunun idrak boyutuyla bir şey yapmalıyız. Vakti geldi çünkü. Başımızı belaya sokmak için söylüyorum… Biz şu an itibariyle vakti zamanı iyi değerlendirebilirsek Türkiye’de bir devrim olmaması için bir sebep yok. Vallahi de, Billahi de, Tallahi de zafere az kaldı.”

***

40 yıldır anlatılıyor ama kimse inanmak istemiyor, hatta Cumhuriyeti kuran parti olan CHP’nin Özgür Özel’den önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu“Anayasa Mahkemesi’nin AKP konusunda verdiği bir karar var, laiklikle ilgili. Ben bugün için laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum. Eğer tehlikede dersek bunun altını doldurmak lazım, askıda kalır, gerekçelendiremem. Din alanında özgürlükleri daha da genişletmek gerektiği de görülüyor. Ancak burada sorun dinin siyasal amaçlar için kullanılması, siyasallaştırılması. Bunun da önüne geçmek gerek.” demişti.

Bilindiği gibi AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesi'nin 11 üyesinden 10'u, AKP'nin ''laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğine'' işaret etmiş, bu üyelerden 6'sı AKP'nin söz konusu eylemleri nedeniyle ''temelli kapatılması'' yönünde görüş belirtmişti.

Mahkemenin 4 üyesi ise AKP'nin eylemlerini, temelli kapatmayı gerektirecek nitelikte bulmamış, partinin Hazine yardımından yoksun bırakılması yönünde oy kullanmışlardı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ise davanın reddi yönünde oy kullanmıştı.

Yüksek Mahkeme, AK Parti'nin 2008'de aldığı Hazine yardımından 1/2 oranında yoksun bırakılmasına karar vermişti.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, ''Dinin ve dinsel duyguların istismarı nedeniyle laikliğe aykırı görülen davalı parti eylemlerinin toplumu devlete ve siyasete yabancılaştırması yoluyla demokratik işleyişi engelleyebileceği ve anayasal düzenin meşruiyetinin sorgulanmasına yol açabileceği inkâr edilemez'' ifadesi kullanılmıştı. Yani gerekçelendirme vardı...

Şimdi AKP iktidarında güç kazanarak devlete yabancılaşanlar, devlete düşman olanlar, Anayasal düzenin sorgulanması veya laiklik bir tarafa, anayasal düzenin silah kullanarak ortadan kaldırılmasını telaffuz ediyor ama siyasilerden çıt çıkmıyor!

***

Hamas’ın son saldırıyla aslında İsrail çıkarlarına hizmet ettiği, tartışılması gereken ayrı bir konu ama Türkiye’de siyasi iktidarın Hamas’ı bir siyasi parti olarak gördüğü ortada.

Hamas, görünürde İsrail ile savaşıyor değil mi? Peki Hamas’ın yaptığı yapılacaksa, Türkiye’de İsrail yerine konulan güç kimdir?

İktidarda bulunan AKP, bütün kadrolarıyla Hamas’ı destekliyor; AKP’nin kilit noktalarında ve dolayısıyla devletin önemli makamlarında bulunan yöneticilerin tamamı bir tarikat mensubu; AKP iktidarı için bir bakıma “tarikatların iktidarı” da denilebilir...

Öyleyse, devrim kime karşı yapılacak? Hamas’ın yaptığı gibi yapılacaksa, nereye baskın yapılacak, kaç kişi katledilecek, kaç kişi rehin alınacak?

Tabii bir de “Büyük Doğucular... Fazla adama ihtiyaç yok” sözleri var ki Necip Fazıl’ın “başyücelik” diyerek tanımladığı bu devlet yapısının özlemiyle yanıp tutuşanlardan bahsediliyor. Sayıları sınırlı ama devrim için yeterli görülüyor! FETÖ kalkışmasından hiç ders alınmadığı belli oluyor!

“Devrim”den kasıt da herhalde Anayasal düzeni, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkarak, yerine Taliban modeli bir devlet kurmak olsa gerek.

Aslıyüce’nin son seferi... Aslıyüce’nin son seferi...

***

İlahiyatçı Cemil Kılıç“Allah Adına; Sömürü, Cinayet, Katliam ve Sürgünler” adlı son kitabında, “İnsanlara Allah adına zulmetme uygulaması, her dinde var ama bu konuda en çok öne çıkan dinler Hıristiyanlık ve Emevi Müslümanlığıdır.” diyor.

“Hamas’ın yaptığını Türkiye’de yapalım” çağrısı, bir kişinin hezeyanı değildir; Emevi Müslümanlığının 21. yüzyılda ne boyutlara geldiğinin çok açık bir delilidir...

Editör: Kerim Öztürk