Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, darbe girişimi planladıkları gerekçesiyle 25 şüphelinin gözaltına alınmasıyla ilgili açıklama yaptı ve "Devlet düşmanlarına karşı sert duruşumuzu sürdüreceğiz." dedi.

Burjuva olarak varsayılan, varlıklı çevrelerde demokrasiyi hiçe sayarak radikalleşen, komplo teorileri ve ihtilal fantezilerinin peşinden giden ve şiddetten sakınmayan insanların bulunduğunu bildiklerini aktaran Faeser, bunları izlediklerini kaydetti.

Alman Polisi, 7 Aralık'ta "İmparatorluk Vatandaşları" ideolojisine sahip bir grubun üyelerine yönelik operasyon düzenlemiş, aralarında eski asker, polis ve yargıcın bulunduğu 25 kişiyi, terör örgütü üyesi olmak ve silahlı darbe planlamak suçlamasıyla gözaltına almıştı.

***

Kendilerini "İmparatorluk vatandaşları" olarak tanımlayanlar, mevcut Almanya devletini tanımıyor.

"Devlet düşmanlığı" kavramı açısından Türkiye'deki durumu değerlendirelim ve soralım:

-Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, nasıl bir kadro tarafından yönetiliyor?

Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırıp, yerine CIA yetkilisi Graham Fuller'in teorisini yazdığı "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" kuracağını söyleyenler tarafından yönetiliyor değil mi?

Bu arada muhalefet de ana gövdeleri itibarıyla aynı projeye ikna edilmiş durumdadır. 1921 Anayasası'na dönmek ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına konulan çekinceleri kaldırmak, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı'nın önde gelen partileri tarafından zaman zaman gündeme getirilmektedir. 1921 Anayasası'na dönmekten kasıt, öncelikle milletin adının Anayasa'da belirtilmemesi, yani Türkiye'nin Türk devleti olmaktan çıkarılmasıdır.

İktidarın, ülkeye yabancıları doldurmaktaki asıl hedefi de nüfus yapısını değiştirerek, Türklüğün hakkından gelmektir...

***

Diğer taraftan, devleti devlet olmaktan çıkaran, adalet ve eğitim sistemini yok eden, tarikat ve cemaat yapılanmalarının bütün kadroları istila etmesidir. Zaten vakıf adı altında örgütlendikleri için devlet kurumları tarafından da finanse edilmektedirler. Esasen, farklı gibi görünen cemaat kadrolarının tamamı, devleti "tağut" olarak görmekte ve bu yüzden başta yargı olmak üzere bütün devlet sistemini zayıflatmaya çalışmaktadır.

Güncel örnek, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin kardeşi Şeyhmus Nebati'nin yazdığı yüksek lisans tezinde laikliği "tağut" olarak nitelendirmesidir.

Oda TV'den Masum Gök'ün haberine göre, Şeyhmus Nebati, 2016 yılında Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde "Kur'an'da tağut kavramı" adlı bir tez yazdı. Türkiye bir sokak röportajında benzer söylemi kullanan format atılmış çocuğu konuşuyor ama Şeyhmus Nebati, yüksek lisans tezinde laik demokratik sistemi "tağut" olarak nitelendiriyor.

Yani devletin temel niteliklerini yok etmek için dini inançları kullanmak... Devlet düşmanlığı başka nedir?

Devletin gözetimindeki bir üniversitede, devletin temel niteliklerini yok etmek için tez yazılıyor... Tezi yazan da Maliye ve Hazine Bakanı'nın kardeşi... "Laik sistemler Allah'ın razı olmadığı sistemlerdir ve 'tâğut' kavramına dahildirler. Bu yüzden reddedilmeleri imanın gereğidir." diyor.

Bu uydurma din anlayışıyla, millî, demokratik ve laik devleti yıkmak, yani Türk devletini yıkmak, imanın gereği olarak gösterilmiş oluyor...

Zaten 1960'lı yıllarda, bölücü kadroların Türk devletinden Dersim'in intikamını almaya yemin ettiği, bunun için dini kullanacağı Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir rapor halinde bildirilmiştir.

***

Devlet, bu duruma adım adım getirildi... Önce Ticaniler eyleme başladı, ardından tağutçular Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı'nı ele geçirdi... Onun görev verdiği, Gladio mensubu bir vaiz, 40 yıl içinde ülkenin bütün yönetim kadrolarının amiri oldu! O tehdit savuşturulmuş gibi görünüyor ama gerçekte "devletin kılcal damarlarına" girmiş durumdalar. 

Devlet düşmanları, devletin içindedir. Başka yerde aramaya gerek yok...

Arslan Bulut - Yeniçağ